ufak
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Ön ad
[düzenle]ufak (karşılaştırma daha ufak, üstünlük en ufak)
- Boyutları normalden küçük.
- "Mutfakta kahve hazırlarken, ailemin nihayet bana tahsis etmiş olduğu bu ufak ev olmasa her şeyin nasıl daha bir çekilmez hâle geleceğini bir kez daha düşündüm." - Hakan Bıçakcı
- Yaşça daha küçük olan.
- 1996: Nihat GENÇ, 1996 Kalem Eğlenceleri, sayfa 19 , Öküz , 15. sayı,
- "Mecnun'un babası Leyla'yı istediğinde, Leyla'nın babası ne diye kızını vermemiş: "Kızım ufaktır.""
- 1996: Nihat GENÇ, 1996 Kalem Eğlenceleri, sayfa 19 , Öküz , 15. sayı,
- Makam, derece bakımından geri olan.
- Ufak bir memuriyet de olsa olurdu." - Orhan Kemal
- (zaman)Kısa bir süre
- Ufak bir istirahatten sonra oyuncular birinci muvaffakiyetin tesiri ile ikinci bir raksa başladılar. - Ahmet Hikmet Müftüoğlu
- (mecaz) Önemsiz, çok az.
Çeviriler
[düzenle]Kaynakça
[düzenle]- Türk Dil Kurumuna göre "ufak" maddesi
Atasözleri
[düzenle]Gagavuzca
[düzenle]Ön ad
[düzenle]ufak
- ufak
Kaynakça
[düzenle]- Etymological Dictionaries - Andras Rajki