karanlık

Vikisözlük sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Disambig.svg Ayrıca bakınız: alaca karanlık

Türkçe=[düzenle]

[düzenle]

karanlık (belirtme hâli karanlığı, çoğulu karanlıklar) -ğı

  1. ışığı olmayan, bütünü veya bir parçası ışıktan yoksun olan
    Karanlıkta duyduğumuz çam kokularına artık yakınlaştığımız denizin rutubeti karışıyordu. - H. S. Tanrıöver
  2. üzüntü, sıkıntı, perişanlık
    Demiştim ya, bütün memleketi bir yas karanlığı kaplamıştı. - Y. K. Karaosmanoğlu

Çeviriler[düzenle]

Ön ad[düzenle]

karanlık (karşılaştırma daha karanlık, üstünlük en karanlık)

  1. ışıksız
    Gel, dayan, dayanabilirsen bu acıya.
  2. yasalara, töreye uygun olmayan
    Bu karanlık işlerin hesabını sorarlar. - M. Ş. Esendal
  3. gereğince anlaşılıp bilinemeyen, ne olacağı, sonu belli olmayan (durum)
    Fahri'nin gözlerinde karanlık bir ifade var, umutsuzluk, öfke karışımı bir şey. - A. Ümit
  4. karışık

Çeviriler[düzenle]

Kaynakça[düzenle]

Atasözleri[düzenle]