kurulmak
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Eylem
[düzenle]kurulmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi kurulur)
- kurma işine konu olmak veya kurma işi yapılmak
- Kurulmuştu benim adıma bir saray. Çevresini dolanmış gümüşten bir çay. - A. M. Dranas
- rahatça oturmak, yerleşmek
- Sanki altından hissesine düşeni alması an meselesiymiş gibi, gelip bir sandalyeye kuruluyor, bacak bacak üstüne atıyor, Kibar'a "bi şekerli kahve yap bana" diyordu.— Ayfer Tunç, 2014, Dünya Ağrısı, s. 76, Can Sanat Yayınları
- övünür biçimde davranışlarda bulunmak, kasılmak
- Adam amma da kuruluyor.
Deyimler
[düzenle]Çeviriler
[düzenle]Kaynakça
[düzenle]- Türk Dil Kurumuna göre "kurulmak" maddesi
Eski Türkçe
[düzenle]Eylem
[düzenle]- kurulmak
- büzülmek