örmek

Vikisözlük sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

Türkçe[düzenle]

Eylem[düzenle]

örmek -ür

[1] (dokuma) iplik, yün, tel, saz vb.ni birbirine dolayarak veya geçirerek işlemek veya tezgâhta dokumak
Balık ağı örerken, ağları tamir ederken okur o! - S. F. Abasıyanık
[2] (dokuma) kumaşlardaki delikleri elde iplikle besleyerek kapatmak
Paltonun sırtını güve yemişti de ben örmüştüm. - B. Felek
[3] saç, yele vb. şeylerin tellerini birkaç bölüme ayırıp birbirine geçirmek yolu ile dağınıklıktan kurtarmak
Kız saçlarını örmüş.
[4] (mühendislik) duvar yapmak veya onarmak
Bu duvarı iki günde ördüler.
[5] estetik kaygıyla, duygulu biçimde bir güzelliği ortaya koymak
Bu yeni zevke göre şiir ve nesir örenler yok. - Y. K. Beyatlı
[6] müzik, edebiyat vb.nde bir özelliği oluşturmak, ortaya koymak
Yaşadıkça kendi kabuğunu yetiştiren sümüklü böcek gibi talihimizi biz kendimiz öreriz. - A. Ş. Hisar

Köken[düzenle]

[1] Türkçe:

Deyimler[düzenle]

başına çorap örmek

Kaynakça[düzenle]

Türk lehçeleri[düzenle]

Çeviriler[düzenle]

Çağatayca[düzenle]

Eylem[düzenle]

[1] Deve yününden mensuc bir nevi aba

Eski Türkçe[düzenle]

Eylem[düzenle]

[1] Örmek
[2] Belirmek
[3] Çıkmak
[4] Kopmak
[5] Yükselmek (bulut)

Kaynakça[düzenle]

  • KÚNOS, Dr. Ignaz (1902). Şeyh Süleyman Efendi, Çağatayca-Osmanlıca Sözlük. Budapeşte: Section Orientale de la Société Ethnographique Hongroise.


Kaynakça[düzenle]