İçeriğe atla

uçmak

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]
  • IPA(anahtar): /ut͡ʃ.mak/, [ut̪͡ʃ.mɑk]
  • Heceleme: uç‧mak

Köken 1

[düzenle]

Bu sözcük Osmanlı Türkçesi اوچمق‎(uçmak) sözcüğünden devralınmıştır, bu sözcük Ana Türkçe *uč- sözcüğünden evrilmiştir.

Eylem

[düzenle]

uçmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi uçar)

Kuş uçuyor (1)
Uçak, uçuyor (2)
Gazlar, bacadan uçuyor (3)
Yazının rengi uçmuş (4)
  1. (akışkanlar mekaniği) kuş, kanatlı böcek vb. hareketli kanatları yardımıyla havada düşmeden durmak, havada yol almak
    • Biraz havalanıp bir başka kayaya kadar uçtu. - S. F. Abasıyanık
  2. (havacılık) uçak vb. araçlar özel mekanizma ile yerden yükselmek, havada yol almak
  3. Sıvı gaz veya buhar durumuna geçip havaya dağılmak.
  4. rengi solmak
    • 2004: Ahmet BÜKE, 2004, İzmir Postası'nın Adamları, sayfa 71 , Kanat Yayınları
      "Boyası çatlamış, grisi uçmuş, giriş kapısının hemen üstünde çivilerinden sıkılmış "Akhisar Tren Garı" yazısı."
  5. rüzgâr veya başka bir itici güçle yerinden ayrılıp uzağa gitmek
    • Bu gece tahta perde uçmuş.
  6. yüksek yerden düşmek veya yuvarlanmak
  7. belirmek
    • Sakalı yeni çıkmış, yüzünde çocukça ifadeler uçuyordu. - S. F. Abasıyanık
  8. patlayıcı madde ile parçalanmak
  9. uçar gibi dalgalanmak
    • Elleri trençkotunun cebinde, gözlerini karşı kıyıya dikmiş, saçları savrulurcasına geriye uçuyor. - A. İlhan
  10. çok hızlı gitmek
    • Hele bir asfalta çıkalım görürsünüz bey, derdi. Uçar bu bizim külüstür. - R. N. Güntekin
  11. hava yolu ile gitmek
    • Yarın İstanbul'a uçuyorum.
  12. yok olmak, ortadan kaybolmak
    • Bütün kararları uçmuştu. Yüzünde iradesiz hatlar belirdi. - S. F. Abasıyanık
  13. çok sevinmek
  14. gerçek hayattan uzaklaşıp düşlere dalmak
  15. keyif verici veya uyuşturucu madde aldıktan sonra kendinden geçmek
  16. aşırılmak
    • Bizim kitaplar uçmuş.
  17. (din) dinî inanışa göre ruh ölümden sonra göğe yükselmek

Çekimleme

[düzenle]

Deyimler

[düzenle]

sevinçten uçmak, yükseklerde uçmak

Köken 2

[düzenle]

Bu sözcük Eski Türkçe *uçmak sözcüğünden evrilmiştir, bu sözcük Soğdça ʼwštmʼχ("cennet") sözcüğünden alınmıştır.

uçmak (belirtme hâli uçmağı, çoğulu uçmaklar)

  1. (din, eskimiş) cennet

Çekimleme

[düzenle]

Çeviriler

[düzenle]

Çeviriler

[düzenle]

Kaynakça

[düzenle]

Çağatayca

[düzenle]

Eylem

[düzenle]
  1. cennet

Türkmence

[düzenle]

Eylem

[düzenle]

uçmak

  1. uçmak

Kaynakça

[düzenle]
  • Atacanov, Ata (1922). Türkmendolu Yir Sözlüğü.