levha
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Köken
[düzenle]Osmanlı Türkçesi o da Arapça lawḥ لَوْح (lawḥ levḥ) veya lawḥa(t) لَوْحَة (lawḥa(t) levḥa, “yazı tahtası, tablet, levha”) sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Aramice-Süryanice ve İbranice lawḥ veya lawḥā לוּחָא (“aynı anlamda, özellikle Musa'nın on emrinin yazıldığı tablet”) sözcüğünden alıntıdır.
Söyleniş
[düzenle]Ad
[düzenle]levha (belirtme hâli levhayı, çoğulu levhalar)



- Bir yere asılmak için yazılmış yazı.
- Odalardan birinde yazıdan ziyade resme benziyen bir Farisî levha vardı ki daima önünde durur, seyrederdim.— Reşat Nuri GÜNTEKİN, 1966, Damga, s. 6, İnkılâp ve Aka Kitabevleri
- tablo
- Duvarda iki resim levhası vardı. Birisi bir bostan dolabının gölgesini ve şıkırtısını, kovaların akşam ışığıyla dolmuş parıltısını bir fotoğraf hissizliği ve mevsukiyetiyle aksettiriyor. Bir diğeri, acemi fakat çok hassas bir fırçanın, çok çabuk kaçan bir hayali zapt etmek için baş döndürücü bir acele içinde çırpındığı bir genç kız portresi idi.— Sait Faik Abasıyanık, 1935, “Meserret Oteli”, Varlık, 45. sayı
- tabela
- (coğrafya) Yer kabuğunu oluşturan parçalardan her biri.
Çekimleme
[düzenle]Türetilmiş kavramlar
[düzenle]Çeviriler
[düzenle]Kaynakça
[düzenle]- Türk Dil Kurumuna göre "levha" maddesi