yetiştirmek
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]- Heceleme: ye‧tiş‧tir‧mek]
Eylem
[düzenle]yetiştirmek (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi yetiştirir)
- Birini, bir şeyi gitmekte veya gitmek üzere olan bir kimse veya şeye ulaştırmak, ulaşmasını sağlamak.
- Vaktinde hazır olmasını sağlamak, tamamlamak, bitirmek.
- Kitabı önümüzdeki aya yetiştireceğim.
- Birini gerekli bir iş için tam zamanında bir yere götürmek.
- Hastayı doktora yetiştirmek.
- Geliştirip büyütmek.
- "Evlerinin bahçesinde bir iki elma, erik ağacı yetiştirirler." - Necati Cumalı
- İletmek, duyurmak.
- Sağlayıp vermek.
- "Bir sakallı garson ahaliye boyuna su yetiştiriyor." - Reşat Nuri Güntekin
- Yetmesini sağlamak.
- "Cephemiz susuz, kuru ekmek ve benzini güç yetiştiriyoruz." - Falih Rıfkı Atay
- Aceleyle ulaştırmak.
- (mecaz) Söylenmemesi gereken bir şeyi birine hemen söylemek.
- Nuran'ın halasının kızı lâfı değiştirmek istedi; fakat Muazzez'in bütün bildiklerini Mümtaz'a yetiştirmesine hiçbir kuvvet mâni olamazdı.— Ahmet Hamdi TANPINAR, 2022, 39. baskı, Huzur, s. 76, Dergâh Yayınları
- (mecaz) Gelişip büyümesini sağlamak, büyümesine özen göstermek; beslemek, büyütmek.
- "Munise'yi güzel ahlaklı bir kadın olarak yetiştirecektim." - Reşat Nuri Güntekin
- (eğitim) Eğitim, öğrenim sağlamak.
Çekimleme
[düzenle]Çeviriler
[düzenle]çeviriler
Kaynakça
[düzenle]- Türk Dil Kurumuna göre "yetiştirmek" maddesi