İçeriğe atla

canlı

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Köken

[düzenle]

can + -lı

Söyleniş

[düzenle]

Ön ad

[düzenle]

canlı (karşılaştırma daha canlı, üstünlük en canlı)

  1. Yaşamakta olan, yaşayan; diri.
    •  Bütün canlıların kendilerini yarı baygın, uykulu, hareketsiz bir tembelliğe bıraktıkları saatler başlamıştı. N. Cumalı
  2. Yerinde duramayan, hayat dolu olan; hareketli, zihayat, dinamik.
    • 1966: Reşat Nuri GÜNTEKİN, 1966, Damga, sayfa 7 , İnkılâp ve Aka Kitabevleri
      "Canlı, yaramaz bir çocuktum. Konuşan, bağrışan döğüşen çocukları gördükçe ağzımın suyu akardı."
  3. (renkler) Dikkat çekici, göz alıcı, parlak renk; ateş parçası.
  4. (İnternet, radyo, televizyon) canlı yayın.
  5. (renkler) dikkat çekici, göz alıcı, parlak.

canlı (belirtme hâli canlıyı, çoğulu canlılar)

  1. (biyoloji, canlılar, ekoloji) Fonksiyonlarını hayata mümkün olduğunca uyum sağlayarak sürdüren, basit yapılı organelleri olan veya karmaşık organlar sistemlerinin bir araya gelmesiyle oluşmuş varlık; organizma.
  2. (radyo, televizyon) canlı yayın

Çekimleme

[düzenle]

Belirteç

[düzenle]

canlı

  1. Hareketli, hayat dolu, dinamik bir biçimde.
    •  Umut iyidir. İnsanı canlı ve güçlü tutar. A. Kutlu

Atasözleri

[düzenle]

et kanlı gerek, yiğit canlı

Deyimler

[düzenle]

... canlısı olmak, ... canlısı

Türetilmiş kavramlar

[düzenle]

canlı bomba, canlı canlı, canlı cenaze, canlı model, canlı müzik, canlı özdekçi, canlı resim, canlı yayın, ağırcanlı, dokuz canlı, etli canlı, iki canlı, it canlı, kanlı canlı, pek canlı, tez canlı, yedi canlı, arkadaş canlısı, dost canlısı, mal canlısı, para canlısı

Çeviriler

[düzenle]

Çeviriler

[düzenle]

Çeviriler

[düzenle]

Kaynakça

[düzenle]

Azerice

[düzenle]

Köken

[düzenle]

can + -lı

Söyleniş

[düzenle]
  • Heceleme: can‧lı

Ön ad

[düzenle]

canlı

  1. (biyoloji, canlılar, ekoloji) canlı

Tatarca

[düzenle]

Köken

[düzenle]

can + -lı

Söyleniş

[düzenle]
  • Heceleme: can‧lı

Ön ad

[düzenle]

canlı

  1. (biyoloji, canlılar, ekoloji) canlı