İçeriğe atla

kaza

Vikisözlük sitesinden
Ayrıca bakınız: kazā, każą, каза, кажа

Türkçe

[düzenle]

Köken

[düzenle]

Osmanlı Türkçesi كظا‎. O da Arapça قضاء‎ (ḳaḍāˀ, “1. yargılama, yargı, 2. özellikle tanrısal yargı, kader”) sözcüğünden alıntıdır. Bu sözcük Arapça قَضَى‎ (ḳaḍā, “zorunlu kıldı, hükmetti, yargıladı”) fiilinin faˁal vezninde masdarıdır.

Söyleniş

[düzenle]

kaza (belirtme hâli kazayı, çoğulu kazalar)

Bir kaza. (1)
İzmir'in kazalaraı. (2)
  1. İstem dışı veya ihmal, tedbirsizlik ve dikkatsizlik dolayısıyla bir kimsenin, bir nesnenin veya bir aracın zarara uğraması.
  2. (ilçeler) ilçe.
  3. (İslam) İslam inancına göre, Allah'ın önceden kararlaştırdığı olayların gerçekleşmesi.
  4. (İslam) İslam inancına göre, vaktinde kılınmayan namazı veya tutulmayan orucu sonradan yerine getirme.
  5. (eskimiş, hukuk) yargı.
  6. (eskimiş, hukuk) Kadılık görevi.

Çekimleme

[düzenle]

Atasözleri

[düzenle]

Deyimler

[düzenle]

kaza atlatmak, kaza etmek, kaza geçirmek, kaza ile, kazaya bırakmak, kazaya kalmak, kazaya rıza göstermek, kazaya uğramak

Türetilmiş kavramlar

[düzenle]

kaza dairesi, kaza kırım, kaza kurşunu, ferdî kaza sigortası, görünmez kaza, zincirleme kaza, iş kazası, tren kazası

Çeviriler

[düzenle]
çeviriler

Kaynakça

[düzenle]
  • Kubbealtı Lugatı'nda "KAZA :"
  • Nişanyan Sözlük'te: kaza.


kaza

  1. kaz sözcüğünün yönelme tekil çekimi

Hausaca

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]
  • Heceleme: ka‧za

kaza

  1. (sülüngiller, kuşlar, yiyecekler) tavuk

Letonca

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]
  • Heceleme: ka‧za

kaza

  1. (boynuzlugiller, memeliler) keçi

Yahudi İspanyolcası

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]
  • Heceleme: ka‧za

kaza

  1. (mimarlık) ev