İçeriğe atla

beklemek

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Köken

[düzenle]

Osmanlı Türkçesi بكلمك sözcüğünden devralındı, بكله‌مك (beklemek) sözcüğünden, Ana Şaz Türkçesi *bekle- sözcüğünden, *bek sözcüğünden. Morfolojik olarak: pek + -le.

Söyleniş

[düzenle]

Eylem

[düzenle]

beklemek (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi bekler)

  1. Bir iş oluncaya, biri gelinceye değin bir yerde kalmak, durmak.
    • 2022:Ahmet Hamdi TANPINAR, 2022, 39. baskı,, Huzur, sayfa 19 , Dergâh Yayınları
      "İhsan vaktinde hastahaneye yetişebilmek için bir türlü araba bulamamış, tramvayla gelmişti. Hatta yolda boş bir araba bulabilmek için tramvayın basamağında beklemişti."
  2. Süre tanımak, acele etmemek.
    • "Bu ikramın sebebini anlamak için telaşsız bekledi." - Nâzım Hikmet
  3. Bir şeyi, bir kimseyi gözetmek, korumak, muhafaza etmek.
    • 2020: Mehmet EROĞLU, 2020, Yarım Kalan Yürüyüş, sayfa 117 , İletişim Yayınları
      "Yoksa gece başında mı beklediniz, Doktor?"
  4. Herhangi bir şey ummak.
    • "Nikâhtan bu kadar keramet bekleme!" - Peyami Safa
  5. Karşılaşma ihtimali bulunmak.
    • "Oysa bizi bekleyen yaşam bu değildi." - Reha Mağden
  6. Bir kimsenin gelmesini veya bir işin olmasını gözler vaziyette olmak.
    • "Bu tecrübeli deniz kurdunun muhakkak bir beklediği var." - Feridun Fazıl Tülbentçi
  7. oyalanmak

Çekimleme

[düzenle]

Deyimler

[düzenle]

dört gözle beklemek, nöbet beklemek, yolunu beklemek

Çeviriler

[düzenle]

Çeviriler

[düzenle]

Kaynakça

[düzenle]

Eski Türkçe

[düzenle]
Düzenleme yapıldıktan sonra bu not silinmelidir.

Eylem

[düzenle]
  1. beklemek
  2. gözetmek
  3. saklamak
  4. hapsetmek
  5. pekitmek
  6. kapatmak

Türkmence

[düzenle]

Eylem

[düzenle]

beklemek

  1. kapamak, örtmek
  2. kuvvetlendirmek, güçlendirmek, sağlamlaştırmak.