ışık
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Köken
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]Ad
[düzenle]ışık (belirtme hâli ışığı, çoğulu ışıklar)



- (optik) Cisimleri görmeyi, renkleri ayırt etmeyi sağlayan fiziksel enerji.
- (aletler) yeri aydınlatmaya yarayan araç
Bir gece yatmışken kalktı, bitişik odaya girdi, ışığı yaktı. — Y. Atılgan
- (elektrik) Aydınlanma için kullanılan elektrik.
Apartmandaki dairelerin ışıkları kapalı, herkes mışıl mışıl uyuyor olmalı. — A. Ümit
- (mecaz) sevinç, mutluluk veya zekâdan doğan, özellikle yüzde ve gözlerde beliren parıltı.
Bütün gözlerden mânâlı ışıklar sıçrıyordu. — P. Safa
- (mecaz) yol gösteren, aydınlatan kimse, düşünce, eser v.s.
Sevgili Behçet Necatigil şiirimizin vazgeçilmez ışıklarından biri olarak ayrıldı aramızdan. — N. Cumalı
- (optik) Yüksek derecede ısıtılan cisimlerin veya çeşitli enerji biçimleriyle uyarılan cisimlerin gaz ışı yaydığı gözle görülen ışıma.
Çekimleme
[düzenle]Atasözleri
[düzenle]Deyimler
[düzenle]Türetilmiş kavramlar
[düzenle]ışık akısı, ışık aylası, ışık aynası, ışık bacası, ışık çanağı, ışık değneği, ışık demeti, ışık eğrisi, ışık göçüm, ışık gölge, ışık hızı, ışık ışık, ışık ışını, ışıkkesen, ışık kirliliği, ışık korkusu, ışık küre, ışıkölçer, ışık ölçümü, ışık yılı, ışık yuvarı, ışığa doğrulum, ışığa göçüm, dağınık ışık, yeşil ışık, ay ışığı, burçlar ışığı, buz ışığı, gün ışığı, güven ışığı, projektör ışığı, umut ışığı