beslemek

Vikisözlük sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Türkçe[düzenle]

Söyleniş[düzenle]

IPA: besleˈmec

Heceleme[düzenle]

Heceleme: bes·le·mek

Eylem[düzenle]

beslemek (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi besler) -r

  1. yiyecek ve içeceğini sağlamak
    Okulun artıklarıyla otuz kişiden fazla insan besliyorduk. - H. E. Adıvar
  2. yedirmek
    Pembe ekmekler kızartacak, üstlerine tereyağı, reçel, havyar sürecek, onu eliyle besleyecekti. - H. E. Adıvar
  3. semirtmek
  4. çoğaltmak, eklemek, katmak
    Ateş zayıfladıkça besliyor, ateşe gömdükleri mısırlar piştikçe misafirin eline tutuşturuyorlardı. - N. Cumalı
  5. bir şeyi korumak veya sağlamca durmasını sağlamak için çevresini veya altını desteklemek, doldurmak, pekiştirmek
    Bacaklarımızın altını iki sabun çuvalı ve atların yem torbalarıyla besleyerek sırtüstü yattık. - R. N. Güntekin
  6. yetiştirmek
    Herkes kanarya, kedi, köpek beslemez ya! - H. Taner
  7. (mecaz) bir duyguyu gönülde yaşatmak
    Uzun müddetten beri şiddetle beslediği bir histi. - Y. K. Beyatlı
  8. (mecaz) maddi yardım yapmak

Deyimler[düzenle]

Çeviriler[düzenle]

Kaynakça[düzenle]

Atasözleri[düzenle]

Türkmence[düzenle]

Eylem[düzenle]

beslemek

[1] bezemek, süslemek, giyindirmek
[2] yetiştirmek, bakmak