genç
Görünüm
| Ayrıca bakınız: Genç |
Türkçe
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]Ön ad
[düzenle]genç


]
- Yaşı ilerlememiş olan, ihtiyar karşıtı.
- "Eliyle işaret etti genç adama." - Ayşe Kulin
- Çocukluktan çıkmış yetişkin kimse.
- Gelişmesini tamamlamamış olan bitki veya hayvan.
- Genç ağaç. Genç at.
- Gençlikteki özelliklerini koruyan; dinç.
- Zihin bakımından yeterince gelişmemiş; toy.
- (mecaz) Yeni gelişmekte olan, kısa bir geçmişi olan.
- "Atatürk'ün tabutu arkasından ağlayan on beş milyon Türk'ün yaşadığı genç Türkiye mutluydu." - Burhan Felek
Deyimler
[düzenle]Çeviriler
[düzenle]Kaynakça
[düzenle]Atasözleri
[düzenle]Gagavuzca
[düzenle]Köken
[düzenle]Ön ad
[düzenle]genç
- genç, civan