örmek

Vikisözlük sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Türkçe[düzenle]

Köken[düzenle]

örme + -k

Söyleniş[düzenle]

Heceleme: ör‧mek

Eylem[düzenle]

örmek (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi örer) -er

Vikipedi
örmek hakkında Türkçe Vikipedi'de ansiklopedik bilgi bulabilirsiniz.
  1. (dokuma) iplik, yün, tel, saz v.s.'ni birbirine dolayarak veya geçirerek işlemek veya tezgâhta dokumak
    Balık ağı örerken, ağları tamir ederken okur o! - S. F. Abasıyanık
  2. (dokuma) kumaşlardaki delikleri elde iplikle besleyerek kapatmak
    Paltonun sırtını güve yemişti de ben örmüştüm. - B. Felek
  3. saç, yele v.s. şeylerin tellerini birkaç bölüme ayırıp birbirine geçirmek yolu ile dağınıklıktan kurtarmak
    Kız, saçlarını örmüş.
  4. (mühendislik) duvar yapmak veya onarmak
    Bu duvarı iki günde ördüler.
  5. estetik kaygıyla, duygulu biçimde bir güzelliği ortaya koymak
    Bu yeni zevke göre şiir ve nesir örenler yok. - Y. K. Beyatlı
  6. müzik, edebiyat v.s.'nde bir özelliği oluşturmak, ortaya koymak
    Yaşadıkça kendi kabuğunu yetiştiren sümüklü böcek gibi talihimizi biz kendimiz öreriz. - A. Ş. Hisar

Deyimler[düzenle]

Çeviriler[düzenle]

Kaynakça[düzenle]

Çağatayca[düzenle]

Eylem[düzenle]

  1. Deve yününden mensuc bir nevi aba

Eski Türkçe[düzenle]

Nuvola apps kate.png
Düzenleme yapıldıktan sonra bu not silinmelidir.

Eylem[düzenle]

  1. belirmek
  2. çıkmak
  3. kopmak
  4. örmek
  5. yükselmek (bulut)

Kaynakça[düzenle]

  • KÚNOS, Dr. Ignaz (1902). Şeyh Süleyman Efendi, Çağatayca-Osmanlıca Sözlük. Budapeşte: Section Orientale de la Société Ethnographique Hongroise.