yaş

Vikisözlük sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Disambig.svg Ayrıca bakınız: yas

Türkçe[düzenle]

[düzenle]

yaş (belirtme hâli yaşı, çoğulu yaşlar) -şı

  1. doğuştan beri geçen ve yıl birimi ile ölçülen zaman, sin
    Yaş otuz beş, yolun yarısı eder. - C. S. Tarancı
  2. hayatın çeşitli evrelerinden her biri, çağ
    Kızımızı yetiştirdik bu yaşa getirdik. - M. Yesari
  3. bir kurum, bir kuruluş, düzen vb.nin kurulduğundan bu yana geçen zaman
    Yetmiş beş yaşına basan Türkiye Cumhuriyeti.
  4. (meteoroloji) bir kurulduğundanoluşmaya başladığı günden bugüne kadar geçirdiği zaman süresi
  5. (fizyoloji) gözyaşı
    Bu kararı söyleyen sesin tesiri gözlerimizi yaşla doldurdu. - H. S. Tanrıöver

Deyimler[düzenle]

Çeviriler[düzenle]

Ön ad[düzenle]

yaş

  1. nemli, ıslak, kuru karşıtı
  2. kendi suyunu, canlılığını yitirmemiş, kurumamış, kurutulmamış, taze
  3. (argo) kötü
    Bugün işler yaş.
  4. (argo) zor

Çeviriler[düzenle]

Kaynakça[düzenle]

  • Türk Dil Kurumu: "yaş"

Atasözleri[düzenle]

Azerice[düzenle]

[düzenle]

yaş

  1. ıslak

Çağatayca[düzenle]

[düzenle]

  1. (memeliler, aile) çocuk

Ön ad[düzenle]

  1. ıslak, taze, körpe, rutubetli

Gagavuzca[düzenle]

[düzenle]

yaş

  1. yaş

Köken[düzenle]

[1] Eski Türkçe jash

Atasözleri[düzenle]

Kaynakça[düzenle]

  • Etymological Dictionaries - Andras Rajki

Kırım Tatarca[düzenle]

[düzenle]

yaş

  1. Doğuştan beri geçen ve yıl birimi ile ölçülen zaman

Örnekler[düzenle]

[1] Mecit 13 yaşını toldırdı.
[1] Oğlum 13 yaşında.

Ön ad[düzenle]

yaş

[1] genç
[2] ıslak, nemli
[3] canlılığı devam eden, kuru karşıtı

Eş anlamlılar[düzenle]

[1] caş
[2] dımlı

Örnekler[düzenle]

[1] yaş aqay : genç erkek
[2] yaş urba : ıslak elbise
[3] yaş terek : yaş ağaç

Tatarca[düzenle]

Ön ad[düzenle]

yaş

[1] genç

Kaynakça[düzenle]

  • KÚNOS, Dr. Ignaz (1902). Şeyh Süleyman Efendi, Çağatayca-Osmanlıca Sözlük. Budapeşte: Section Orientale de la Société Ethnographique Hongroise.
  • Nişanyan Sözlük: "yaş"