beslemek
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]Eylem
[düzenle]beslemek (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi besler)


- (yemek içmek) Yiyecek ve içecek sağlamak:
- "Okulun artıklarıyla otuz kişiden fazla insan besliyorduk." - Halide Edip Adıvar
- Yedirmek
- "Pembe ekmekler kızartacak, üstlerine tereyağı, reçel, havyar sürecek, onu eliyle besleyecekti." - Halide Edip Adıvar
- Semirtmek
- Eklemek
- Fakat reçineli, yağlı bir kütük gibi kendi ıstırabıyla bu alevi besliyor, onun ocağında yanıyordu.— 2022, Ahmet Hamdi TANPINAR, Huzur, 39. baskı, Dergâh Yayınları, s. 147
- Bir şeyi korumak veya sağlamca durmasını sağlamak için çevresini veya altını desteklemek, doldurmak, pekiştirmek:
- "Bacaklarımızın altını iki sabun çuvalı ve atların yem torbalarıyla besleyerek sırtüstü yattık." - Reşat Nuri Güntekin
- yetiştirmek:
- "Herkes muhabbet kuşu, kanarya, kedi, köpek beslemez ya." - Haldun Taner
- Bir duyguyu gönülde yaşatmak:
- "Uzun müddetten beri şiddetle beslediği bir histi." - Yahya Kemal Beyatlı
- (mecaz) Maddi yardım yapmak.
Çekimleme
[düzenle]Atasözleri
[düzenle]Deyimler
[düzenle]güven beslemek, kin beslemek, koynunda yılan beslemek, kuş sütüyle beslemek
Çeviriler
[düzenle]Kaynakça
[düzenle]Türkmence
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]- Heceleme: bes‧le‧mek
Eylem
[düzenle]beslemek