çap
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]- Heceleme: çap
Ad
[düzenle]çap (belirtme hâli çabı, çoğulu çaplar)

- Cisimlerin genişliği; kutur.
- Tüfeklerin çaplarını sorsanız cevabını veremezler. - Ö. Seyfettin
- büyüklük.
- Gövdesi ise yaklaşık dört karış çapında ve üç karış yüksekliğindeydi. - İ. O. Anar
- ölçü, ölçek.
- Bir romanım Türkiye çapında ilk kez bu kadar çok okunuyordu. - A. Ağaoğlu
- (haritacılık) Yapının veya arsanın boyutlarını ve sınırlarını gösteren harita.
- Bilgi, deneyim ve yeteneklerin tümü, kalibre.
- Dostumuza da düşmanımıza da hürmet etmeyi, onun çapını doğru tayin etmeyi bilmeliyiz. - N. F. Kısakürek
- (geometri) Uç noktaları dairenin çevresi üzerinde bulunan ve çemberin merkezinden geçen doğru parçası.
Ön ad
[düzenle]çap (karşılaştırma daha çap, üstünlük en çap)
- Bozuk, eğri, dolaşık, aykırı.
Belirteç
[düzenle]çap
- Bozuk, eğri, dolaşık, aykırı bir biçimde.
Deyimler
[düzenle]Türetilmiş Kavramlar
[düzenle]açısal çap, dış yarıçap, iç yarıçap, yarıçap, küçük çapta, ufak çapta
Çeviriler
[düzenle]ad
|
Kaynakça
[düzenle]- Türk Dil Kurumuna göre "çap" maddesi
Ek okumalar
[düzenle]- Vikipedi'de çap
Azerice
[düzenle]Ad
[düzenle]çap
- sayfaları üst üste yığma, üst üste yığıp birleştirme, ulama, yapıştırma
- silah çapı, kalibre, çap