İçeriğe atla

kuşatmak

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Eylem

[düzenle]
Askerler, her tarafı kuşatmış (2)

kuşatmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi kuşatır)

  1. çevresini sarmak, çevrelemek
    • Denize bakan yönü ile yan sınırlarını rüzgârı kesen sık kargılıklar kuşatıyordu. - N. Cumalı
  2. (askeriye)Bir ülkenin veya bir yerin dış dünya ile olan her türlü bağlantısını kuvvet kullanarak kesmek; abluka etmek, ablukaya almak, ihata etmek, muhasara etmek
  3. çevrelemek, çokça bulunmak
  4. kaplamak
    • Fabrika dumanları bütün şehri kuşattı.
  5. bele sarılıp bağlanan şeyleri başkasının beline bağlamak

Çeviriler

[düzenle]

Kaynakça

[düzenle]