Kullanıcı:3210/arşiv2

Vikisözlük sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

Konu başlıkları

Yeni kullanıcılar[düzenle]

Merhabalar Viki yeni kullanıcılar hakkında bilgin var mı sürekli madde girişi yapıyorlar eşgüdümlü çalışıyorlar gibi isimleri de birbirine benziyor sanki alfabeyi bölüşmüşler gibi ve de uyarıları kulak astıklarını da görmedim veya bir yanıt verdiklerini de--Nosferatu 15:26, 11 Haziran 2007 (UTC)

Sanırım hepsi bir veya iki kişi özellikle eski maddelere verilen zarar devam edecek olursa bir uyarı verip sonuç alınmadığı takdirde bir süre engelleme yapmayı düşünüyorum. --Viki 17:53, 11 Haziran 2007 (UTC)
Bunlar sürmene anadolu lisesi(SAL) öğrencileri kollektif çalışmayla proje bazında görev taksimatı yaptılar; yakında daha düzgün ve daha kapsamlı girdiler olacaktır. Çocukların morallerini engelleyerek bozmayalım, ben onları uyarırım. Değerli kardeşim inanın bizi onlar geçecekler, zeki kabiliyetleri istidatlı ve planlı çalışıyorlar yakında yapıyı kavrayacaklar. Az sabır. selamlar. -- 3210  (T) 01:00, 31 Temmuz 2007 (UTC)
Merhaba, Mesajlara cevap alamadığımız için durumun ne olduğunu tam olarak anlamamıştım. Aslında bir okul veya topluluk olabilecekleri aklıma geldi. Fakat genelde aynı yapıda bilgi girişi yapılması ve sıralı bir şekilde kullanıcı oluşturuluması daha çok bir kişinin sürekli yeni kullanıcı açtığı izlenimini verdi. Durum böyleyse sorun yok. Yapıyı öğrenirler. Bende yardımcı olurum. --Viki 05:56, 13 Haziran 2007 (UTC)
Arkadaşlarımıza her türlü konuda yardıma hazırım ,sayfaları düzenlemeye devam edeceğim--Nosferatu 10:53, 13 Haziran 2007 (UTC)
Merhaba, Bu öğrencilerle ilgilenen bir yetkili (öğretmen) yokmu? Ne uyarılara kulak asıyorlar. Ne de önceki maddeleri veya bizim yaptığımız düzeltmeleri inceleyip kendilerini geliştiriyorlar. Çoğu madde düzeltme bekliyor ve bu arada eski maddelerde tahrifatlar yapıyorlar. Vikisözlük te çok katılımcı olması, çok madde olması çok önemli değil. Önemli olan toplulukla uyumlu çalışan, standartlara uygun madde oluşturan (veya öğrenen) kullanıcıların artması. Ulaşabileceğimiz bir yetkili varsa madde yapıları hakkında bilgi verelim öğrencilere bilgi versin de yaptıkları bir işe yarasın. --Viki 16:37, 16 Haziran 2007 (UTC)
sevgili viki , yeni kullanıcılar zamanla işi kapacaklar. öğretmenlere ve öğrencilerede görev dağılımı yapıldı. Bu hafta öğretmenlerle toplantı yapacağım. Öğrencilerini kontrol görevinide onlara tevdi edeceğim. Belli harf aralıklarını düzenli kontrol edecekler kontrol ve uyarı görevi eksikliği böylece giderilmiş olacak. Merak etmeyin onlarda gelişecekler.Az sabır daha emekleme aşamasındalar. selamlar. -- 3210  (T) 01:00, 31 Temmuz 2007 (UTC)

Haftanın sözcükleri[düzenle]

Merhaba, haftanın sözcüklerini genellikle Eski Türkçe ( Arapça değil ) kelimelerden seçmeye çalışıyoruz. "baba" sözcüğü Sevan Nişanyan'a göre tüm dillere çocuk dilinden geçmiştir. Bu yüzden "ay" sözcüğünü haftanın sözcüğü yaptım. Ayrıca haftanın sözcüğünün değiştirmek için ana sayfaya mühahale etmenize gerek yok. Sadece haftanın sözcüğü şablonunu değiştirmeniz yeterli.--Saltinbas 05:19, 18 Haziran 2007 (UTC)


Rumca[düzenle]

Kökenini Rumca olarak belirttiğin maddelerin çoğu aslında Yunanca olmalı. --Viki 12:38, 16 Haziran 2007 (UTC)

Sevgili viki bizim sürmene grubundan birisinin editinde yukarıdaki cümleyi yazmışsın ,benim kanaatime göre Greekler kendileri dışındakilere Romalı veya Romanian (veya Rum) derler. Yani arapların kendi dışındakilere acem demesi gibi bir şey. Dolayısıyla rumca olduğu söylenen her kelimenin, yunanca kelime anlamına gelmemekte olduğunu değerlendirmekte ve arada nuans olduğunu düşünmekteyim.--3210 12:46, 12 Temmuz 2007 (UTC)
Aslında eski bir konu ama sen düzenleme yapınca dikkati mi çekti. Sanırım doğru. O sıralar kullandığım sözlüklerde (TDK dahil) kökenler Yunanca görünüyordu. Fakat TDK da web sayfasındaki Yunanca kökenlileri Rumca olarak değiştirmiş. Köken bölümünde bize son olarak geldiği dilden itibaren yazdığımız için sanırım Rumca olmalılar. (Belki geriye doğru köken dilleri yazarken kaynaklarda geçiyorsa Yunanca da ayrıca belirtilebilir. ) --Viki 08:46, 15 Eylül 2007 (UTC)
Vikisözlüğü TDK nın ciddi olarak takip ettiğini biliyorum. Buda bizim onlara bir katkımız veya argo tabirle kıyağımız olsun. Bilginize teşekkürler.-- 3210  (T) 23:47, 18 Eylül 2007 (UTC)

eşitmək[düzenle]

Merhaba, eşitmək i neden işitmek e yönlendirdiğini anlayamadım. eşitmək Azerice işitmek anlamındadır. Bu nedenle Azerice olduğunu belirtmek ve anlam olarak "işitmek" yazmak gerekiyor. --Viki 08:08, 11 Temmuz 2007 (UTC)

Çorum havalesinde de eşitmək olarak kullanılır. Azericeye yakın bir şiveleri vardır. Onu belirtmedim ama belirtmek lazım. Onun için oraya yönlendirme yaptım. selamlar-- 3210  (T) 00:38, 7 Ağustos 2007 (UTC)
Çorum da kullanılan şekli eşitmək mi yoksa eşitmek mi?--Viki

Vikipedi şablonu[düzenle]

Merhaba, "Vikipedi" şablonunu maddelerde kullanmıyoruz. Vikipediye bağlantı eğer madde içeriği vikipediden alınmışsa "Kaynaklar", ek bilgi için Vikipedi bağlantısı kuruluyorsa "Ayrıca" bölümünde gösteriyoruz. --Viki 08:20, 11 Temmuz 2007 (UTC)

Merhabalar,Viki neden maddelerde "Vikipedi" şablonunu kullanmıyoruz? Bence "Vikipedi" şablonunu maddelerde kullanmamız lazım. Çünkü kelimenin anlamını tamamlayan esas madde ansiklopedi maddesi değil mi? ve esas külli bilgiyi tamamlayacak maddenin vurgulu olarak orada yer alması faydalı olmaz mı? Vikisözlüğün İngilizcedeki karşılığı olan wikitionary'de de öyle olduğunu hatta sanırım orada kardeş projelerde olan tüm ortak maddelere ortak şablon konduğunu görmüştüm.Sanırım bizde ortak maddelere ortak şablon kullansak faydalı olur. Selamlar -- 3210  (T) 00:42, 31 Temmuz 2007 (UTC)
Merhaba, Madde yapısında daha çok İngilizce değil Almanca wiktionary i esas aldığımız için böyle bir yapı oluşturuldu. Almanca wiktionary çok daha düzenli ve sözlük yapısına daha uygun. Basılı sözlüklerede benzemesi açısından bağlantıları maddenin altında kaynaklar ve ayrıca bölümlerinde veriyoruz. Ayrıca vikisözlük te amaç madde hakkında detay bilgiye ulaştırmaktan çok kelimenin sözlük bilgilerine ulaştırmaktır. Vikipedilerde bu şablon kullanılmasına rağmen maddenin üstünde fazla yer kapladığı ve hoş görünmediği için maddenin en altında kullanılıyor. Kolay gelsin. --Viki 10:19, 6 Ağustos 2007 (UTC)

cüda[düzenle]

Merhaba, cüda maddesinde örnekler bölümü çok karışık olmuş. Örnekler bölümünde sadece kelimenin kullanıldığı örnek cümleler olmalı. (şiir yada metnin tamamı değil) --Viki 11:37, 19 Temmuz 2007 (UTC)

Merhabalar sevgili kardeşim, bazen vaktim olmuıyor kapsamlı düzenlemeye,önce genel dokunuyorum,sonra ayrıntılı düzenliyorumveya düzenletiyorum. Bizim kullanıcı:yasemin hocanıma düzenlemesi için mesaj etmıştım.Sanırım izinde olduğu için düzenleyemedi. Örnek şiir cümlesinide bir bütün değerlendiğim için oraya koydum.Sanırım madde bayağı açıklayıcı oldu.Yardımına teşekkürler, kardeşim. Selamlar. -- 3210  (T) 01:09, 31 Temmuz 2007 (UTC)

Türkçe kelimeler yerine Arapça kelime kullanışı[düzenle]

Merhaba, Niçin Türkçe kelimeleri Arapça kelimelerle değiştiriyorsunuz. (olası yerine muhtemel gibi)--Saltinbas 20:10, 1 Ağustos 2007 (UTC)

Selamlar, sevgili altınbaş, Evvela şunu belirtmeliyim ben kimsenin yaptığını değiştirmiyorum Tam aksine "Son değişiklikleri izlerken IP li anonim bir kullanıcı vandalığını geri aldım. YaniTembelejderhanın Vikisözlük:Güncel olaylarda yazdıklarını vandallamıştı, onu geri aldım. [[3]]
Yoksa arabi-türki olan, öz-öz olmayan gibi takıntılarım, alınganlıklarım çok şükür hiç yok. Onu dar kafalılık olarak görürürüm.
Kullandığımız ve bize anlam katan her kelime bizim sözcüğümüz sayılır.
Ben aslında dilde özcü - öztürkçeci olan-olmayan ayırımlardan çok yabancılarda olduğu gibi yapısal dilci-doğal dilci gibi ayrımları daha bilimsel daha içsel, daha samimi ve daha realist buluyorum.
İngilizce Vikipedia ya gidin orda vilayet lafınıda bulursun,kaza lafınıda.Hem pek çok anlam yüklendiğini görürsün. Biz niye kullanmayacağız ki?
Bana göre; kelimenin edebi olması ve dilime hoş gelmesi ve kelimeye anlam yükleyebilmem çok daha önemlidir. Birde kelime tarihi tecrübemizden geliyorsa artık o bizim temel yapımızdan sayılır.
Yapısalcı dil gereği kulanılabilir.
Tabii bunlar dil yaklaşımları .Bizde yapısal dilci veya doğal dilci yok ki.
Bizde irrasyonel bir bölünme var.
Siyasal yapılara göre dilcilik var.
Bir siayasal partinin adamıysanız farklı dilden konuşursunuz gibi.
Ben her seçimde farklı bir partiye oy veren bir dilci olarak bu ayırımları rasyonel bulmuyorum.Farsça kelimeye taraf, arapça kelimeye karşı gibi bir tavırda değilim. Mesela; İngilizce irrasyonel kelimesi akıl-dışı kelimesinden bana daha doğal geliyor.Doğal dilciliği tercih ediyorum. İçime doğama hoş gelirse, anlamı daha rahat ifade edbilirsem hemen "malım bu benim" diyorum ve alıyorum.
Merhaba yerine mrb yı kullanmak bana yazıda daha doğal bir dil gibi geliyor. Doğal dilciliği seçiyorum.
Ben lisede iken de türkçeci -öz türkçeci gibi evrensel olmayan belki kısmen mantıksızda diyebileceğimiz ayrımlarından fevkalade rahatsız olurdum; hatta hoca eski dille ağdalı konuşsa ben daha yeni çıkarılmış turfanda kelimelerle konuşurdum. asker yerine süel derdim, sırf hocayı kızdırmak yanlışını vurgulamak için. Ama hoca piyasaya yeni çıkartılmış bir kaç günlük taze meyve hükmünde turfanda öztürkçe kelimeleri tercih ederse bende bayağı terkibi bend gibi konuşur ve yazardım. Sırf iki aşırı tavrı protesto etmek için. Bendeniz hem sporda, hem edebiyatta, hem de meslek hayatında sınırlarda, kıyılarda dolaşmayı severim.
Tabii bu bir tercih meselesi
Ama deminde dediğim gibi başkasının yazdığını [4] vandallayan IPli anonim kullanıcıların vandallıklarınıda elbette geri alırım.[5] Bence her kayıtlı kullanıcı vandallıkları geri almalı.
Sayfanın geçmişinden detaya bakabilirseniz orada ne tür vandalizm yapıldığını görürsünüz. Ben doğrusu Tembelejderha nın sadece vandallanan eski sürümünü geri getirdim.
değerli kardeşim maşallah sizden başka arazide çalışan yok.
tebrikler ve selamlarımla.-- 3210  (T) 20:28, 1 Ağustos 2007 (UTC)
merhaba,
Viki şu sıralar ortada değil. Bende elimden geldiği kadar düzenlemeye çalışıyorum. Bu sıralar Divanı Lügatı Türk'te ki atasözlerini girmek istiyorum. Atasözleri kategorisini genişletmemiz gerek. Şu anda 30-40 kadar atasözü var.--Saltinbas 20:35, 1 Ağustos 2007 (UTC)
Tebrik ederim. Gayet güzel bir çalışma. Bizim uşaklar tatile girdi, okullar açılsa inşallah 350 000 kelimeyi bir ayda hem de kapsamlı girdilerle deviririz. Öğrencilere kurs verdiririz. O zaman atasözlerini de inşallah beraber kapsamlı bir şekilde gireriz. Selamlar-- 3210  (T) 21:08, 1 Ağustos 2007 (UTC)
merhaba, Ben elimden geldiğince Eski Türkçe kelimeler kullanma taraftarıyım. ingilizceyi iyi bilmeme rağmen realist kelimesi yerine gerçekçi kelimesini kullanmayı tercih ederim. Ayrıca dillerin birbirinden etkileşmesi konusuna açık olmama rağmen, bunu iki taraflı olması gerektiğini düşünüyorum. İngilizcede kaç tane Türkçe kelime kullanılıyor biliyormusunuz. bir elin parmağını geçmez. Arapçada da aynı şekilde. Ama Farsçada Türkçe kelimeler var ve ben Farsça kelimelere karşı daha ılımlı yaklaşıyorum. nede olsa komşumuz. İngilizce kelime kullanmak yerine Farsça kelime kullanmayı yeğlerim.--Saltinbas 20:43, 1 Ağustos 2007 (UTC)
Bence sözcüklerin kökeni çok önemli değil. Halk tarafından benimsenmiş her sözcük kökeni ne olursa olsun Türkçe dir. Fakat yinede bazı konulara dikkat etmekte fayda var. Öncelikle hem Türkçe hem de yabancı kökenli yaygın kullanımda olan sözcüklerden Türkçe kökenli olanı tercih edilmeli.(kelime yerine sözcük) Mümkün olduğunca eskimiş veya artık sadece Osmanlıca sözlüklerde yeralan sözcükler kullanılmamalı. Ayrıca sadece Türkçe kökenli olsun diye üretilmiş zorlama sözcüklerin kullanımıda bence yeterince yaygınlaşmadan kullanılmamalı. (Aksi taktirde bunlara karşıda tepki oluşuyor.) Vikisözlük güncellenebilir olduğu için zamanla eski sözcükler yaygınlaşan yeni sözcükler ile değiştirilebilir. Yapılan değişikliğe konu olan varsa, olası, yazım, ulus gibi sözcükler Türkçe kökenli ve gerçekten yaygın olarak kullanılıyorlar. Bu nedenle bu tür bir değişiklik doğru değil. (Belki 20 yıl önce doğru olabilirdi) --Viki 11:20, 7 Ağustos 2007 (UTC)
Bence de kelimatın kökeni önemli değil. Benim beğendiğim her kelime, bu kelimesiz Türkçe olmaz dediğim her kelime, kökeni her ne olursa hata halk hiç kullanmasada türkçedir. Beğendiğim hayranı olduğum fuzulinin kullandığı dilimizin malı olan kelimeler, kullanmasakta benim için o kelimat fuzuli değil , türkçedir. Aksine bizim malımız olup kutsaldır o kelimeler. Bir kelime, halk kullanmıyor diye diğer kelimeye tercih edilemez.
mesela vilayet[6] kelimesi bizim öz malımızdır. millet kelimesi de bana ulus kelimesinden daha anlamlı gelir. Hatta yabancı pek çok dilede türkçeden geçmiştir.[7]Ulus kelimesi bana Akif'in "ulusun korkma" dediği gibi ulumayı hatırlatır. Babamın ve dedemin kullanmadığı 40 yıllık hiç bir edebi eserde bulamayacağım ulus helimesi bana ızdırap verir. Mevlananın mesnevisindeki dinle diye başlayan beyitlerine müracaat ederim.
Bana göre dilde yabancı kelime diye bir şey yoktur ; her dilden aldığımız her kelime bizim öz malımızdır.
Bence işi doğallığa bırakmalı. Ben eğer akıldışını tesirli bulmuyorsam, o zaman irrasyoneli kullanırım. O bana daha doğaldır. Hatta diyebilirm ki; o bana daha öz Türkçedir. Ama illa türkçe olacaksa akıl-dışı yerine delice demeyi daha bir türkçe bulurum. Yabancı dillerin yapısına türkçeyi uydurmayı tercih etmem. Fuzulinin kullanmadığı kanuninin kullanmadığı; imitasyon kelimeleri hiç sevmem. Veri işletmeni yerine tahrirat katibini tercih ederim. Çünkü her yanlış yazı yazana elleri kurusun ol bed tahriririn sözünü bana telmih eder. Yanlış yapmaktan ve fuzulinin ve dahi dedelerimin elleri kurusun bedduasını almaktan kurtulmak isterim. Bence yapısal dilci olmalı ve dili doğallığına bırakmalı doğal dilci olmalı. Bu dünyadaki evrensel dilci akımların yöntemidir. Her daim tercih ederim, devrik cümleyi düzgün cümle yerine. Çünkü o daha doğaldır. Tembel ejderha millet dedi ise, ona saygı duymalı ve onun o yazdığı öyle kalmalı, diye düşünürüm. Bence zorlama olmamalı akışına bırakmalı. Ben sözcük deyince daha çok müstehcen bir şeyi bana çağrıştıryor. o yüzden onu kullanmak istemiyorum. Ama kelime deyince Kanuninin kelimatı bana tahattur ediyor. Fuzulinin yazı yazanlara ve katiplere bed duası aklıma geliyor. Ah nedim diyorum. Mevlananın dinle diye başlayan o meşhur beyitleri aklıma geliyor.Ol kelimattan cüda kalmak bana neyistandan uzak kalan ney gibi nalan etmek anlamına geliyor. Sine xevahem şerha şerha ez firak ta beguyem ez derdi iştiyak diyorum. Sinesi türkçe ile şerha şerha olamayan bırakılan türkçe kelimelerden firakın acısını bilmez, diyorum. Ol kelimat, benim gibi 4 çocuk babası olan birisine talihsiz bir baba olan kanuninin 4 evladınında kaybını veya talihli Yakup Ağanın barbaros gibi 4 evladının kahramanlıklarını ve kitaplardaki onların şiirlerindeki hüzünlü sevinçli kelimatını hatırlatıyor.Daha bunun gibi nefis binlerce edebi eseri bana anlatıyor. Sinesi şerha şerha olmayan bu kelimattan uzak kalmanın anlamamanın acısını bilemez. Bin yıllık mükemmel bir dili atmanın acısını bilemez.neyse sizlerle konuşmak yazışmak güzel, hiç olmazsa dile sevdalı sizin gibi bir kaç arkadaş var. Selamlar.-- 3210  (T) 19:31, 8 Ağustos 2007 (UTC)

kadın[düzenle]

Merhaba, kadın maddesinde bazı yanlışlar yapılmış.

  • Bölüm başlıkları için mevcut başlık şablonlarının kullanılması gerekiyor. {{Eş Anlamlılar}} gibi
  • Eş Anlamlılar bölümünde sadece kelimelerin sıralanması gerekiyor. (anlam ve köken açıklaması ilgili kelimeye ait sayfada verilebilir)
  • Deyişler yerine {{Deyimler}} kullanılmalı
  • "Yakın ve Anlam Bağlantısı Olan Kelimeler" şiveler ile aynı (amacı belli değil, yine anlam burada verilmemeli)
  • Kategoriler için mümkün olduğunca {{terim|}} şablonu kullanılmalı. Akrabalık için zaten bir kategori mevcut (farklı adla)
  • Interwiki bağlantısı yine yanlış kullanılmış. [[az:qadın]] hatalı. Eğer Azerice sözlükte kadın maddesi mevcutsa [[az:kadın]] kullanılabilir.

Kolay gelsin. --Viki 08:44, 7 Ağustos 2007 (UTC)

Sevgili özgür,
Kadın maddesi çok yavandı bayağı genişlettim. Ansiklopedilerde dil kitaplarında bulamayacağınız geniş malumat verdim. Yabancı dillerden kadın kelimelerinin tercümelerini koydum. Daha zengin olmadı mı?
  • mevcut bölüm başlıklarını farketmedim bende aşağısına eş anlamlıları koydum. Düzeltiğiniz için teşekkürler.
  • sehven deyimler yerine deyişler olmuş.
  • şiveler ayrıdır; yakın akraba veya anlam bağlantısı olan kelimeler ise tamamaen farklı ve ayrı konulardır.karınla karındaş akrabadır.ama şive daha farklı bir olay değil midir? Akraba kelimelere anlam verilmesinin zararını iseanlamadım. Okuyana algılama olasılığı sağla mıyor mu? Bence camia bu alanda consensius sağlamalı.
  • benim düzenlediğimde akrabalıkla alakalı katagori sanırım yoktu.
  • interwiki bağlantısını ben sanırım koymadım.ama bildiğim kadarıyla azerilekadın yerine qadın kullanırlar
Ayrıca anadolu şiveleride konmalıdır.Ben koymuştum sanırım siz kaldırmışsınız. Amasya'da kadına qadın derler, Bence lokal şiveler türki şiveler gibi her kelimede olmalı. babaya buba denen yerler bilinmeliki kelime tam açıklayıcı olsun.-- 3210  (T) 20:01, 8 Ağustos 2007 (UTC)

avrat[düzenle]

Merhaba, Avrat maddesinde bazı hatalar var.

AVRAT kelimesi gayet basitti., takdir edersiniz ki yaptığım düzenlemelerle nitelikli bir madde oldu. Maddelerde maalesef ayrıntılı düzenleme yapamıyorum,çünkü vaktim yok. Bir dilci olarak vikisözlük kampanyasına destek kapsamında ben de artı değer katmaya çalışıyorum. Arkadaşlar düzenlesin diye bekliyorum.-- 3210  (T) 04:14, 28 Eylül 2007 (UTC)
  • Dil ve Söztürü şablonlarında sözcüğün ait olduğu dil belirtilir. Sanskritçe sözcüğün köken dili olarak belirtilmiş. Bu şablonlarda Türkçe kullanılmalı. (Zaten Sanskritçe de avrat olarak yazılmaz)
O şablonları kullamayı bilmiyordum , yeni fakettim. aşağıda varmış.Sanırım avrat kelimesinde avrat kelimesinin ait olduğu dili belirttim. Avrat kelimesinin sanskritçe okunuşunu çevirilere koymuş idim. Tabiiki Türkler anlamayacağı için sanskritçe olarak yazamazdım-- 3210  (T) 04:14, 28 Eylül 2007 (UTC)
  • Maddenin önceki halinde "halk ağzı" olarak gösterilmiş. Bunun iptal edilmemesi gerekiyor. Avrat bugün yazı dilinde değil, halk ağzında kullanılıyor.
İdade ettiğinizin aksine elbette avrat kelimesinin yazıda kullanılmasını görürüz. Ama kaba türkçe olarak kullanılır. Hatta edebi metinlerde bile rastlarız-- 3210  (T) 04:14, 28 Eylül 2007 (UTC)
  • Eş anlamlılarda Kürtçe anlamlarda kullanılmış. Bunlar çeviriler bölümünde yer almalı.
Belki Anadoludaki kullanım şekillerini vermek dilcilik açısından faydalı olur sanırım.Hatta eş anlamlıları da anadoluda yaygın olan kullanımlar da bana göre olmalı. vikisözlükten beklentileri olanlara yardımcıda olacaktır. Mahalli şivelerde olmalı ki Türkçe zenginleşsin. Sözlüğümüz içi dolu olsun ve güzelleşsin. kapsamlı sözlük ihtiyacına da karşılık versin. baba hala gibi kelimelerinin o kadar mahalli ve farkı kullanımları var ki bilemezsiniz. Bence herkes bilmeli ve dilimiz zenginleşmeli-- 3210  (T) 04:14, 28 Eylül 2007 (UTC)
  • Kökenin Sanskritçe den geldiği bir görüştür. Önceki halinin silinmemesi gerekirdi. TDK ya göre köken Arapça dır. (En azında resmi niteliği var) Ayrıca köken bölümünde sadece ilk kaynak yazılmıyor. Türkçe ye son giriş dilinde geriye doğru yazılabilir. (Türkçe ye Arapça dan, Arapça ya Sanskritçe den girmiş olabilir gibi)
  • Avrat ın Sanskritçe kökenli olduğuna dair bir kaynak var mı? Bir kaç Sanskritçe sözlüğü inceledim. Kadın anlamında avrat kelimesine benzer bir kelime göremedim.
Kökeninin sanskritçe olduğunda şek ve şüphe yoktur. Kesin silinmelidir. TDK daki adamların Türkçe bilgisi malum. Arabi bilgisini ise konuşmaya bile gerek yoktur. Onların işi gücü kelimelerin kökeni üzerine malumatları ise yetersizdir. Pek çoğu türkçe bilmeyen, anasının dilinden türkçeye çevirerek düşünmekte idiler. Bunlar sakat ile malul arasındaki farkı bile kavrayamazlar. ben bunların binlerce sakatlıklarını ortaya koynuşumdur. [8] Sizlerde baksanız binlercesini bulursunuz. Viki bize arapçadan hiç bir kelime gelmemiştir. Aksine dilimize giren bütün arabi kelimeler farisiden veya sanskritçeden türkçeye girmişlerdir.
  • Interwiki yine yanlış kullanılmış. (Çeviri için kullanılmıyor) [[az:avrat]], [[ky:avrat]] gibi kullanılmalı (diğer dilde bu madde varsa)

--Viki 08:31, 10 Ağustos 2007 (UTC)

Yazılışı yani alfabesi farklı ama okunuşu aynı diye interwiki verdim. Bence okunuşu aynıysa alfabeye bakılmadan interwiki olmalı.-- 3210  (T) 04:14, 28 Eylül 2007 (UTC)

Merhaba, Maddelerde bilgi önemli fakat düzenli ve standart olmayan bilgi kullanımı zorlaştıracaktır. Mümkün olduğunca düzenede dikkat edebilirsen sevinirim. (Özellikle Sürmene grubuna örnek olmak için. Şu anda girdikleri 5000 in üzerinde madde düzenlenmeyi bekliyor. Çoğu rastgele başka biryerden kopyalanıp bırakılmış. Türkçe harf kullanılmayan maddeler var. v.b.) Şu anda düzenlemeye yardımcı olan çok az kişi var. Buna dikkat etmezsek kısa zamanda sözlük diğer katılımcı sözlükler gibi kullanışsız ve ciddiyetten yoksun bir hale gelecektir.
  • Sanskritçe çeviriye Arapça bir karşılık eklemişsin. Bunu anlamadım. Sanskritçe de Arapça harf kullanılıyor mu? स्त्री nin okunuşu (strī) en:स्त्री. (Aynı Arapça kelimeyi Urduca, Pencapça, Hindu? dillerinede eklemişsin ?!)
  • Seval Nişanyan ın sayfasında da avrat Arapça kökenli olarak görünüyor.
  • Yazıda kullanmayı Sanskritçe yazı olarak kastetmiştim. Türkçe de tabii kullanılıyor.
  • Türkçe'ye Arapça'dan hiç kelime girmediği görüşüne katılmak mümkün değil. Bu konuda bilimsel çalışma yapan dil bilimcilerin çoğu ve sözlüklerin hemen hemen hepsinde Arapça kökenli kelimeler var. (Hemde kelime kökenlerinin çoğu Arapça olarak görünüyor) TDK nın birçok hatası olabilir ama daha iyi araştırma ve eserler çıkana kadar kullanılabilecek en geçerli kaynaktır.

Kolay gelsin. --Viki 06:42, 14 Ağustos 2007 (UTC)

sondan başlayayım:
  • Türkçede arapça kökenli kelime yok demedim. Arapçadan doğrudan giren bir kelime yok dedim farslar ne kadar arapça kelien almışsa biz de o kadar arabi kelime almışızdır. Yani dil sosyoloji açısından araplar bizi etkileyen unsur değildir. Belki muarrep farisiler bizim dilimizi dilsel anlamda etkilemişlerdir.TDk ya gelince fikir verebilir. Kısmen kaynaktır. Belki büyük dilci Kazım efendinin çalışması en geçerli kaynak olabilir.
  • Seval Nişanyan önemli, ama eksik ve yetersizdir. Dilimizi Türk olmayanlardan ve ana dili türkçe olmayanlardan öğrenecek değiliz her halde, değil mi?
  • arapça avrat yerine imrae kullanılır,sanırım onu eklemiştim. Ayrıca avrat kelimesinim urduca yazılışını ekledim galiba.
  • Evet düzen önemli.Pek fazla vaktim olamdığı için sadece anlamları yazıp kaybaluyorum. Şu anda 3 ilçeye kaymakam olarak bakmak durumundayım, dolayısıyla fazla zaman ayıramıyorum. Belki geceleri ve sabah erkebn vakitte 2-3 saat ayırıyorum. Aslında ben sadece bu işe teşvik için girdim. Olaya şöyle kabaca bakarım diyordum. Ama iş başa düştü galiba. Okular açılınca projeye daha sıkı sarılacağız. Şimdi hocalar dahil herkes tatilde. Hakikaten belirttiğiniz gibi kelimeleri düzenlemeye yardımcı olan bir ekip yok. Sanırım okullar açılınca pek çok edebiyat ve ingilizce öğretmenini bu işe yönlendirebiliriz. Onlar daha profesyonelce ve meslekleri gereği bu işidaha güzel yaparlar. Öğrencileriyle ortaklaşa çalışırlar.Neyse kolay gelsin. -- 3210  (T) 09:15, 18 Ağustos 2007 (UTC)

Osmanlıca[düzenle]

Merhaba, Edep maddesine eklediğin deyim "Bi-edeb ra edeb kerden edeb est" Türkçe değil. Bu nedenle açıklama ve yorumları tartışma sayfasına aktardım. Bu tür açıklama ve kişisel yorumlar madde yapısına uygun değil. Tartışma sayfasında verilebilir. Yazılarından gördüğüm kadarıyla Öztürkçeleştirmeye karşısın fakat yoğun olarak Farsça, Arapça ve Osmanlıca kullanıyorsun. Aşırı Öztürkçeleştirme kadar bu da yanlış bence. Her ikisininde kişisel olarak kullanılmasına, üzerinde araştırma yapılmasına veya kişisel gayretlerle yaygınlaştırılmaya çalışılmasına karşı değilim. Fakat bunların yapılacağı yer vikisözlük olmamalı. Vikisözlük dilde bir hedef belirlemez, değiştirmeye kalkmaz, Türkiye'nin değil Türklerin değil Türkçe'nin sözlüğüdür. Yani günümüz Türkiye Türkçesi ne ait kelimeleri içerir. Eski kelimelerin yok edilmesi, kökene göre ayrım yapılması, öztürkçeleştirme, yeni kelimelerin üretilmesi iyi veya kötü olabilir. Bu önemli değil. Önemli olan bunların kabul görüp kullanılmaya başlanmasıdır. TDK ile dalga geçmek için üretilen "çok oturgaçlı götürgeç" eğer bir şekilde halk tarafından kabul görseydi benim için diğer kelimelerle aynı kıymette olurdu. Öztürkçeleştirme bir şekilde kaybedilmiş kelimeleri geri getirme çabasıdır. Osmanlıca, Arapça, Farsça kelimeleri kullanmakta aynı şeydir. (Bugün kullanılan bu kökenlere sahip kelimeler değil, Örn. Fuzuli ve Mevlana nın metinlerindeki bugün kullanılmayan kelimeler) Bunları ayrı kategoride vermemiz gerekir (Osmanlıca olarak). Hatta vikisözlük te yine bugün kullanılmayan "Eski Türkçe" kelimeler var. Bunlar dahi ayrı gruplandırılmalı. (İngilizce'deki Eski-Orta İngilizce gibi.) Buna göre eklediğin deyim Osmanlıca edeb (veya edep) kelimesine ait maddede deyimlere örnek olarak verilebilir. Kolay gelsin. --Viki 07:24, 14 Ağustos 2007 (UTC)

"Bi-edeb ra edeb kerden edeb est" Türkçe değil ama Türk edebiyatında nerde ve hangi yüzyılda arasanız, bulursunuz. Baksanız babanız dedeniz bile bilir bunları,eğer az okumuşlarsa.
Yanlız tartışma sayfasına aktarırken türkçe olanlarıda aktarmışsın onları tekrar kullanımlara ekledim. Yorumları tartışma sayfasına koymak lazım, doğru söylersin. Ama türk divan edebiyatımızda yoğun kullanılan kelimeler burada bence yer almalı.
Öztürkçeleştirmeye karşı değilim, ama şayet bana dünyada ikinci bir örneğini göstersinler, fildişi kulelerinden Türkiye dışında ikinci bir ülke örneği göstersinler en öztükçeci ben olurum. Hayattaki her iddiamdan da vaz geçerim. Herşeyimi sorgulamaya başlarım. Belki ben ne kafasızmışım da dünya bu kadar akıllı özdilci özalmancacı özingilizceci akımlar varmışta ben nekadar az milliyetçi imişim der kendimi denizlere atarım. Kıyılara yanaşmam. Bu kadar derya dilci akımlar varken seni gidi evrenseli yakalayamamış ahmak derim.
Ben aslında her dildeki her türlü zorlamacılığa karşıyım. Doğal olarak buna da karşıyım. Üstelik bizim medeniyetimizin yazılı eserlerinin en kalitelilerinin %99,9 eski dil denilen dildeki kelimlerle ise ne yapacağız? onları anlamamak için imitasyon kelime mi çıkaracağız?yani düşmanımız saydığımız kelimeleri atacak mıyız? Ben babamın dedemin, kanuninin fatihin bakinin fuzulinin öz kelimelerini kullanmak isterim.
"yoğun olarak Farsça, Arapça ve Osmanlıca kullanıyorsun" diyorsunuzKaldıki Osmanlıca diye bir dil yoktur. Sizinde bildiğiniz gibi Türkçe diye bir dil var, ağdalı veya ağdasız o ayrı mesele. "Yoğun olarak Farsça, Arapça ve Osmanlıca kullanıyorsun. Aşırı Öztürkçeleştirme kadar bu da yanlış bence." değerlendirmesine gelince ben farsça- arapça veya Osmanlıca kullanmıyorum. Osmanlıca diye bir dil yok zaten; belki bizim mülkiyedeki ders adıyla deyeyim Lisanı- Türki Hitabet-i Osmani vardır. Yani türkçe lisanın nazik osmani hitabı vardır. Ben 1000 yıllık yazılı türkçe metinlerimizin kelimelerini yani fatihlerinin kanunilerinin metinlerini kendi kelimeleriyle anlamaya çalışıyorum.Atalarımızın oluşturdukları dili yani dedemin konuşmalarındaki kelimeleri atmayı dile ve dedeme saygısızlık olarak görüyorum. 10 - 20 yıllık babanın bile kullanmadığı imitasyon kelimeleri türkçe olarak kullanmak nere, 1000 yılda atalarının ve dehalarımızın kullana kullana olgunlaştırdığı dil nere?Bu imitasyon dilcilikte çyle eski kelimeleri kullanma falan yoktur. Zanla kelime icat etme vardır. Bizim Cemal Mıhcıoğlu hoca vardı TDK da da çalıştı. Nasıl kelime imitasyonu yaptığını anlatırdı. Bir gece rüyamda gördüm; şu sözcüğü şöyle buldum gibi. Bazende bebeklere sordum demek ki o öztürkçe imiş, gibi dili imitasyonla çocuklaştırmaya çalışan bir non- global ve dünyada eşi benzeri bulunmayan bir dil akımı dil akımı bile sayılmaz. Olsa olsa dilcilikte akıldışı sapmalar olarak dünya tarinine geçer. Belki özel bir tez konusu olur. Ha bana desinler yapısal dilciyiz doğal dilciyiz veya tarihsel dilciyiz, esperantocuyuz, ben onlara elli kere şapka çıkarırım. Ufuk açtılar der ve ellerim patlayıncaya kadar alkışlarım.-- 3210  (T) 18:18, 19 Ağustos 2007 (UTC)
Evet Osmanlıca tam olarak ayrı bir değildir. Fakat farklı bir yazı dilidir. Dilci olmayan herhangi birisine dahi Osmanlıca ve günümüz Türkçe si metinleri gösterdiğinizde farkı anlayacaktır. Osmanlıca bir metni bugün nerdeyse anlamak mümkün değildir. Yani arada keskin bir fark var. Bunun teknik yanı önemli değil. Sonuçta sözlükte çeşitli ayrımları gösteriyoruz. (sözcük tipi, terimi, köken dili v.b.) Bugün Osmanlıca sözlüklerde bulunup Türkçe sözlüklerde bulunmayan bu farklı sözcükleri mutlaka ayrı göstermeliyiz. Osmanlıca yı kabul etmemek biraz fazla duygusallık gibi geliyor bana. Tamam bu sözcükleri kullanalım. Eski edebiyatı öğrenelim. Ama gerçekleri de göz önünde bulunduralım (acı da olsa). TDK nın iyi/kötü çalışmaları ve doğal gelişim ile Türkiye Türkçe'si ortaya çıkmış ve halk tarafından kabul görmüştür. Bugün Türkçe ile ilgili çok derin bir anlaşmazlık yoktur. Bu dil Osmanlı hatta cumhuriyetin başlangıcına göre oldukça farklılaşmıştır. Daha çok Osmanlı dönemi edebiyat eserlerinde kalan ve bugün ne edebiyat ne de günlük hayatta kullanılmayan bu sözcükleri gruplama gereği Osmanlıca diyoruz. Buna "Eski Türkçe", "Lisanı- Türki Hitabet-i Osmani" veya "Eski Kelimeler" de denebilirdi. Ama zorlamaya gerek yok ortada iyi/kötü bir Osmanlıca terimi var. --Viki 06:31, 20 Ağustos 2007 (UTC)

orkut[düzenle]

Merhaba, orkut kelimesinin anlamını orgazm olarak yazmışsın. Fakat ingilizce wikipedia bağlantısı ile verilen sayfada bir web sitesinin tanıtımı var. Ayrıca orkut hakkında bilgi bulamadım. (argo yada mecaz mı?) --Viki 10:22, 20 Ağustos 2007 (UTC)

sadece o anlamı yok; orkut ayrıca türkçede erkek çocuklarına verilen isim; orkut ismi, korkut (Dede Korkut 'taki korkut gibi) gibi eskininde eskisi bir Türkçe isim. Aynı zamanda orkut internette en çok ziyaret edilen web sitesinin adıdır.(mucidi Konyalı hemşerimiz bir Türktür.)-- 3210  (T) 15:24, 21 Ağustos 2007 (UTC)
orkut un Türkçe de orgazm anlamını bulamadım. İsim olarak kullanımı Orkut maddesinde var. kökenle ilgili bilgiyi buraya taşıdım. Burada sadece Fince anlamı kaldı. Reklam içeren bağlantıları vikisözlükte bulundurmuyoruz. (Şimdiye kadar maddelere yapılan bu tür bağlantılar silindi) Özel isim olduğu için tanım Orkut a aktarıldı. --Viki 16:33, 21 Ağustos 2007 (UTC) (Vikipedi de madde oluşturulursa buraya bağlantı verilebilir)
sanırım dünyada ilk beşe giren sitenin linkini koymak reklam sayılmaz belki bilgilendirme olur gibi geliyor bana. Belki bu tip konuları vikisözlük camiasında tartışmak lazım. Belkide böylece insanların vikisözlüke ilgilerini artırabiliriz. Malum zıt fikirler düşünmeyi geliştirir. Sen bana aykırı ve benim açımdan farklı gözüken şeyleri söyledikçe ben geliştiğimi düşünüyorum. selamlar. -- 3210  (T) 20:20, 26 Ağustos 2007 (UTC)

caravan[düzenle]

Merhaba, Madde düzenleme için çok fazla vaktinin olmadığını anlıyorum. Fakat İngilizce bir maddeyi olduğu gibi kopyalamanın sözlük çalışmasına fazla bir katkısı olmaz. Bunun yerine sadece anlamlar içeren yeni madde eklemek, var olan maddelere küçük katkılarda bulunmak çok daha faydalı olacaktır. caravan maddesini bu haliyle toparlamak zor olacaktır. Maddeleri bu haliyle bırakınca kimse üzerinde çalışmıyor. Kolay gelsin. --Viki 07:04, 8 Eylül 2007 (UTC)

evet vaktim çok fazla yok ;ama uğraşmasan memlekette çok önemli bir iş aksatılacakmış gibi geliyor,bana. olduğugu gibi kopyalamıyorum. Ucundan ufak değişiklikler yapıyorum. senin el atacağını bildiğim için fazla ayrıntıya giremiyorum.Ufak uyarlamalar yapıyorum; sonra tekrar kaldığım yerden devam ediyorum. Aslında okullar açılınca rahatlıyacağız. edebiyat ve ingilizce hocaları bu işe emek verecek. Bu da işin kalitesini artıracak. "Eğitim seminerleri" yapacağız. Arkadaşlardan "tashih komisyonları" oluştucağım. Sanırım daha derli toplu gidecek. Ben girdiğim maddeleri zaman zaman kontrol ediyorum. İlgine teşekkürler. Kolay gelsin. Bu arada dede maddesine baktım zayıftı. Bende tercümeleri eklemeye çalıştım. babadan dede tercümesinde bizim şablonla ingilizce şablon çevirisi örtüşmüyor. nasıl çözeriz -- 3210  (T) 18:51, 8 Eylül 2007 (UTC)

ilâhiyâtilahiyat mı?[düzenle]

Viki, ilâhiyât maddesini ilahiyat maddesine yönlendirmişsiniz. Hangi kullanım doğru? Bence ilâhiyât uzatma olmalı ilahiyat gibiuzatma olmazsa mana değişir. yat ile yât veya yar ile yâr arasında çok fark var. Uzatmaları bazılarının kaldırması realiteyi değiştirmez gibi geliyor bana-- 3210  (T) 08:24, 9 Eylül 2007 (UTC)

inceltme işareti şu anda Türkçe'de sadece aynı yazılan kelimeleri ayırmak için kullanılıyor. ilâhiyât ve ilahiyat olarak farklı anlamda iki ayrı kelime olmadığı için "ilahiyat" doğrudur. Bildiğim kadarıyla "yât" diye kelimede yok. (Eğer yazılışı doğruysa "ilâhiyât" Osmanlıca kelime olarak gösterilebilir.) Ayrıca bir dilin kullanımı, kelimelerin yazılışı ile ilgili ülkelerin resmi kurumları kararlar alabilir. Edebiyatçı ve yazarlarınca da yaygın kabul gördüyse değişiklik geçerlidir. Evet, inceltme kullanımı ile ilgili Türkçe'de değişiklikler olmuştur. Fakat bu tür değişiklikleri Almanya ve Yunanistan'da yapmıştır. (Benim bildiklerim ve yakın zamanda olanlar) --Viki 08:33, 9 Eylül 2007 (UTC)
Aslında yat malum yat "yât" diye uzetırsanız lisani türki de çoğul formatta yatlar anlamına olur. Bu uzatma işi çok tartışmalı bir konu. Onu burada ifade etmek zor ve vakit yetmez. Çoğu dilciler malum sebeplerden uzatma işaretinin kaldırılmasını kabul etmiyorlar, edemiyorlar. " Bir dilin kullanımı, kelimelerin yazılışı ile ilgili ülkelerin resmi kurumları kararlar alabilir." diyorsunuz. Doğru karar alabilirler ama sanırım onların kararı kendilerini bağlar. Belki sadece resmi yazışmaları bağlar. Bence özgür ortamın savunucuları olarak bizim şunu savunmamız lazım: Emir komuta edebiyatta yazımda olmaz. Bence de olmamalı. Zaten emir komutayla lokal şiveleri bu çok bilmiş dilcilerimiz berhava ettiler. Kaldıki onların yetkinliği konusuda fevkaladeden çok tartışmalıdır. Benim dilciler üzerine nacizane bir kriterim var; yabancı literatürde uluslarrası dil çalışmaları yoksa daha kısa anlatımla üç dil bilmeyen adamı ben dilci saymıyorum. Üstelik bu dil türkçe ise ;farisi ve arapçayı bilmeyeni, ben bırakınız dilci saymayı Türkçe bilen olarak bile saymam. Babasının atasının elli yılın önce yazdığı metinleri okuyamayan yazmayan hatta ve hatta anlayamayandan dilci, bana göre olamaz. Sanırım bizim wiki camiasının daha evrensel düşünmesi lazım. Vikisözlük için "Özgür sözlük" dediğimize göre devlet sözlüğü sayılmayız ve TDK bizi bağlamaz, sadece onların fikirlerine camia olarak bakarız. Beğenirsek alırız. Sadece faydalı çalışmalarından dolayı onlara teşekkür ederiz.Uluslaraarsı proje geliştiremedikleri içinde kınarız-- 3210  (T) 09:08, 9 Eylül 2007 (UTC)
Evet, Vikisözlük özgür ama kaosa sebep verecek kadar da özgür olması doğru değil. Tam anlamıyla özgür olduğunda ekşisözlük gibi karma karışık, güvenli olmayan, eğlencelik bir sözlük ortaya çıkar. Bunun örnekleri çok. Burada farklı bir sözlük ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. (Bir düzeni olan, kategorilere sahip, kuralları olan, basılı eserlerin önüne geçebilecek) Burada özgürlük daha çok herkesin katılımına açık, ücretsiz ve bağımsız olarak algılanmalı. TDK yı referans almamız, bu konudaki düzenli ve sürekli çalışma yapan tek merci olmasından kaynaklanıyor. (Türkiye Türkçe'si için referans alabileceğimiz başka kurumlar, ciddi araştırmalarda bulunan ilim adamı camiaları var mıdır? Belki Dil Derneği. Ama onlarda TDK ya çok yakın görüşteler) Şu anda kullanıcı sayısının azlığından dolayı yeni kural ve standartlar oluşturamıyoruz. Zamanla daha çok kullanıcı (özellikle dil uzmanları) sözlük üzerinde çalıştıkça farklı kurallara ve yapılara geçebiliriz. Şu anda TDK yı dışlayarak kural tanımlamamız zor. Mesela "ilâhiyât" ın doğru olduğuna nasıl karar verebiliriz. Sen doğru diyorsun. Fakat resmi kurumlar, üniversiteler, yazarlar ve aydınlar çoğunlukla "ilahiyat" olarak kullanıyor.(Halk zaten genelde bunlara uyum gösterir) Kelimenin doğru yazımı nedir? Bir zamanlar böyle kullanılmış olması mı? Köken dilindeki kullanımı mı? Hayır, bunlar olamaz. Önemli olan bugün nasıl olduğudur. Diller değişkendir ve kelime yapısında doğruluk ve mantık aranmaz. Çoğu kelime bozularak ve yanlış kullanım sonucu oluşmuştur. --Viki 09:34, 9 Eylül 2007 (UTC)

ilâhiyât[düzenle]

Merhaba, ilâhiyât maddesindeki Örnek bölümü anlayamadım. Örnekler bölümünün amacı kelimenin cümle içinde kullanımına örnek vermektir. kıta larda bu kelime geçmiyor. "Bu fakîrin bazı ilâhiyâtında (ilahilerinde) gelir" belki örnek cümle olabilir. Bu cümlede pek anlaşılmıyor. --Viki 05:55, 10 Eylül 2007 (UTC)

"Bu fakîrin bazı ilâhiyâtında (ilahilerinde) gelir" cümlesi ismail Hakkı Bursevinin kendisine ait cümledir. Mevlananın mesnevisine yazdığı Mesnevi-i Manevi adlı kitapta geçer ki bu mesnevinin en iyi tercümesidir. Şu ana kadar bu güzellikte türkçeye tercüme yapılamamıştır. Hemen akabindede ilâhiyâtına örnek vermektedir. Bu üslup ve örnek orjinal olduğu için tamını koydum. Belki quote tarzında olabilirdi. Sanırım bu tarz çok daha açıklayıcı. Hem ilâhiyât kelimesi geçiyor hem de ilahi örneği veriliyor. Kelimeye bakanlar duble faydalanıyor.-- 3210  (T) 06:35, 10 Eylül 2007 (UTC)
Biz sözlük maddesinde kelime ile ilgili her türlü bilgiyi vermeye çalışmıyoruz. Sadece sözlük anlamı ve dil bilgisi ile ilgili bilgi veriyoruz. Diğer detaylar için vikipedi, vikikaynak ve vikisöz ü kullanıp bunlara bağlantı vermemiz gerekiyor. Mesela bu örnek için vikikaynak ın ilahiler bölümüne bağlantı verilebilir. ilahi örneği vermek doğru olmaz. Aksi takdirde fıkra maddesine fıkra, efsane maddesine efsane örneği eklemek gerekir ki bu hiç hoş olmaz. --Viki 07:46, 10 Eylül 2007 (UTC)
Haklısınız. Sanırım milli eğitim bakanlığının hazırladığı 4 ciltlik kalın sözlükte ona benzer şeyler görmüştüm. beyit deyip bir örnek verdiğini. Birdaha bakmam lazım. Burda dediğim gibi ikisi ardıl gelince vermeden edemedim.-- 3210  (T) 01:26, 11 Eylül 2007 (UTC)

Kozlu[düzenle]

Merhaba, Kozlu maddesinde kaynağa göndermeyi hatalı kullanıyorsun. Her alıntı için madde içine bu şekilde açıklama yazarsak madde kullanışsız hale gelir. (Bu şekilde kullanımın örneği yok) Gerekirse o bilgiyi hiç vermeyelim. Herkes patenti (telifi) kendisinde olan bilgiyi paylaşmak mecburiyetinde değil. Özgür sözlükte bilgi paylaşılıyorsa. Standart kaynak gösterimi ile yetinilmeli. --Viki 05:59, 10 Eylül 2007 (UTC)

Merhabalar, madde içinde vermekte amaç şu sınırlı telifden vazgeçme var.Yani fikrin patentine sahip olan kişi kaynak gösterildiği takdirde hakkından vazgeçiyor ve bu bilginin başkaları tarafından kullanmasına izin veriyor, demektir. Ben de wiki alemi dahil her yere kaynak göstermek suretiyle fikir patentimi veriyorum. Bunu başka alanlarda da yaptım. Patent hakkına saygı duyan herkes fikrin sahibini yazarak ona göre alıntı yaptı. [9][10][11] [12][13]İsterseniz bu konuyu bilimsel ve teknik yöntemlerle de araştırabilirsiniz. Bu izahı yakalayan bilim adamı, dilci, zaten bu memlekette yok , bulamassınızda. Maalesef bulamazsınız. Onlar yapısal dilden çok,etimolojiden çok, özcü -öz olmayancı gibi evrensel olmayan dil ikilemizdeler. Evrensel dilcilikten uzaklar. Keşke Comennius un onda biri olsalar keşke kazım efendi gibi dilci olsalar nerde. neyse kolay gelsin Daha yazacaktım ama kısa kesmem lazım.İnsanları bekletmeyeyim. selamlar.-- 3210  (T) 02:59, 11 Eylül 2007 (UTC)


Açıklamalar[düzenle]

Merhaba, maddelerde değişiklik yaparken, verdiğin değerli bilgileri {{Açıklamalar}} altına koymanı sözlüklerin madde yapısını boşmamış olmak anlamında rica ediyorum.--Saltinbas 05:16, 14 Eylül 2007 (UTC)

Maddelerde değişiklik yaparken, verdiğim bilgileri aslında {{Açıklamalar}} altına koymak isterim. Fakat bazı saygısız insanlar bana ait fikir patentinde hiç bir ücret talep etmeme rağmen isim belirtilmeden intihal yapıyorlar, hatta pazarlıyorlar. Sınırlı kullanım hakkı verilen teliflerde isim belirtilmeden kullanılmamasını istiyorum. Yani burda sınırlı copyrihgt'dan vazgeçme var. Bu da bilginin geçtiği yerde belirtilmek zorunda. Sanırım wiki alemi bu tarz patent hakkına kurallar gereği saygılı olduğundan açıklamalar bölümünde verilmesi gerekmekte. İlginize teşekkür ederim.-- 3210  (T) 06:57, 15 Eylül 2007 (UTC)

Divanı-Lüğat-ı Türk[düzenle]

Merhaba, Divanı-Lüğat-ı Türk de geçen kelimelerin dilini "Eski Türkçe" olarak gösterebilir misin. Kolay gelsin. --Viki 08:21, 15 Eylül 2007 (UTC)

Merhabalar, Divanı-Lüğat-ı Türk de geçen kelimelerin dilini "Eski Türkçe" olarak gösterilmesi talebinizi elimden geldiğince telif etmeye çalışacağım. Sizden aşka çalışan yok galiba. Maşaallah hiç boş durmuyorsunuz. Aslında ben bu işe örnek olmak için girdim. Günde 10 dakikaka takılırım, diyordum. Şimdi kaptırdım bazen saatlerce gidiyorum . Bazen rüyalarıma bile giriyor. Gece istirahatlarımı bu edit işine vakfettim . Wikimedia vakfının en gönüllü vakıf elemanı ben oldum galiba. Neyse çocuklarla ilgilenmem lazım şimdi ,sizede kolay gelsin.-- 3210  (T) 08:30, 15 Eylül 2007 (UTC)

VikiBar[düzenle]

Merhaba, Kolay madde oluşturmak için bir uygulama hazırladım. [14] adresinden indirip kullanabilirsin. Internet Explorer ın üst kısmındaki toolbar alanında oluşan "yeni madde" düğmesi ile şablonlarla uğraşmadan kolayca madde oluşturabiliyorsun. Ana sayfada duyurdum. Sanırım Sürmene grubunun çok işine yarayacaktır. --Viki 17:23, 16 Eylül 2007 (UTC)

Bugün okullar açılıyor . Edebiyat , ingilizce, almanca.fransızca ve arapça öğretmenlerini en kısa zamanda biraraya getirip zümre toplantısı yapacağım. Bu konuyuda değerlendiririz.Değerli bilgin için teşekkür ederim. selamlar-- 3210  (T) 02:02, 17 Eylül 2007 (UTC)

Oyun adları[düzenle]

Merhaba, oyun adları kategorimizde 16 oyun ismi var. Geleneklerimizin devamı için oyun adları konusunda Sürmene topluluğundan destek görebilir miyiz?--Saltinbas 19:20, 16 Eylül 2007 (UTC)

Sayın Altınbaş, değerli katkılarınıza Vikiszölük camiası müteşşekirdir. Zümre toplantısında dile geitreceğim. ilginize teşekkür ederim.-- 3210  (T) 23:44, 18 Eylül 2007 (UTC)

Kapan[düzenle]

Merhaba, Sanırım Kapan maddesindeki durumu anlamamışsın. Kapan büyük harfle başladığında özel isimdir ve Erkek ismi olarak kullanılır. Terazi anlamındaki kapan ise küçük harfle başlar. Bu iki madde arasındaki bağlantıyı "bakınız" şablonu sağlar. Terazi ile ilgili bilgileri kapan maddesine taşımıştım. (Unkapanı hakkındaki açıklama madde ile ilgili olmadığı için silindi) --Viki 08:30, 19 Eylül 2007 (UTC)

Aslında Kapan maddesindeki durumu anladım. Fakat yazılışı aynı olan kelimelerin bilgisi aynı maddede verilirse sözlükte zenginlik olur diye düşündüm. O yüzden benzerlik olan kelimelerin kalmasının faydalı olacağını değerlendirmekteyim. -- 3210  (T) 21:36, 22 Eylül 2007 (UTC)
Bu oluşturmaya çalıştığımız ve diğer sözlüklerinde ortak yapısına pek uymuyor. Daha öncede belirttiğim gibi sözlük maddesini kısa ve öz tutmamız, detayları vikipedide vermemiz, ilgili sözcüklere ait açıklamaları sözcüğe ait sayfada vermemiz gerekiyor. Yoksa madde okunaksız, kullanışsız bir hale geliyor. Bir maddede her türlü bilginin olması maddeyi faydalı hale getirmiyor. İlgili sözcükleri, küçük/büyük harfle başlayan halini bağlantıyla gösteriyoruz. Hakkında bilgi isteyen bu bağlantıdan ilgili sayfaya gidip alabilir. Aynı sözcüğün tanımını farklı maddelerde tekrar tekrar vermek sözlüğü kullanışsız hale getiriyor. Bir tanımda değişiklik yapıldığında tüm sayfaları tarayıp diğerlerinide değiştirmek gerekir. Küçük/büyük harfle başlayan sözcükler ya tek sayfada ya da ayrı ayrı sayfalarda gösterilmeli. Hem ayrı sayfalar oluşturup hem de her ikisinde de küçük/büyük harfle başlayan anlamların verilmesi doğru değil. Diğer sözlüklerede uygun olarak küçük ve büyük harfle yazılışları farklı madde olarak kabul ettik ve maddeler buna uygun oluşturuldu. Bu yapıyı bozmasak iyi olur. --Viki 08:40, 23 Eylül 2007 (UTC)
"sözlükteki maddeleri kısa ve öz tutmamız, detayları vikipedide vermemiz gerekiyor" önermenize katılmak isterim. Ancak kısa ve öz tutmamız demek, maddenin tam olmaması demektir. Bizim şablonlarımızdaki Örnekler ve benzer,karşıt ,eşanlamlılar gibi kelime şablonlarıyla açıklamaya çalışıken yazılışı aynı olan kelimeyi ihmal etmek yanlış olur diye düşünüyorum. Bu tarz siyasaların Vikisözlük camiasının oydaşarak tartışarak olgunlaştırarak karar vermesi gerekiyor. Kanaatimce benzer açıklamaların yapıyı sağlamlaştıracağını değerlendirmekteyim. Kolay gelsin.-- 3210  (T) 02:39, 24 Eylül 2007 (UTC)
Farklı yazılışları zaten hiç belirtmiyor değiliz.(bakınız şablonu ile bağlantı kuruyoruz) karşıt, eş anlamlıları veriyoruz. Fakat sadece bağlantı olarak. (Anlamını madde içine tekrar yazmıyoruz) Bazı özellikler topluluk tarafından oylanabilir, yeni özellikler düşünülebilir fakat tüm wikilerde veya wiktionary lerde olan ortak özellikler de var. Tüm wikilerde olan temel bir özellik başka bir maddeye bağlantı verdiğin zaman bu maddeyi aynı zamanda açıklamaya gerek duymazsın.(Zaten bağlantının anlamıda bu. Öğrenmek isteyen ilgili sayfaya gitsin anlamındadır.) Ayrıca vikisözlükte henüz yeterli düzeyde bir topluluk oluşmadı. Henüz temel özellikleri kullananların sayısı bile bu kadar az iken, madde oluşturmayı bilmeyen yeni kullanıcılarla oylama yapılamaz. (Tüm wiki oylamalarında bunlara dikkat edilir) Madde yapılarında yenilik yapmak yerine, daha acil olan eksik maddelerin tamamlanması, maddelerin düzenlenmesi ve genişletilmesi ile uğraşırsak daha verimli olacaktır. Maddelerimiz zenginleştikçe ve topluluk büyüdükçe yenilik ve yapı değişikliklerini konuşabiliriz. --Viki 06:32, 24 Eylül 2007 (UTC)

Kamâl[düzenle]

Merhaba, Kamâl veya Kâmal hakkında bilgi bulamadım. Bu isim kullanılıyor mu? Türkçe mi? Hakkında bilgi verebilir misin? --Viki 06:10, 21 Eylül 2007 (UTC) İşlerimin yoğunluğu nedeniyle mesajınıza hemen cevap yazanadığım için beni bağışlayınız. İki gündür Sürmeneli Devlet Bakanımız M.Said Yazıcıoğlu'nu ağırlamaktayım. O yüzden vakit bulup mesajınıza cevap yazamadım.

  • Kamâl veya Kâmal hakkında bilgi bulamadığınız sualinize gelince bu konuyu hemen araştıracağınızı ve hakkında bilgi bulamadığınıza dair bana mesaj yazacağını tahmin etmiştim.

Kamâl ismi üzerine aşağıda belirtilen açıklamaların fikir patenti yapısal dilci Kaymakam Eyüp Sabri Karta'a ait olup kaynak belirtilmeden alıntılanamaz.

  • Atatürk'ün kullandığı Kâmal ismi üzerine doğrusu bu alanda bir kaç yalan yanlış ve anlamaktan çok yönlendirme amaçlı yazılar vardır. Bu yazıları da maalesef dilcilik kriterleri açısından pek de değerli çalışma sayamayacağım. Kaynaksız ve mantığı kurgulanmamış yetersiz prof lakaplı kişilerin yazılarıdır.
  • Kamâl Atatürk'ün gerçek ve en son adıdır. Birincisinde nüfus memuru adını yanlış yazmıştır. Bunun üzerine Atatürk ikincisini tekrar çıkarttırmıştır.Birici seri no 993814 de Kemal ikincisi 993815 seri noluda ismi Kamâldır. Yani Atatürk, muhtemelen nüfus memurunun yanlışlığına kızarak ikincisini tercih etmiş gözükmektedir.

Peki niye? Bu cevap Kamâl isminin etimolojisinde yatmaktadır.

  • Neden en çok bilinen ve kullanılan bu seble de Anadoluda pek çok kişinin adını çocuğuna koyduğu "Mustafa" ismi her ikisinde de yoktur. Hatta Cumhurbaşkanı iken ilk aldığı "Kemal Öz" adlı kimliğinde de Mustafa ismi neden yoktur? Bu ismi neden istememektedir? Çünkü bu isim Arapçadır.Bunu her üç kimliğinde de toplumda, tarih kitaplarında ve üstelik TDK da bilinenin tam aksine Mustafa ismini Arapça olduğu için terketmiştir. Siz tabii kamusal kaynakları birincil şaşmaz yanılmaz yanıltmaz rehber olarak kabul edebilirsiniz, bu sizi bağlar, beni değil. Kemal isminide terketmiştir. Çünkü arapçadır. "Ne arabun şekeri ne arabın yüzü" nede arabın adı durmudur. Atatürk gerçekten adı gibi türkçüdür. Bozkurtlar, Ankara da semtlere verilen isimler  ;cebeci,sincan,mamak ulus gibi sanırım o Türkçü mentaliteyle koymuştur.

Diğer soyadı Öz hakkında yasa olmasına rağmen toplumda ve tarih kitaplarında kargaları taşladığı dahi bilinirken bu bilinmez. Hatta bunu hiç kimse bilmez? Atatürk üzerine Doçentlik yapanlar bile bilmez. Bunu ilk kez Vikipedi dde ben açıklamıştım. İngilizcesinde kaldı , ama Türkçesinde silindi. Oysa çok orjinal herkesin bilmesi gereken bir Atatürkçülük bilgisiydi. Hatta aşağıdaki yasayı hukukçuların %99 u maalesef bilmez. İsterseniz çevrenizdeki hukukçulardan telefonla çek edebilirsiniz. Görürsünüz cehalet ne kadar diz boyu.

   KEMAL ÖZ ADLI CÜMHUR REİSİMİZE VERİLEN SOYADI HAKKINDA KANUN
   Kanun Numarası : 2587
   Kabul Tarihi : 24/11/1934
   Yayımlandığı Resmi Gazete Tarihi : 27/11/1934
   Yayımlandığı Resmi Gazete Sayısı : 2865
   Madde 1 -Kemal öz adlı Cümhur Reisimize Atatürk soyadı verilmiştir.
   Madde 2 - Bu kanun tarihinden muteberdir.
   Madde 3 - Bu kanun Büyük Millet Meclisi tarafından icra olunur. [15]

Vaktim yok ama burdan devam edeceğim.selamlar.

Kamâl şeklinde kullanımı (internette)

Kamâl kullanımı internetten ve uluslararası medyadan o devre ilişkin örnekler[düzenle]

[16]

Kamâl Atatürk İsmi Üzerine Yorumlar ve Değerlendirmeler[düzenle]

Atatürk'ün bir dönem bu adı kullandığı ve nüfus cüzdanında yer aldığı doğru. Fakat sonra tekrar Kemal adını kullanmaya devam etmiştir. ([17]) Resmi kayıtlarda da Kemal geçer ([18]) --Viki 07:12, 22 Eylül 2007 (UTC)
Kemal adını hiç kullanmadı nüfus cüzdanları seri noları ardıl olduğuna göre hemen istediği isme tahvil ettirdi.-- 3210  (T) 05:48, 26 Eylül 2007 (UTC)


Şevket Süreyya Aydemir'in Tek Adam adlı eserindeki değerlendirmesi[düzenle]

"Türkçeleştirme hareketleri sırasında, bir aralık 'Kemal' adını, 'Kamâl' gibi kullanma hareketleri görüldü. Buradaki Kamâl kelimesi galiba kale manasına alınıyordu."

galiba kale anlamına geliyor da ne demek? böyle dilcilik olur mu?-- 3210  (T) 05:48, 26 Eylül 2007 (UTC)


Atatürk, gerçekten bir dönem adını Kamâl olarak kullanmış mıydı? Kullandıysa neden böyle bir şey yapmıştı?[düzenle]

Eğer tarih kitapları dahil pek çok yerde bulunan Kamâl isimli hüviyeti doğruysa seri numarası kamuoyunu dizinforme etmek amaçlı değilse ikinci nüfus hüviyeti doğrudur.

Kamâl adını kullandıysa peki neden adını Kamâl olarak değiştirdi[düzenle]

Bunu bilisel tecessüsle bakılırsa nedenleri şunlar olabilir. Bunlar tahmin olduğundan yam şöyledir denemez.

  1. Atatürk, Türkçüydü. Bu sebeple Türklükle alalakalı bir ismi kendini isim olarak aldı. damarlarında asil kana uygun Türk adına koydu

Paris Üniversitesi Antropoloji mezunu Sevim Erdem değerlendirmesi[düzenle]

, bu konuyu araştırdığını söylüyor ve Atatürk'ün, Kamâl adını, kendisinin kamuya mal olduğundan dolayı kullandığını iddia ediyor. [Kaynak yok?]Erdem, bu konuda "Atatürk Dil Bayramı'nı ilân ettiği zaman, 'Ben bütün devrimleri Dil Bayramı için yaptım.' demiş ve bunu Nutuk'ta yazmıştı. Bu dönemde yurt dışından elçiler geliyor ve Atatürk onları 4 ayrı Türkçe'yle karşılıyor. 4 ayrı Türk lehçesi konuşuyor onlarla. Atatürk, o dönemde bir kaos içinde. Ne yapacağını bilemiyordu." diyor.

"Kamâl adını, kendisinin kamuya mal olduğundan dolayı kullandı". Bu ne demek ?böyle di,lcilik mi olur.

Konu ile ilgili iki sav bulunduğunu belirten Erdem, Güneş Dil Teorisi'ne göre Kamâl'ın 'Kemal' şeklinde okunduğunu belirterek şunları söyledi:

Güneş Dil Teorisi'ne göre Kamâl'ın 'Kemal' şeklinde okunduğuda ne demek? Neden çıktı öyle okuma? kaynak belirtilmelidir.

"Matematik öğretmeni, ona Kemal adını verdiyse eğer, Güneş Dil Teorisi'ne göre bu Kemal okunamaz, Kamâl şeklinde okunur. Adı, Kamâl diye okunduğu için nüfus cüzdanında da Kamâl olarak yazılıdır. Bu birinci savdır. İkinci sava gelince, Atatürk'e Kemal adını öğretmeni verdiyse bile, ailesinin verdiği Mustafa adı nüfus cüzdanında yok. Atatürk, Mustafa adını, Arapça kökenli olduğu ve Türk dilini arılaştırmak istediği için nüfus cüzdanından çıkartmıştır. Kemal adını 'Kemale ermekten geliyor ve yaşarken kemale erilmez.' şeklinde yorumlayıp kendi adını kamuya mal olan 'Kamâl' olarak değiştirdiği şaibesi var. Soyadı Atatürk, Türk'ün atası; Kamâl da, kamuya mal olmak demektir. Buna göre kendisini, kamuya mal olan Türk'ün atası olarak adlandırdığı ve bu sebeple Mustafa adını sildiği şaibesi söz konusu!"

Kamâl da, kamuya mal olmak demektir bu nasıl yorum . Kaynak nerde? Dilcilik zan tahmi,n mi kamuyla ne alakası var.-- 3210  (T) 05:48, 26 Eylül 2007 (UTC)


Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Bahaeddin Yeniyıldız değerlendirmesi[düzenle]

Atatürk'ün, Türkçe'deki ses uyumuna uydurmak için adını Kamâl olarak kullandığını, fakat sonradan bundan vazgeçtiğini söyledi.

Türkçe'deki ses uyumuna uydurmak için kemal kamal mı yazılıyor. Bu değerlendirme de açıkçası dayanaksızdır. Terkettiği nerden çıkyor. Bu mu kaynaklı bilim adamlığı-- 3210  (T) 05:48, 26 Eylül 2007 (UTC)

Yeniyıldız, Atatürk'ün bir dönem Güneş Dil Teorisi'ni ortaya attığını belirterek şöyle dedi: "Atatürk'ün dil devriminde, önce bir tasfiyecilik hareketi yaşanmıştır. Fakat bu hareketin dili çıkmaza soktuğunu gören Atatürk, Güneş Dil Teorisi'ni ortaya atmıştır. Bu teori, bütün dillerin Türkçe'den çıktığını iddia eder. Türkçe'deki yabancı kökenli kelimelerin aslında Türkçe olduğunu iddia etme ve böylece bunları koruma amacını taşımaktadır. İşte bu çalışmalar sırasında bir ara Atatürk, adını Türkçe'deki ses uyumuna uydurmak için Kamâl olarak kullanmıştır. Fakat sonradan vazgeçmiştir."

vazgeçtiğine delil nedir? Bu zanlardan ibaret bir teori.-- 3210  (T) 23:02, 25 Eylül 2007 (UTC)


Mimar Sinan Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ramazan Şeşen de[düzenle]

, Atatürk'ün bir dönem Kamâl adını kullandığı iddialarını doğruladı. Şeşen, 1932'den sonraki sadeleştirme cereyanının etkisiyle bir ara arı Türkçe ifadeler kullanılmaya başlandığını; Atatürk'ün buna uygun olarak Kemal ismini Kamâl (kale?) olarak değiştirdiğini ifade etti. Şeşen, "İsveç Kralı'nın ziyareti münasebetiyle yaptığı konuşma buna örnektir. Atatürk buna uygun olarak adındaki 'Kemal' ismini 'Kamâl' (kale) olarak değiştirmiştir. Kısa bir zaman sonra bu işin yanlışlığının farkına vararak konuşmalarında yeniden halkın kullandığı Türkçe'yi kullanmaya ve adını tekrar Kemal olarak yazmaya devam etmiştir." dedi.


Celal Bayar Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nden Prof. Dr. Mevlüt Çelebi ise[düzenle]

, Kemal/Kamâl ayırımının Atatürk'ün dil devrimi çalışmaları çerçevesinde yapılan bir değişiklik olduğunu belirterek, "Atatürk 'ülkesini, yüksek istiklâlini korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmalıdır' düşüncesiyle yola çıkarak, dil alanında da önemli yenilikler yapmıştır." diye konuştu.

Güneş Dil Teorisi üzerinde duran Çelebi, bu teorinin iki temel hedefi bulunduğunu belirterek bu hedeflerden birinin Türkçe'nin geçmişinin ortaya çıkarılması; diğerinin ise Arapça, Farsça ve daha sonra da Fransızca'nın etkisinde kalmış olan Türkçe'nin sadeleştirilmesi olduğunu söyledi. "Dil devriminde Türk kültürünün önemli kaynakları olan Divan-ı Lugatit Türk ve Kutadgu Bilig gibi eserlerdeki Türkçe kelimelerden faydalanılmıştır. Bunlardaki Türkçe kelimelerin, atılacak yabancı kelimeler yerine kullanılmasına öncelik verilmiştir." diyen Çelebi, şöyle devam etti:

"1932-1937 arasında yoğun olarak yapılan, Türkçe'nin devlet eliyle sadeleştirilmesi çalışmalarında, Atatürk'ün Kemal olan ismi de Türkçeleştirilmek niyetiyle Kamâl olarak değiştirilmiştir. Gerçekten de dönemin

bazı gazeteleri Kemal yerine Kamâl'ı kullanmayı tercih etmiştir. 1932-1935 arasında yayımlanmış bazı kitaplarda da Kamâl'ı görmek mümkündür.[düzenle]

Ancak bu uygulama kısa sürmüştür." denmektedir. İyide buna ilişkin mesnetli şeyler açıklamalar getirmek lazım değil mi?


Bilgi Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mete Tuncay,[düzenle]

1978 yılında 'Toplum ve Bilim' dergisindeki 'Atatürk'e Nasıl Bakmak' adlı makalesinde şöyle diyor: "Atatürk özel bir yasayla bu soyadını alıncaya değin Cumhuriyet'in tek gazisi olarak 'Gazi M. Kemal' diye imza attı. 'Kemal' ikinci adını, askerî okuldayken bir öğretmeni takmıştı. Soyadını aldıktan sonra, Atatürk 'Mustafa'yı bıraktı. Kemal'i ilk adı olarak kullandı. Daha sonra Dil Devrimi'nde bunu da değiştirdi.

Anadolu Ajansı'nın 4 Şubat 1935 tarihli bir bülteninde şu açıklama vardır:(Bu kısmen daha açıklayıcı ve realistiktir)[düzenle]

"İstihbaratımıza nazaran, Atatürk'ün taşıdığı Kamâl adı Arapça bir kelime olmadığı gibi Arapça Kemâl kelimesinin delâlet ettiği mânâda da değildir. Atatürk'ün muhafaza edilen özadı, Türkçe 'ordu ve kale' mânâsında olan Kamâl'dır. Son 'â' üstündeki tahfif işareti 'l'i yumuşattığı için, telâffuz hemen hemen Arapça telâffuz 'Kemâl' telâffuzuna yaklaşır.

Arapça olmadığı doğru ama kale veya ordu manası çok anlamsız ve mesnetsiz.-- 3210  (T) 05:48, 26 Eylül 2007 (UTC)

Güneş Dil Teorisi'yle belki yine 'Kemal'e dönüştürülmüştür; ama onu saptayamadım."

Bu bilimsel tecessüs değildir . Belkiyle yazı yazılmaz. Sebep sonuç yani illiyet bağıyla yazı yazılır.-- 3210  (T) 05:56, 27 Eylül 2007 (UTC)


'Kamâl, nüfus memurunun hatası'[düzenle]

Buda mesnetsiz ve atma bir bilgi. Evet ilk hüviyeteki Kemal yazımı nüfus memuru hatası, ama iknci ardıl seri nolu hüviyetteki Kamâl isminde hiç hata yok.-- 3210  (T) 05:48, 26 Eylül 2007 (UTC)


İstanbul Üniversitesi Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Saray ise[düzenle]

, "Atatürk'ün adının Kamâl şeklinde yazılması, nüfus memurunun hatasıdır." diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:

"Dilde devrim olmaz; dilde sadeleştirme olacaktır. Atatürk, dil devriminde yanlış bir adım attı. Dil sadeleşsin diye yeni kelimelerle dil devrimini başlattı. Konuşmalarında yeni kelimeleri kullandı. Halk bunu yeni bir dil zannedince Atatürk bundan vazgeçti. Daha sonra Güneş Dil Teorisi çıktı. Yani her yeni kelimenin Türkçe kökenli olduğu ispat edilmeye çalışıldı. Dil devrimini kademe kademe yapmalıydık. Dili halk yaşatır. Dil tabiî seyrinde kendi rayına oturmalı."

Buda mesnetsiz ve atma bir bilgi. Evet İlk Hüviyetinde Kemal yazımı nüfus memuru hatası, ama ikinci ardıl seri nolu hüviyetteki Kamâl isminde hata yok.-- 3210  (T) 05:48, 26 Eylül 2007 (UTC)


Kemal Kara'nın "Liseler İçin Türkiye Cumhuriyeti İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük" kitabının 88. sayfasında[düzenle]

"Soyadı Kanunu'nun Kabulü" başlıklı konusunda, Atatürk'ün hüviyet cüzdanına da yer verilmiştir. Burada Atatürk'ün adı 'Kamâl' olarak yazılıdır ve Mustafa adı geçmemektedir.

Bu doğru bilgi ve bunu yabancı kaynaklar da aynı isimle doğruluyor. [19]

Atatürk'ün Hüviyetinde neden Mustafa ismi yok?[düzenle]

Neden Atatürk'ün nüfus cüzdanında adı sadece Kamâl olarak geçiyor? Oysa ailesinin ona verdiği ad Kamâl değil, Mustafa'ydı. Ama bu ad Atatürk'ün nüfus cüzdanında yok. Bu da araştırılması gereken ayrı bir konu.([20])

(NOT:Yukardaki alıntı ve soru İstanbul üniversitesinden alıntılanmış olup kaynak olarak kullanıcı:viki tarafından yukarıda link verilmes üzerine ara maddeler halinde açıklanması için konmuştur.)
Sanırım Atatürk'ün Mustafa ismini almasının gerekçesi basit; Atatürk öztürkçecidir. Herşeyi öz türkçeleştiriyor. Arapça olanların yerine öz türkçe isimler buluyor. Kendi Mustafa isminde olduğu gibi arapça isimleri kaldırıyor. Kemal ismide arapçadır onuda kaldırıyor ve Nüfus hüviyet cüzanını ardıl seri nolu hüviyetle değiştiriyor ve en son adı olan Kamâl ile değiştiriyor. Her yörük gibi o da sürekli değişim taraftarı. Hem mekanını, hem de adını hem tarzını değiştiriyor. Bendeniz dahi hem adımı hem soyadımı değiştirmişimdir. Bu bence biz Kayıların Debreli'lerin değişkenliğinden ve değişikliği çok sevmelerinden kaynaklanmaktadır.-- 3210  (T) 21:46, 26 Eylül 2007 (UTC)

âl üzerine açıklama[düzenle]

  • Sanırım Atatürkün babası ile ilgili Vikipedi de yazılanlarada bakmak lazım . Bakalım : Atatürk'ün babası Ali Rıza Efendi yazılanlara göre Kocacık Yörüklerindendir. Kocacık Yörükleri, Orta Asya'dan gelerek Anadolu'da Konya-Karaman (Konya doğru ama,Karaman da manipülasyon amaçlı yazılıyor. Güya Atatürk'ün dedeleride Osmanlı'ya isyan etmişti demek istiyorlar. Oysa tarihi kayıtlarda Konya var ama Karaman yoktur.)Bölgelerinde yaşayan "Kızıl Oğuz" Türkmenleri' ndendir(Burda Türkmen yanlıştır , yörük ise doğru olabilir; ne ingilizi kayıtlarda ne de osmani kayıtlarda debre için Türkmen lafı hiç kullanılmamaıştır.Türkmen Anadoluda alevi anlamınada kulanılır.. Dedesi Ahmet Efendi ve Amcası Hafız Mehmet Emin Efendi'nin taşıdıkları Kızıl lakabı da buradan gelmektedir.

-- 3210  (T) 07:09, 23 Eylül 2007 (UTC)

Anladığım kadarıyla Kamâl sadece Atatürk'ün kullanmış olduğu bir isim. (Başka kullanımlarına dair bilgi yok). Fakat Kâmal hakkında da bilgi yok. Kâm dan türediğene ilişkin bilgi vermişsin fakat kullanım örneğine (isim sözlüklerinde, internette vb.) rastlayamadım. Bu nedenle Kamâl ın bir başka yazım şekli olduğunu düşünerek Kâmal ı yönlendirdim. Bu tür pek sık kullanılmayan kelimeler hakkında kullanım örnekleri ve kaynaklar vermekte fayda var. (Belki kitap, isim, kullanıldığı yöre/zaman vb.) --Viki 08:46, 23 Eylül 2007 (UTC)

Kâmal kelimesinin Kamâl ismine yönlendirilmesi[düzenle]

Viki kardeş, Kâmal kelimesinin Kamâl ismine yönlendirmişsiniz. Kâmal ismini Kamâl ismiyle karıştırmamak lazımdır.Yeyip, içip, eğlenelim kâm alalım felekten. (Burda kâm inceltmesi bildiğimiz zevk alma anlamındadır. Kâmal ismi kâm ve al isimlerinden birleşerek Kâmal olarak türetilmekte ve hayattan zevk al anlamında erkek ismi olarak kullanılmaktadır. Kamâl ismi ise kırmızı (âl) şaman anlamında birleştirilerek türetilmiş bir isim olup erkek çocuları için kullanılmaktadır. Lütfen yönlendirirken açıklama yaparsanız veya daha önce tartışarak yönlendirirsek mutlu olurum. Selamlar.Kolay gelsin. Vaktim az olduğu için kısa kestim.-- 3210  (T) 06:49, 23 Eylül 2007 (UTC)

Yönlendirmeyle ilgili bir önceki mesajda bir kısım açıklamada bulundum. Ayrıca oluşturduğun maddelerde standart yapıya uydurmak için çok fazla düzenleme yapmak gerekiyor. Bazılarına açıklama yazıyorum ama sayı fazla olunca arada bazıları açıklamasız kalabiliyor. --Viki 08:53, 23 Eylül 2007 (UTC)

qam[düzenle]

Merhaba, şaman maddesinde eş anlamlı olarak qam kelimesini göstermişsin. bu kelimenin anadoluda kullanımı bu şekilde mi? Türkçe de "q" harfi bildiğim kadarıyla yöresel olarak dahi kullanılmıyor. Tatarca olarak düşünülürse zaten Türkçe bir eş anlam olmuyor. Tatarca dan Türkçe ye geçmişse yazılışıda buna uygun olmalıdır. (kam, kuam, kâm vb.) --Viki 09:14, 23 Eylül 2007 (UTC)

Viki kolay gelsin, mesajında "q" harfi bildiğim kadarıyla yöresel olarak dahi kullanılmıyor. diyorsun. Bu q kullanılmadığı meslesi yanlış. Yöresel olarak iç Anadolunun her yerinde, q harfi konuşma dilinde kullanılıyor. Hatta bazı yapısal dilci aydınlar q harfini Türkçede çoktan kullanmaya başladılar bile. Sanırım bizim TDK dahil , dilcilerimizin dilcilik adına bu alemde ıskaladığı bayağı şeyler var. Bunlardan biriside q harfi, azeriler alfabe değiştirirken q harfini aldılar. Almakla da bayağı isabet ettiler. Tebrik ederim azeri aydınlarını . Hakkaten kaliteli uşaklar. Bizde ise sözde aydınlar olduğu için hala q harfini almakta direniyorlar. Şimdi İç Anadolu'da hangi köye gitseniz kadın demezler, qadın derler; karım demezler , qarım derler.Kardeş demezler, qardaş derler. bunu gibi kam demezler qam derler.
Hatta bu konumuz olan qam kelimesinin iç anadoluda bir kullanım şekli olan kamçı soyadı anlamında olarakda vardır. Bunu halk geleneklere uyarak qamçı olarak teleffuz eder. Bunu bilmeyenler va zavallı Türkçe bilmeyen cahil köylü halk, yanlış teleffuz ediyor sanırlar. Aslında halkın söylediği teleffuz şekli doğrudur. Burda şu var : kamçı bizim bildiğimiz kamçı'dır. qamçı ise şamani geleneklere qam +çı şeklinde söylenir. Yani qam bağlısı qam taraftarı,qamdan el almış anlamında. Bu aileler ruhlarla bağlantı kurduğuna inanılan ailelerdir. Bu insanlara köy halkı çok sayğı gösterir. Görüyorsun bir kamdan ne kadar gam çıktı. Sen hoşlanmıyorsun ama yine belirteceğim. (Yukarda belirtilen yapısal dilci fikrin patent hakkına sahip olan Kaymakam Eyüp Sabri KARTAL adının belirtilmesi şartıyla bu fikrin telif hakkı kamuya devredilmiştir.)
Sevgili viki, bu konuda daha yazacak çok şey var. Ama burada konuyu kısa keselim ve mesaiye yetişelim. Selamlar.-- 3210  (T) 05:29, 24 Eylül 2007 (UTC)
"q" harfinin durumunu biraz daha açabilirmisin. Benim de iç anadolunun çeşitli köylerinden tanıdığım var. Fakat "k" veya "q" nun farklı kullanımına rastlamadım. Tam olarak okunuşu nasıl. İngilizce deki gibi mi? (gerçi ingilizcede qam ile kam arasında okunuş farkı yok). Daha çok "k" nın "g" gibi söylendiğine rastladım. Bir de o yöredeki halkın söylediğinin doğru olduğundan bahsetmişsin. Sanırım doğru kullanım anlayışında biraz farklılık var. (diğer bazı konularda da dikkatimi çekti) Eski veya köken dilindeki kullanımı mı doğru kabul ediyorsun yoksa, dilbilgisi açısından mı değerlendiriyorsun. Mesela "kamçı" kelimesini kullanırken "q" harfine ihtiyaç duyulmuyor. Türkçedeki diğer kelimelerde de ihtiyaç duyulduğunu sanmıyorum. Değişmese iyi olurdu diye düşünebilirsin ama değişikliğin ne sakıncası var? (halkın büyük bir bölümüde kabullenmişken) Bence doğru olan geniş kitlelerin kabul ettiği ve ortak kullanımda olandır. --Viki 07:13, 25 Eylül 2007 (UTC)

Kemal Atatürk[düzenle]

Merhaba, Vikisözlükte sözlük maddesi olmadığı için kişi adlarıyla madde oluşturmuyoruz. Sadece (Atatürk, Mevlana vb. aynı zamanda kelime olan ve belirli bir kişi ile özdeşleşmiş özel adlar için madde oluşturuyoruz) Kemal Atatürk maddesinin silinmesi veya Atatürk e yönlendirilmesi gerekiyor. --Viki 06:51, 25 Eylül 2007 (UTC)

Öneri[düzenle]

Merhaba, Açıklamalar içindeki patent metnine çözüm getirmek için şu yöntemi kullanalım mı? Kullanıcı sayfasının altına patent konusundaki bilgi ve uyarıları, hatta açıklama metinlerini içeren bir sayfa oluştur. İlgili maddelerde kaynaklar bölümünden bu sayfaya bağlantı verelim. --Viki 07:29, 25 Eylül 2007 (UTC)

Nasıl olacağını tam anlayamadım. Örnekle nasıl koyabileceğimi açıklar mısınız? en.wictionary de de bu açıklamaları koydum . Orada normal karşılanıyor. Hatta bu işe en.wictionary administiratörü bir dilci benden bazı türkçe kelimeler hakkında etimolojik açıklamalar istemişti. Bende ricası üzerine bazı açıklalar yazdım. Gerçi ingilizcem yetersiz ama sanırım kısmen anlıyorlar, ne demek istediğimi. Onlara çok orjinal geliyor.[21]-- 3210  (T) 21:50, 25 Eylül 2007 (UTC)
Kullanıcı mesaj:3210/Kaymakam Eyüp Sabri Kartal sayfasına patent bilgilerini yazabilirsin. Daha sonra ilgili maddede Kaynaklar başlığı altına Kaymakam Eyüp Sabri Kartal bağlantısını ekleyebilirsin. Zaten Ottoman maddesinde de sadece isim geçiyor. Ayrıca ingilizce Ottoman maddesine eklenen bilgide sözlük maddesine uygun olmamış. (Eminim farketmemişlerdir) Ayrıca ingilizce sözlük diğerlerine göre daha düzensiz bir yapıda. Bu nedenle başlangıçta Almanca sözlüğü esas aldık. Birde şunu hatırlatmak isterim. Bu görüşlerin makale, kitap gibi bilimsel eserler olarak yayınlanmış olduğunu düşünüyorum. Eğer sadece kişisel görüşlerse bu bilgilerin tartışma sayfasında yer alması gerekir. Geniş bir topluluk tarafından kabul görürse madde içine alınabilir. --Viki 07:36, 26 Eylül 2007 (UTC)

Atatürkçülük[düzenle]

Merhaba, lütfen kendi ideolojinize yönelik anlamları sözlük maddesinde kullanmayınız. Atatürkçülük tanımınız sizi bağlar. --Saltinbas 05:46, 26 Eylül 2007 (UTC)

Pardon anlayamadım. İdeolojinize yönelik anlam, derken ne kasdediyorsunuz . Bir dilci olarak kendimi tüm ideolojilerin üstünde görürüm. İdeolojik olmak gibi yabancı kavramlarla tanımlanmayı kendi özüme hakaret olarak algılarım. Her daim nesnel olmaya çalışırım.
"Atatürk 'ün eylem ve fikirlerini temel aldığını belirten 12 Eylül 1980 Harekatından sonra Sağcılık ve Solculuğa tepki olarak dile getirilen ve 1982 Anayasasına konulan bir akım. "

bu cümlede yanlış var mı? Benim bildiğim ve gözlemlediğim kadarıyla 12 Eylülden sonra Kenan Evren tarafından dile getirilmedi mi? Sanırım sizin tanımlamalarınız bir yerden alıntı. Ben reel gözlemimi tanımlamamı kelimeye yazdım. Ondan önce bildiğim kadarıyla okullarda Atatürkçülük dersleri yoktu. Sizin okul yıllarınızda var mıydı bilmiyorum ? Ama benim okul yılarımda önceleri yoktu. 12 Eylül'le birlikte konuldu, sanırım. Hatam varsa, lütfen düzeltiniz! Hatamın düzeltilmesinden ziyedesiyle memnun olurum. Bu arada şunu da belirtmeliyim ; kelimeye siz de "en çağdaş, en ilerici ,en etkili , en geçerli , en doğru , en yanılmaz ,en gerçek yol gösterici akım " , gibi tamamaen nesnel ve tartışmasız doğruları da siz eklersiniz ve böylece kelime tanımı daha mükemmelleşir. İyilikle kalın. -- 3210  (T) 06:12, 26 Eylül 2007 (UTC)

Merhaba, ideoloji sözcüğünün Eski Türkçe karşılığını bilmiyorum ama öğretirseniz sevinirim. Ayrıca madde anlamını sizin pek beğenmediğiniz TDK'dan aldım. Kendinizi nesnel olarak betimliyorsunuz ama yazdığınız anlam pek nesnel değil. Bu anlamı nereden buldunuz?. Kaynağınızı açıklar mısınız? --Saltinbas 06:33, 26 Eylül 2007 (UTC)
Bu konuda Saltinbas kesinlikle haklı. Bir "dilci" den beklenmeyecek ölçüde çirkin bir tanım olmuş. ideolojik olduğunu kabul etmesen bile taraflı, kişisel ve eleştirel bir tanım olmuş. Bir görüşün taraftarı olunmasa bile tanım yaparken tarafsız olmaya ve sözlükçülük kurallarına uygun hareket etmeye dikkat edilmelidir. Atatürkçülük 12 Eylül ile başlamadı. Ayrıca bu tür bir tanımın karşıtlarının değil Atatürkçülüğü oluşturanların tanımları doğrultusunda tarafsız bakış açısı ile yapılması gerekir. (ne övme, ne yerme, ne de eleştiri olmalı) İdeolojik bir tanım olduğu Kamâl maddesindeki tavırdanda belli oluyor. Orada "Atatürk Mustafa adını neden istememiştir?" diye soruyorsun. Neden cevabını vermiyorsun ve konu ile dilcilik ile bağlantısı nedir? Soruyu açık bırakarak ideolojik yaklaşım gösteriyorsun. --Viki 08:04, 26 Eylül 2007 (UTC)
Eleştirileri lütfen yanlış anlama. Eğer burada bulunuşuna, katkılarına önem vermesek boşyere bu kadar uzun tartışmaya girmez maddeyi düzeltir geçerdik. İnsanlar viki projelerinde özgürlüğü hep yanlış anlamıştır. Bu ortam insanların özgürce fikirlerini sunduğu bir ortam değildir. Kişisel olan tek şey anlatım şeklidir. Tarafsızlık zorunludur. Bir Türk'ün Türkiye konusunda, bir müslümanın İslam konusunda, bir Atatürkçünün bu konuda tarafsız olması zordur. Ama burada bu tarafsızlığı bulmak zorundayız. Sadece bilimsel ve evrensel sözlükçülüğü esas almak durumundayız. Madde yapılarında bazı katılımcı sözlüklerde olduğu gibi alternatifler yok.(zaten yapıya aykırı) Bu nedenle madde hazırlarken dikkatli olmalıyız. Bu sıkıntılar katılımcı sayısının fazla olduğu vikipedide daha çok ortaya çıkmış ve yavaş yavaş tarafsızlık konusunda orta yol bulunmaya başlamıştır. Tarafsızlık her zaman kasıttan kaynaklanmayabilir. Alınan eğitim, çevre, yaşam biçimi insanı ister istemez etkiler. Dediğim gibi bu eleştiriler vikisözlüğün saygın, güvenilir bir eser olması içindir ve zaten katılımcı azken kimseyi kaybetmek istemeyiz. Sadece belirli ilke ve standartlar oluşturmaya çalışıyoruz. Atatürkçülük tanımına gelirsek buradaki sorun içeriğin yanlış olması değil. Yaptığın tanım Atatürkçülüğün içeriği hakkında bilgi vermiyordu. Belki geçmişini anlatan bir ansiklopedi veya eleştiri metninde olabilecek bir anlatımdı. Bir sözlük maddesinde kelimenin sadece temel özelliğini içeren kısa bir tanım yaparsın. Elma maddesinin tanımını yaparken, Amasya'da yetiştiğinden, bazı rahatsızlıklara iyi geldiğinden, nasıl yetiştirildiğinden bahsedilmez. Maddedeki ikinci bir yanlış Atatürkçülük kelimesinin 12 Eylül de ortaya çıktığı gibi bir kanı uyandırması. Oysa bu dönemde belki daha fazla öne çıkarıldı, içi boşaltıldı, zarar verildi, ders haline getirildi. Ama Atatürkçülük kelime ve anlamıyla 12 Eylül öncesinde de vardı. --Viki 06:53, 27 Eylül 2007 (UTC)
Kamâl maddesini oluşturmakla tabii ki iyi yaptın. Buradaki sorun tartışmanın vardığı noktaydı. Olayın Atatürk'ün isim tercihlerine dil anlayışına varması. Atatürk'ün ismini değiştirmesi bir sözlük maddesinin konusu olamaz. Başka bir ortamda güzel bir tartışma konusu olabilir. Bence isminin ne olduğunun Kamâl mı Kemal mi olduğunun sözlükçülük açısından hiç önemi yok. --Viki 07:59, 27 Eylül 2007 (UTC)

Öneri[düzenle]

Sevgili Viki, madde edit ederken kullandığımız kutu üstündeki wiki tool diyebileceğimiz bölümlerdeki kutuları acaba vikipedi deki gibi zenginleştirebilirmiyiz? Kolay gelsin -- 3210  (T) 21:21, 25 Eylül 2007 (UTC)

Olabilir. Bir ara inceleyebilirsem vikisözlüğe aktarırım. --Viki 07:07, 26 Eylül 2007 (UTC)

âl sancak ile al sancak arasındaki fark[düzenle]

Türkçede âl sancak ile al sancak arasında bence çok fark var. birisi al işte sana sancak diğeri ise âllanmış kırmızılanmış sancaktır. İstiklal marşında da böyle geçer belki alsancak maddesini buraya yönlendirmek lazımdır. Kamâl ile Kamal arasındaki fark gibi fark vardır. âl para mor para ile al para çok farklıdır.Birisi renk anlatırken diğeri emir kipini anlatır.-- 3210  (T) 21:33, 25 Eylül 2007 (UTC)

Türkçe de "âl" olarak bir kelime yok. Bu konuda TDK yeterli bir kaynaktır. kırmızı anlamında al ile almak fiilinin emir kipi al arasında yazılış ve okunuş olarak da fark yok. TDK nın eksikleri olsada lütfen bu kadar muhalif bir anlayışta çalışma yapmayalım. Bizim için değerli olan Türkçe dir. Arapça ve Farsça ağırlıklı kelime, yazılış ve dilbilgisini tekrar canlandırmaya çalışmanın bir anlamı yok. Mevcut Türkçe yi beğenmiyorsun ama tek alternatif olarak kendi görüşlerini öne sürüyorsun. Bu bilgileri tarafsız Türkiye Türkçe si olarak görmek mümkün değil. Belki Osmanlıca da "âl" olabilir. --Viki 07:19, 26 Eylül 2007 (UTC)
Türkçe de "âl" olarak bir kelime var üstelik teleffuzuda farklı. Türkçe de "âl" ın teleffuzu daha ince ve ağızın daha ortalarına yakın bir "l" harfi ile teleffuz edilir. Birde Türkçe de "al" var ki almak emir kipinde vardır.

Rumeli Kayı(kai) Türkçesinde de "âl"lı yemeni veya "âl" bayrak derken ince dudaklar geriye hatta nefes az içeri doğru çekilir. "Al" derken; nefes durur, dil arkadan yukarı doğru eğrilerek üst dile temas ederek daha tok ses çıkar. Asya ülkelerinde hala öyle teleffuz edilir. Yani Türkçe de "âl" ile "al" kelimesi arasında yazılışta ve okunuşta, teleffuzda hatta duygulanışta bile fark vardır. Maalesef bizde dil üzerine eğitim verenler ve konuşanların anasının babasının ana dili türkçe olmadığı için iki al'ıda aynı zannederler. Maalesef bizde Atatürkçü olmayanlar ama Atatürkçülük ten geçinenler Atatürk'ün mirası inceltme işareti şapkayı kaldırır. Hem de Kemal isminden kaldırırlar, hatırasına asygısızlık ederek. Neden saygı göstermezler, Atatürk'ün kendine aldığı nüfus cüzdanına hayret ederim. Maalesef bizde saygı yok ,saygı ve nezaket yok. Atamız adını değiştiriyor, bizimkiler yaa galiba nüfus memuru hata yaptı, galiba geçici kullandı. yok öyle değil kale anlamına gelir gibi ipe sapa gelmez atmasyonlar yaparlar. Ben bir zamanlar bir ADD il başkanı görmüştüm, ilçeden bir ADDci beni Atatürk'ün akrabası diye tanıtınca şaşırdı yüzüme baktı , arkadaş bak nasıl benziyor deyince, bu sefer o sahtekar Atatürkçü hemen yılışarak "üj-bej" demeye başladı. Güya Atatürk türkçe konuşmuyor demek istedi. Dedim ki ona; senin üç-beş yerine o "üj-bej" dediğini oranın çingeneleri söyler ,ana dilleri farklı olduğu için çingeneler üç-beş diyemezler üj-bej derler dedim. Sizin Atatürkçülüğünüz; geçinme tarzında Atatürkçülük, olma tarzında Atatürkçülük değil, deyince bozuldu. İşte bizde maalesef böyle sahtekar Atatükçüler vardır.

Bizde nesnel ve evrensel dil eğitimi maalesef vermezler, veremezler. Üniversitelerde bile özne yüklem türkçesi anlatılır. (buna benim okuduğum ve dilcilik açısından en kaliteli olması gereken siyasal bilgiler fakültesi de dahildir.)

Doğal dilcilik , tarihsel dilcilik , yapısal dilcilik vs nedir ayırdına bile varamazlar. Dünyanın yaşayan veya ölmüş en meşhur iki dilcisini söyle desen dilcilerin %99.9 undan fazlası bir kelime söyleyemez. Comenius kim? desen tanımaz. Tanıyanı da bırak ya papaz der, geçer. Türkiye de adına proğramlar tertip edildiğini bilmez. Hatta adına resmi ulusal ajans kurulduğunu bilmez. Buna da Laik olamayıp laiklikçilikten geçinenlerin sesi bile çıkmaz. Kazım efendi kim? desen o osmanlıca yazardı Türkçe değil der. Ülkemizde ilk basılan sözlüğümüz nedir? de bilmem, der. Atatürk desen, o eskiden osmanlıca yazardı. Sonradan ahir ömründe türkçe yazmaya başladı, der. Hatta ahir ömründeki yazdıklarına bile anlaşılmaz şekilde osmanlıca der bakma zahmetine bile katlanmaz. Hatta anlayamadığı Atatürk'ün kendi adını düzeltmesini bile kabul etmez. Türkçede bu yok der, geçer'. Üstelik bunu Atatürkçülük akımının ne zaman ortaya çıktığı tanımı ve tarihçesi üzerine tartışma çıkarıp taslak maddedeki ampirik ve nesnel ifadeleri çirkin diye niteledikleri zamanda yaparlar.

Viki,
Bizim için değerli olan Türkçe dir. Arapça ve Farsça ağırlıklı kelime, yazılış ve dilbilgisini tekrar canlandırmaya çalışmanın bir anlamı yok. diyorsun. Sanki Osmanlıca diye Türkçe olmayan bir dil varmış gibi. bunu yukarıda Osmanlıca bahsinde tartışmıştık, Lafı uzatmadan oraya atıf yapayım. Diğer iddian Belki Osmanlıca da "âl" olabilir , iddiası ise; Kamâl ismini kendine veren Atatürk ismi karşısında hem Türkçe hem de Atatürkçülük adına hepten yanlış bir belki kullanımıdır. Bu kadar öz be öz türkçe olan bir kelimeyi orjinal haliyle kullanmayı önermek neden "Arapça ve Farsça kelime, yazılış ve dilbilgisini tekrar canlandırma" diye yazdığınız ifadenizde kasıt nedir?

[Yoksa [Kamâl]] veya âl kelimelerinde inceltme işareti olduğu için onları arapça veya farsça mı zannediyorsunuz?

Hayır o arapça farsça zannetttiğniz kelimeler öz be öz Türkçe kelimelerdir. Arapça ve farsça değildir. Eğer siz Kamâl yerine Kemal derseniz Atatürk'e azap etmiş olursunuz . Hele o Kamâl deki uzatmadan dolayı "Atatürk, arapça ve farsça canlandırılıyor" derseniz, Atatürke saygısızlık ve onun mirasına hakaret etmiş olursunuz. Sizin iddianızın tersine Atatürk anasının babasın verdiği arapça Mustafa adını hatta öğretmenin verdiği Kemal adını bile arapça diye terk etmiştir. Atatürk Kamâl âl uzatmasıyla arapça farsça kelimeyi canlandırmaya çalışmadı. Tam tersine öz türkçe bir kelimeyi canlandırmaya çalıştı.:::Zaten 29 harf yetersiz bir de inceltme kalkarsa yandı türkçem, gitti gül keten helvası.Türkçe de kâr ile kar ne kadar farklı şeyler. Hayret ne garip şeyler tartışıyoruz.
Keşke bize IPA kodlarını okullarda öğretselerdi Özlem yüklem sıfat gibi her sene tümcenin öğelerini öğretmek yerine keşke bize Ipa kodlarını öğretselerdi. Orta okul ve liselerde İngilizce sözlüklere bakarken teleffuz kısımlarına daha anlamlı bakardık. Daha rahat lisan öğrenirdik. daha yazacak çok şey var,ama vakit dar, çokda konuşmak zarar. Bu kadar yazışma bence karar. İyilikle kalın.-- 3210  (T) 03:05, 28 Eylül 2007 (UTC)
Sanırım frekanslarımız pek uyuşmuyor. Anlatmak istediklerimi farklı anlıyor ve yorumluyorsun. Herkes yanlış, en doğrusunu ben bilirim tavrı ile tartışmak da oldukça zordur. (âl veya kamâl ın Arapça olduğunu belirtmedim. benim kaynaklarımda yer almadığı için belirsizler.) Ayrıca âl ile al ın farkını anlatırken inceltmenin nasıl okunacağını anlatmışsın. al inceltmeyle yazılırsa tabiki farklı okunur. Bunun izahına gerek yok. Sorun kırmızı anlamındaki "al" ın bugünkü kullanımının nasıl olduğu. Rumeli Türkçesinde farklı kullanılıyor olabilir. Ama bugün bu değişmiştir. Zaten bunun farkındasın ki bu şekilde öğretilmesini de eleştiriyorsun. Mevcut olanla, geçmişte, halk ağzında veya senin olmasını istediğin halini birbirine karıştırıyorsun. Bize kırmızı "al" olarak öğretildi ve bildiğim oldukça geniş bir çevrede de böyle kullanılıyor. Şunu unutmayalım ki "Türkçe" vikisözlükte "Türkiye Türkçesi" olarak algılanmalı. Türkçe de yok demek bugün kullanılan resmi Türkiye Türkçesinde yok anlamına gelir. Geçmişte veya halk ağzında (bazı yörelerde) kullanılıyor olabilir. (ilgili maddede bununda belirtilmesi gerekir) --Viki 18:18, 30 Eylül 2007 (UTC)

Romanya[düzenle]

Lütfen patent açıklamasını Romanya maddesindeki gibi kullan. Açıklamaları ilgili sayfaya aktardım. Metni düzenleyebilirsin. (Aslında bu şekilde bir bağlantı dahi bir sözlük maddesi için gereksiz. Ama en kısa şeklinde tutabiliriz) Ayrıca açıklamalar bölümünde kişisel teoriler ve tartışma konusu olabilecek açıklamalar olmasın. Bunlar için tartışma sayfası mevcuttur. --Viki 07:06, 1 Ekim 2007 (UTC)

çevirilere kısa bir yol yok mu?[düzenle]

Viki,

Bizim almanca vikiyi esas almamız bana kalırsa yanlış. Çünkü almanca tercümeler almancada çok yetersiz. İngilizce wictionary den tercümelerin kopyasını aldığımızda bizim türkçe vikisözlük'e uyarlanacak hale gelse. Yani Copy past'la aynı bizim mevcut yapı gibi olması için ingilizce şablonu kabul edecek bir şablon ayarlasak, daha kolay olmaz mı? -- 3210  (T) 06:17, 2 Ekim 2007 (UTC)
Almanca wiki yi şablonların düzenli ve kullanışlı olmasından dolayı aldık. Doğrudan kopyalamayı kolaylaştırmak için değil. İngilizce de çeviri bölümü yetersiz. Orjinal dildeki wiki ye bağlantı yok. Dil adları sabit İngilizce. (doğrudan kopyada en önemli sorun) ve dil adlarına bağlantı verilmemiş. İngilizce wikiden kopyaladıktan sonra düzenleme yapmak için VikiBar a yeni bir özellik ekleyeceğim. Bu işi kolaylaştırır. --Viki 06:33, 2 Ekim 2007 (UTC)

Kaynata Özel isim değil[düzenle]

Sayın 3210, bildiğiniz üzere "kaynata" sözcüğü Özel isim değildir. Bu yüzden büyük harf ile başlamaz. Vikisözlükte zaten kaynata maddesi bulunmaktaydı. Siz boşu boşuna doğru olamayan biçimde büyük harf ile "Kaynata" maddesini başlattınız. Sizden ricam, büyük harf ile başlattığınız Kaynata maddesinin içeriğini küçük harfle başlayan "kaynata" maddesine aktarmanız. Daha sonra büyük harfle başlayan "Kaynata" maddesini sileriz. Yardımlarınız için teşekkür ederim.--Saltinbas 06:19, 3 Ekim 2007 (UTC)

dahili linklerde büyük harfle başlayanı olmayınca ve yönlendirme de olmayınca, sehven boşuna uğraşmış olduk. Olsun viki exsersizi de güzeldir. İlginize teşekkür ederim.-- 3210  (T) 18:16, 3 Ekim 2007 (UTC)