karışmak
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]- Heceleme: ka‧rış‧mak
Eylem
[düzenle]karışmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi karışır)
- İki veya ikiden çok şeyin bir araya gelip birbirinin içine dağılması, birbirinin içine girmesi.
- Salonda soba gürül gürül yanıyor, çaydanlık sobanın üzerinde cızırdıyor, ezberlenmiş bir Kemal Sunal filminin replikleriyle iç içe geçen Sabire'yle Pınar'ın gülme sesleri İlhan'ın bilgisayarından yayılan Beethoven'ın 9. Senfonisi'nin melodilerine karışıyor.— Ethem Baran, 2026, Kırkikindiler Bittiğinde, s. 84, İletişim Yayınları
- Düzensiz, dağınık olmak.
- Duruluğunu yitirmek; bulanmak.
- Hava birden karıştı. Zihnim karıştı.
- Açıklığını yitirmek, anlaşılması güçleşmek.
- "Kaymakam işin karıştığını anlayarak..." - Memduh Şevket Esendal
- Müdahale etmek.
- "Sokakta herkes kadın kıyafetine karışmak hakkını kendinde görürdü." - Falih Rıfkı Atayx
- Bir araya gelmek, katılmak.
- "Bingazi'deki muharebeye karışmak için beraber yola çıktığım arkadaş Kahire'de hastalanmıştı." - Ömer Seyfettin
- İlgilenmek, el atmak.
- "Ben, dedim, başkalarının soyadlarına nasıl karışabilirim?" - Memduh Şevket Esendal
- Yetkisinde bulunmak, bakmak, iş edinmek, işi olmak.
- Bu işe belediye karışır.
- karılmak
Çekimleme
[düzenle]Deyimler
[düzenle]adı karışmak, ağız burun birbirine karışmak, aklı karışmak, at izi it izine karışmak, elinin hamuruyla erkek işine karışmak, işe karışmak, kafası karışmak, vara yoğa karışmak
Çeviriler
[düzenle]çeviriler
Kaynakça
[düzenle]- Türk Dil Kurumuna göre "karışmak" maddesi
Eski Türkçe
[düzenle]Bu sözcüğün, biçim ve içerik olarak Vikisözlük standartlarına ulaşması için elden geçirilmesi gerekmektedir.
Madde düzenleme ve Vikisözlük standartları ile ilgili bilgi
Bu sözcükte ayrıca şu sorunlar da bulunmaktadır:
- Bu söz(cük), ait olduğu dilin kullandığı Eski Türkçe alfabesinde yazılmamıştır.
Eylem
[düzenle]- karışmak
- kamaşmak
- karşılanmak
- karşı koymak