İçeriğe atla

kafa

Vikisözlük sitesinden
Ayrıca bakınız: káfa, kâfa

Türkçe

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]

kafa (belirtme hâli kafayı, çoğulu kafalar)

Kafa (1)
Hayvan kafası (2)
Vidanın kafası (7)
  1. (anatomi) baş.
     Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak
    Boşanır sırtlara, vâdîlere, sağnak sağnak.
     M. Â. Ersoy
  2. (anatomi) Hayvanlarda genellikle ağız, göz, burun, kulak vb. organların bulunduğu vücudun en ön bölümü.
  3. (oyun) Çocuk oyunlarında kullanılan zıpzıp taşının veya cevizin büyük boyu.
  4. (mühendislik) Mekanik bir bütünün parçası.
    • Distribütör kafası.
  5. (mecaz, zihin) Kavrama ve anlama yeteneği; zekâ, zihin, bellek.
    • 2022:Ahmet Hamdi TANPINAR, 2022, 39. baskı, Huzur, sayfa 17 , Dergâh Yayınları
      "Bir de gerçek kederle, çocuk kafasının anlayabileceği kadar olsa da, karşılaştığı zamanlardaki ağlaması vardır."
  6. Görüş ve inançların etkisi altında beliren düşünme ve yargılama yolu; zihniyet.
    •  Kalbi ve kafasıyla daima yeni, daima genç kaldı. Y. Z. Ortaç
  7. Çivi vb. şeylerin irice baş kısmı.
  8. (argo) kafadar.

Çekimleme

[düzenle]

Deyimler

[düzenle]

kafa dinlendirmek, kafasını dinlendirmek, kafa karıştırmak, kafasını karıştırmak, kafa şişirmek, kafasını şişirmek, kafa ütülemek, kafasını ütülemek, kafa çekmek, kafayı çekmek, kafa dinlemek, kafayı dinlemek, kafasını dinlemek, kafa atmak, kafa bulmak, biriyle kafa bulmak, kafa cilalamak, kafa eskitmek, kafa göz yarmak, kafa kafaya vermek, kafa kalmamak, kafa patlatmak, kafa sallamak, kafası takılmak, kafasına takılmak, kafası almamak, kafası sarmamak, kafası bir dünya, kafası bozulmak, kafası bulanmak, kafası dolmak, kafası dönmek, kafası dumanlanmak, kafası durmak, kafası düzelmek, kafası ile oynamak, kafası işlemek, kafası çalışmak, kafası karışmak, kafası allak bullak olmak, kafası kazan gibi olmak, kafası kızmak, kafasına dank etmek, kafasına estiği gibi, kafasına geçirmek, kafasına girmek, kafasına girmemek, kafasına göre, kafasına kakmak, kafasına koymak, kafasına saplanmak, kafasına sığmamak, kafasına sokmak, kafasına söz girmemek, kafasına laf girmemek, kafasına takılmak, kafasına uymak, kafasına vura vura, kafasına vur, ekmeğini elinden al, kafasına vurmak, kafasından aşağı kaynar sular dökülmek, kafasından çıkarmak, kafasından atmak, kafasından geçirmek, kafasında şimşek çakmak, kafasında tutmak, kafasını ezmek, kafasını işletmek, kafasını kaldırmak, kafasını kaldırmamak, kafasını kaşıyacak vakti olmamak, kafasını kırmak, kafasını kullanmak, kafasını kurcalamak, kafasının bir tahtası eksik olmak, kafasının bir tahtası noksan olmak, kafasının dikine gitmek, kafasının doğrusuna gitmek, kafasının etini yemek, kafasının kontağı atmak, kafasını sarmak, kafasını açmak, kafasını sokmak, kafasını taştan taşa çarpmak, kafasını taştan taşa vurmak, kafasını toplamak, kafasını tütsülemek, kafasını uçurmak, kafasını vurmak, kafası sarmamak, kafası sersem sepet olmak, kafası şişmek, kafası yerinde olmamak, kafası yerine gelmek, kafa tutmak, kafaya almak, kafaya çıkmak, kafaya girmek, kafa yapmak, kafaya takmak, kafayı vurmak, kafayı vurmak, kafayı bulandırmak, kafayı bulmak, kafayı çalıştırmak, kafayı işletmek, kafayı değiştirmek, kafayı demlemek, kafayı tütsülemek, kafayı dumanlamak, kafayı üşütmek, kafayı yemek, kafa yok!, kafa yormak

Türetilmiş kavramlar

[düzenle]

kafa çıkışı, kafa dengi, kafa sesi, kafa işçisi, kafa kâğıdı, kafa karışıklığı, kafa koçanı, kafakol, kafatası, kafa vergisi, kafa vuruşu, kafası boş, kafası bulutlu, kafası çatlak, kafası dumanlı, kafası iyi, kafası kıyak, kafası kontak, kafası küflü, kafası örümcekli, kafası tembel, et kafa, kalın kafa, karpuz kafa, kurukafa, kuru kafa, taş kafa

Çeviriler

[düzenle]

Kaynakça

[düzenle]

Gagavuzca

[düzenle]

Köken

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]
  • Heceleme: ka‧fa

kafa

  1. (anatomi) kafa

Kaynakça

[düzenle]
  • Etymological Dictionaries - Andras Rajki