zarf
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Köken
[düzenle]Osmanlı Türkçesi ظرف, o da Arapça ظرف (ẓarf, “1. güzellik, zarafet, 2. dış yüz, kılıf, kabuk, 3. gramerde zarf”) sözcüğünden.
Söyleniş
[düzenle]Ad
[düzenle]zarf (belirtme hâli zarfı, çoğulu zarflar)


- (kaplar, posta) İçine mektup veya başka kâğıtlar konulan kâğıttan kese:
- "Bir sabah kahvaltımı yaparken bana gösterişli bir zarf getirdiler." - Ahmet Haşim
- (kaplar) İçine fincan veya bardak oturtulan metal kap.
- Nesrin'in yardımcısı Seniha Hanım'ın getirdiği kahveleri bakır zarfları içinde her biri birer berjerin kenarından alan Nesrin Hanım'la Ali Raif Bey kahve masası üzerine birbiri ardına iki gümüş tabaka çıkarıp bıraktıklarında ben ikili koltukta Seniha Hanım'ın elindeki tepsiden kahveyi alırken az daha üzerime döküyordum.— 2014, Nalân KİRAZ, Gölgeli Konak, Alakarga Sanat Yayınları, s. 108
- Kılıf.
- Küçük çukurda, yol kenarında, zayıf çiğdem büyüyor. Kırılgan zarfından uzuyor yaprakları.— 2010, Ahmet BÜKE, Kumrunun Gördüğü, Can Sanat Yayınları, s. 110
- (dil bilimi) bir Fiilin, sıfatın veya zarfın anlamını zaman, durum, yer, ölçü, nitelik ve soru kavramları bakımından belirleyen veya sınırlayan kelime; belirteç: belirteç
- Dil bilgisinden zarfları anlatırken öğretmen birden bağırmaya başladı. - M. İzgü
Çekimleme
[düzenle]Türetilmiş kavramlar
[düzenle]ortak zarf tümleci, zarf-fiil, zarf-fiil grubu, zarf tümleci, astarlı zarf, filateli zarf, pekiştirmeli zarf, ilk gün zarfı, mekân zarfı, özel gün zarfı, soru zarfı, yer zarfı, yön zarfı, zaman zarfı, bağlama zarf-fiili, zarf yaka