İçeriğe atla

dikmek

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Eylem

[düzenle]

dikmek (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi diker)

Kuleyi dikmişler.
Adamlar, ağaç dikiyorlar. (2)
Kadın, şişeyi dikiyor. (3)
  1. Bir cismi dik olarak durdurmak.
    • Bir yere direk dikmek.
  2. Yetiştirmek için bir bitkiyi toprağa yerleştirmek.
    • "Boş toprağa bir koru dikseniz otuz yılda gölge verir." - Falih Rıfkı Atay
  3. Bardak, kadeh, testi vb. kapların içindekini bir çırpıda, bir solukta içmek.
    • "Doldurmasıyla kadehini dikmesi, gözünü kırpmadan tek yudumda devirmesi bir oluyor." - Attilâ İlhan
  4. Biçilmiş veya yırtılmış kumaş, deri, yara vb.ni iğneye geçirilmiş iplikle tutturmak.
    • Giysi dikmek.
  5. Biçilmiş kumaş veya deri parçalarını) İğne iplikle birbirine tutturmak suretiyle giyilecek veya kullanılacak bir şey meydana getirmek.
    • Kocasının ve çocuğunun üstünü başını diker (Burhan Felek).
  6. Beklemek için birini bir şeyin başına getirmek.
    • "O günden sonra kapıya diktiği bir bekçiye iş çıkışları işçilerin üstlerini arattı." - Lâtife Tekin
  7. Top, taş vb.ni dikine havaya atmak.
  8. Yapı kurmak, inşa etmek.
  9. Top vb.ni oyun alanında belirli bir yere koymak.
    • Oyuncu topu penaltı noktasına dikti.

Atasözleri

[düzenle]

Deyimler

[düzenle]

nalları dikmek, ocağına incir ağacı dikmek, tüy dikmek

Çeviriler

[düzenle]

Kaynakça

[düzenle]


Türkmence

[düzenle]

Eylem

[düzenle]

dikmek

  1. (dokuma) dikmek
  2. kaldırmak
  3. batırmak, saplamak

Kaynakça

[düzenle]
  • Atacanov, Ata (1922). Türkmendolu Yir Sözlüğü.