İçeriğe atla

posta

Vikisözlük sitesinden
Ayrıca bakınız: pošta, pósta, pòsta, pösta, poștă

Türkçe

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]

Köken 1

[düzenle]

İtalyanca posta (“1. menzil, durak, 2. menzilden menzile ulakla haber iletme sistemi”) sözcüğünden.

posta (belirtme hâli postayı, çoğulu postalar)

Bir posta örneği. (1)
Posta aracının (2) arkasında posta binası (3) görünüyor.
  1. (posta) Bir yere gelen veya bir yerden gönderilen mektup ve emanetlerin tümü.
    • "Ankara’nın hususi postasını gün aşırı bir kurye deri çanta içinde Sebilürreşad idarehanesine getirip bırakıyordu." - Mehmet Sılay
  2. (kara taşıtları, deniz taşıtları, hava taşıtları) Genellikle bu emanetleri götüren taşıt
    • "Eşyalarımı ilk posta ile bir denk yapıp İstanbul’a gönderdim." - Ömer Seyfettin
  3. (işletmeler, binalar) Bu emanetleri toplayan ve dağıtan kuruluş ve bu kuruluşun bulunduğu yer.
    • "Yazısı silinmiş, kâğıdı sarı / Mektubumu geri getirdi / Dünya postaları" - Arif Nihat Asya
  4. (askeriye) Takım, kol.
    • Provalarda İngiliz'e çevirmenlik yapacak biri gerekiyordu ya; bu çevirmenlik işi için, tiyatroda en iyi İngilizce bilen kişi olarak baştan beri dedikodu postasının gösterdiği aday bendim.
      — 2004, Pınar KÜR, Küçük Oyuncu, Everest Yayınları, s. 151
  5. Haberci, ulak.
    • Sağa sola postalar çıkarıldı.
  6. Kez, defa, sefer:
    • Bu araba bütün eşyayı dört postada taşır.
  7. vardiya kelimesinin eş anlamlısı
  8. Bir sanayi veya ticaret işletmesinde aynı süre içinde çalışanların tümü.
  9. (askeriye) subayların hizmetine bakan er
    • Yüzbaşı, "Gel muhtar, otur şöyle." deyip yer göstermiş. Hemen postasını çağırıp çay söylemiş, oldukça mutlu görünüyormuş.
      — 2009, Cem KALENDER, Klan, Kavis Kitap, s. 265
  10. (ulaşım) Vapur, tren, uçak vb. taşıtlarla yapılan yolculuk.
    • Ama ben biliyorum, İzmir Postası'nın son vagonuna bindi.
      — 2004, Ahmet BÜKE, İzmir Postası'nın Adamları, Kanat Yayınları, s. 76
  11. (argo) rakibini veya düşmanını küçük düşürme veya kovma.
  12. (denizcilik) geminin kaburgasını oluşturan, tekneye şeklini veren, aşağıda omurgaya yukarıda güverteye bağlanan, kaplamaların üzerine yerleştiği ağaç veya demir parçalar
    • Yaşlı tersaneci çok çalışıyordu. Postalarımı tek tek omurgama yerleştirdikçe daha da canlandım, ben canlandıkça yaşlı tersaneci sanatına hayranlık duyarcasına arada bir geriye çekilip beni izliyordu.
      — 2026, Özay KARADAĞ, “Şilep”, Türk Dili, 894. sayı, s. 74

Çekimleme

[düzenle]

Köken 2

[düzenle]

posta

  1. post sözcüğünün yönelme tekil çekimi

Deyimler

[düzenle]

posta etmek, posta koymak, posta atmak, postaya atmak, postaya vermek, posta yapmak, postayı kesmek

Türetilmiş kavramlar

[düzenle]

postane, posta alındısı, posta gönderisi, posta kartı, posta kodu, posta kutusu, posta pulu, posta treni, acele posta, elektronik posta, e-posta.

Çeviriler

[düzenle]
posta

Kaynakça

[düzenle]
  • Nişanyan Sözlük'te: posta.

Ek Okumalar

[düzenle]