İçeriğe atla

harman

Vikisözlük sitesinden
Ayrıca bakınız: Harman

Türkçe

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]
  • Heceleme: har‧man

Köken

[düzenle]

Farsça

harman (belirtme hâli harmanı, çoğulu harmanlar)

Harman (1)
  1. (tarım) Biçildikten sonra tahıl demetlerinin üzerinden düven geçirilerek tanelerin başaklarından ayrılması işi.
    • Köfte yiyen yaşlıca bir köylü "zengin düğünü kış kıyamet tanımıyor," dedi. "bizim gibi fakir fukara yaz sonunda harmanını kaldıracak da, mahsulünü satacak da düğün yapacak.
      — Ayfer Tunç, 2014, Dünya Ağrısı, s. 133, Can Sanat Yayınları
  2. (mevsimler) Bu işin yapıldığı yer veya mevsim.
    • Çocuğum başka çocuklarla beraber harmanda düvene binmiş dönüyor. - R. N. Güntekin
  3. Birçok çeşitten birer parça alıp yeni birleşim oluşturma işi
    • Çay harmanı. Tütün harmanı.
  4. Selüloz açılması aşamasından başlayıp kâğıt veya karton sayfasının meydana gelmesine kadar kullanılan bir veya birkaç kâğıt hamuru ile diğer malzemelerin meydana getirdiği sulu süspansiyon.
  5. (mecaz) Herhangi bir şeyin toplu hâlde bulunduğu, işlendiği veya satıldığı yer.
  6. (argo) Esrar içip çakırkeyif olma
    • Yiğidin harman olduğu yer.
  7. (argo) Bağımlı olduğu şeyden (sigara, uyuşturucu vb.) bir süredir uzak kalmış, tiryaki olduğu şeye acıkmış kimse.
    • Rakıdan acele bir fırt çekti . Kendi kendine; "Oh be kaç gündür harmanım, ne güzel gel­di" dedi.
      — Oktay GÜZELOĞLU, 1997, Beyoğlu'nda Garibanın Otopsisi Yapılmaz, s. 110, Hiç Yayınları
  8. (argo) Sarhoşluğu geçmek üzere olan kimse.


Deyimler

[düzenle]

harman savurmak, harman sonu, harman yeri, harman zamanı, tuğla harmanı

Çeviriler

[düzenle]

çeviriler

Atasözleri

[düzenle]

Kaynakça

[düzenle]

Türkmence

[düzenle]

harman

  1. ] harman

Kaynakça

[düzenle]
  • Atacanov, Ata (1922). Türkmendolu Yir Sözlüğü.