derinlik
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]Köken
[düzenle]Ad
[düzenle]derinlik (belirtme hâli derinliği, çoğulu derinlikler)
- Bir şeyin dip tarafının yüzeye, ağza olan uzaklığı.
- (fizik) Bir cismin en ve boy dışındaki üçüncü boyutu.
- "Su baskısı derinlikte santimetre başına yüz ton ağırlığında olunca, ona beş santimetre kalınlığında da olsa cam mı dayanır?" - Halikarnas Balıkçısı
- (yerler) Bulunulan yere göre uzakta olan yer.
- "Çıplak ayaklarımla kuyunun derinliklerine doğru iniyorum, iniyorum." - Adalet Ağaoğlu
- Çıplak ayaklarımla kuyunun derinliklerine doğru iniyorum, iniyorum. - A. Ağaoğlu
- (mecaz) Bir konunun veya durumun özü.
- Resimde gerçeklik duygusu uyandıran perspektif gibi, romanlarındaki derinlik, okuyanda gerçeğin içinde olduğu duygusunu uyandırıyordu. Oysa derinlik, yüzeydekilerin benimsediği bir kavramdı.— İhsan Oktay ANAR, 1997, “Kitabî ve Teorik Bir Yazı”, Öküz, 38. sayı, s. 6
- (mecaz) En duyarlı nokta.
- "Ta yüreğinin derinliklerinden gelen ağlama sesi." - Yakup Kadri Karaosmanoğlu
- (mecaz) Karanlık, bilinmeyen dönem.
- Tarihin derinliklerine saklanmış olan gerçekler...
- (askeriye) Yanaşık veya dağınık düzende bulunan bir birliğin en ileride olan kısmının başından, en geride bulunan kısmının sonuna kadar olan uzaklık.
- "Beş altı yüz metre derinliği olan bir topçu müfrezesini yanlayıp geçmek epeyce zormuş." - Aka Gündüz
- (ekonomi, ticaret) Borsada az sayıda hisse senedinin el değiştirmesi.
Çekimleme
[düzenle]Çeviriler
[düzenle]çeviriler
|
Kaynakça
[düzenle]- Türk Dil Kurumuna göre "derinlik" maddesi