beslemek

Vikisözlük sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

Türkçe[düzenle]

Eylem[düzenle]

beslemek -r

[1] yiyecek ve içeceğini sağlamak
Okulun artıklarıyla otuz kişiden fazla insan besliyorduk. - H. E. Adıvar
[2] yedirmek
Pembe ekmekler kızartacak, üstlerine tereyağı, reçel, havyar sürecek, onu eliyle besleyecekti. - H. E. Adıvar
[3] semirtmek
[4] çoğaltmak, eklemek, katmak
Ateş zayıfladıkça besliyor, ateşe gömdükleri mısırlar piştikçe misafirin eline tutuşturuyorlardı. - N. Cumalı
[5] bir şeyi korumak veya sağlamca durmasını sağlamak için çevresini veya altını desteklemek, doldurmak, pekiştirmek
Bacaklarımızın altını iki sabun çuvalı ve atların yem torbalarıyla besleyerek sırtüstü yattık. - R. N. Güntekin
[6] yetiştirmek
Herkes kanarya, kedi, köpek beslemez ya! - H. Taner
[7] (mecaz) bir duyguyu gönülde yaşatmak
Uzun müddetten beri şiddetle beslediği bir histi. - Y. K. Beyatlı
[8] (mecaz) maddi yardım yapmak

Söyleniş[düzenle]

IPA: /besleˈmec/

Heceleme[düzenle]

Heceleme: bes·le·mek

Deyimler[düzenle]

güven beslemek
kin beslemek
koynunda yılan beslemek
kuş sütüyle beslemek

Kaynakça[düzenle]

Türk lehçeleri[düzenle]

Çeviriler[düzenle]

Atasözleri[düzenle]

besle kargayı, oysun gözünü

Türkmence[düzenle]

Eylem[düzenle]

[1] bezemek, süslemek, giyindirmek
[2] yetiştirmek, bakmak