ışık

Vikisözlük sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

Türkçe[düzenle]

Söyleniş[düzenle]

IPA: ɯˈʃɯc, çoğulu IPA: ɯʃɯcˈlaɾ

Heceleme[düzenle]

Heceleme: ı·şık

[düzenle]

ışık (belirtme hâli ışığı, çoğulu ışıklar)

Vikipedi
ışık hakkında Türkçe Vikipedi'de ansiklopedik bilgi bulabilirsiniz.
  1. (optik) sıcak bir kaynaktan çıkan, dalga boyu 400-750 nm olup gözle görülebilen elektromanyetik şua, erke, ziya, nur, şavk
    Okuyabilmek için kapıdaki ışık yeterli değildi. - H. E. Adıvar
  2. (aletler) yeri aydınlatmaya yarayan araç
    Bir gece yatmışken kalktı, bitişik odaya girdi, ışığı yaktı. - Y. Atılgan
  3. aydınlanma için kullanılan elektrik
    Apartmandaki dairelerin ışıkları kapalı, herkes mışıl mışıl uyuyor olmalı. - A. Ümit
  4. (mecaz) mutluluk, sevinç veya zekâdan doğan, özellikle yüzde ve gözlerde beliren parıltı
    Bütün gözlerden manalı ışıklar sıçrıyordu. - P. Safa
  5. (mecaz) yol gösteren, aydınlatan kimse, düşünce, eser v.b.
    Sevgili Behçet Necatigil şiirimizin vazgeçilmez ışıklarından biri olarak ayrıldı aramızdan. - N. Cumalı
  6. (enerji) cisimleri görmeyi, renkleri ayırt etmeyi sağlayan fiziksel enerji

Deyimler[düzenle]

Kaynakça[düzenle]

Çeviriler[düzenle]

Atasözleri[düzenle]

Mum dibine ışık vermez