İçeriğe atla

levha

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Köken

[düzenle]

Osmanlı Türkçesi o da Arapça lawḥ لَوْح (lawḥ levḥ) veya lawḥa(t) لَوْحَة (lawḥa(t) levḥa, yazı tahtası, tablet, levha) sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Aramice-Süryanice ve İbranice lawḥ veya lawḥā לוּחָא (aynı anlamda, özellikle Musa'nın on emrinin yazıldığı tablet) sözcüğünden alıntıdır.

Söyleniş

[düzenle]

levha (belirtme hâli levhayı, çoğulu levhalar)

Levha (1)
Bir levha (3)
Ege'nin levhaları(4)
  1. Bir yere asılmak için yazılmış yazı.
    • Odalardan birinde yazıdan ziyade resme benziyen bir Farisî levha vardı ki daima önünde durur, seyrederdim.
      — Reşat Nuri GÜNTEKİN, 1966, Damga, s. 6, İnkılâp ve Aka Kitabevleri
  2. tablo
    • Duvarda iki resim levhası vardı. Birisi bir bostan dolabının gölgesini ve şıkırtısını, kovaların akşam ışığıyla dolmuş pa­rıltısını bir fotoğraf hissizliği ve mevsukiyetiyle aksettiriyor. Bir diğeri, acemi fakat çok hassas bir fırçanın, çok çabuk ka­çan bir hayali zapt etmek için baş döndürücü bir acele içinde çırpındığı bir genç kız portresi idi.
      — Sait Faik Abasıyanık, 1935, “Meserret Oteli”, Varlık, 45. sayı
  3. tabela
  4. (coğrafya) Yer kabuğunu oluşturan parçalardan her biri.

Çekimleme

[düzenle]

Türetilmiş kavramlar

[düzenle]

Çeviriler

[düzenle]

Kaynakça

[düzenle]