uçmak

Vikisözlük sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Türkçe[düzenle]

Köken[düzenle]

Eski Türkçe

Eylem[düzenle]

uçmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi uçar) -ar

  1. (akışkanlar mekaniği) kuş, kanatlı böcek vb. hareketli kanatları yardımıyla havada düşmeden durmak, havada yol almak
    Biraz havalanıp bir başka kayaya kadar uçtu. - S. F. Abasıyanık
  2. (havacılık) uçak vb. araçlar özel mekanizma ile yerden yükselmek, havada yol almak
  3. sıvı, gaz veya buhar durumuna geçmek
  4. rengi solmak
    Rengi birdenbire uçtu. - P. Safa
  5. rüzgâr veya başka bir itici güçle yerinden ayrılıp uzağa gitmek
    Bu gece tahta perde uçmuş.
  6. yüksek yerden düşmek veya yuvarlanmak
  7. belirmek
    Sakalı yeni çıkmış, yüzünde çocukça ifadeler uçuyordu. - S. F. Abasıyanık
  8. patlayıcı madde ile parçalanmak
  9. uçar gibi dalgalanmak
    Elleri trençkotunun cebinde, gözlerini karşı kıyıya dikmiş, saçları savrulurcasına geriye uçuyor. - A. İlhan
  10. çok hızlı gitmek
    Hele bir asfalta çıkalım görürsünüz bey, derdi. Uçar bu bizim külüstür. - R. N. Güntekin
  11. hava yolu ile gitmek
    Yarın İstanbul'a uçuyorum.
  12. yok olmak, ortadan kaybolmak
    Bütün kararları uçmuştu. Yüzünde iradesiz hatlar belirdi. - S. F. Abasıyanık
  13. çok sevinmek
  14. gerçek hayattan uzaklaşıp düşlere dalmak
  15. keyif verici veya uyuşturucu madde aldıktan sonra kendinden geçmek
  16. aşırılmak
    Bizim kitaplar uçmuş.
  17. (din) dinî inanışa göre ruh ölümden sonra göğe yükselmek

Deyimler[düzenle]

Çeviriler[düzenle]

Kaynakça[düzenle]

Çağatayca[düzenle]

Eylem[düzenle]

  1. cennet

Türkmence[düzenle]

Eylem[düzenle]

uçmak

  1. uçmak

Kaynakça[düzenle]

  • Atacanov, Ata (1922). Türkmendolu Yir Sözlüğü.