devirmek
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]- Heceleme: de‧vir‧mek
Eylem
[düzenle]devirmek (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi devirir)

- ayakta veya dik duran bir şeyi düşürmek, yatay duruma getirmek
- Ne ince boyunlu ilaç şişesini ne kırmızı kutuyu devirdiniz. - Nazım Hikmet
- (mecaz) bir yönetim organının veya başkanının yönetim gücünü zorla elinden almak
- Başkanı devirmek.
- (mecaz) hepsini kısa sürede içip bitirmek
- Birinci, ikinci ve üçüncü bardaklarını hep bu birlik konusuyla devirdiler. - Necati Cumalı
- (mecaz) bir yana eğmek
- Şapkasını yana devirdi.
- (mecaz) belli bir yaş dönemini geride bırakmak
- Şimdi orta yaşını çoktan devirmiş bir adam olarak öfkemde, kavgamda ve aşklarımda hâlâ içimi süpüren buğday rüzgârları taşıyorsam bunun müsebbibi sevgili dedemdir.— Ahmet BÜKE, 2004, İzmir Postası'nın Adamları, s. 88, Kanat Yayınları
- (mecaz, kitap) Kitap, dergi gibi basılı eseri başından sonuna kadar okuyup bitirmek
- Ben de kolejde okumuşluğumdan, ta o zamandan beri tiyatroculuğu kafaya koyduğum için bu konuda birçok kitap, dergi devirdiğimden biliyordum bunu.— Pınar KÜR, 2004, Küçük Oyuncu, s. 5, Everest Yayınları
Çekimleme
[düzenle]devirmek eyleminin çekimi
Deyimler
[düzenle]Çeviriler
[düzenle]Kaynakça
[düzenle]- Türk Dil Kurumuna göre "devirmek" maddesi