sert

Vikisözlük sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

Türkçe[düzenle]

Belirteç[düzenle]

Anlamlar

[1] gönül kırıcı, katı, ters bir biçimde
[2] hırçın, öfkeli, hiddetli
[3] titizlikle uygulanan, sıkı

Söyleniş

/ˈseɾt/

Heceleme

sert

Karşıt anlamlılar

[1] yumuşak

Çeviriler

Türk lehçeleri

Örnekler

[1] Ben de ona bile bile sert çıkıştım. - A. Kabaklı
[2] Zaten Atatürk'ün ne vakit öfkesine kapılarak herhangi bir kimseye karşı herhangi bir sert harekette bulunduğunu kim hatırlar? - Y. K. Karaosmanoğlu
[3] Sert bir yönetim.

Türetilmiş kavramlar

[1] sertlik

Köken

Farsça:

Kaynakça

  • Türk Dil Kurumu: "sert"

Ön ad[düzenle]

Yalın Karşılaştırma Üstünlük
sert daha sert en sert

Anlamlar

[1] çizilmesi, kırılması, kesilmesi veya çiğnenmesi güç olan, pek, katı
[2] esnekliği az olan, kolayca eğilip bükülmeyen
[3] kolay dayanılmayan, zor katlanılan, etkili
[4] güçlü kuvvetli
[5] sarsıcı niteliği olan, çarpıcı, keskin
[6] bağışlaması, hoşgörüsü olmayan
[7] gönül kırıcı, katı, ters
[8] (dil bilimi) ciğerlerden gelen havanın ağız boşluğundaki tam veya yarı kapalı engellerle çarpmasıyla oluşan, titreşimsiz, süreksiz, ötümsüz, tonsuz, sedasız

Söyleniş

/ˈseɾt/, karşılaştırma derecesi /daˈha ˈseɾt/, üstünlük derecesi /ˈen ˈseɾt/

Heceleme

sert, karşılaştırma derecesi da·ha sert, üstünlük derecesi en sert

Eş anlamlılar

[1, 3] yumuşak
[4] hafif

Çeviriler

Türk lehçeleri

[1] Sert tahta.
[2] Tabakanın sert yaylı kapağını tak diye kapatıyor. - T. Buğra
[3] Sert iklim. Sert hava.
[4] Kapıyı kapadı, döndü, sert adımlarla ilerledi. - M. Ş. Esendal
[5] Sert şarap. Sert tütün.
[6] Birçokları beni dik ve sert olduğum için belki sevmiyorlardı. - M. Ş. Esendal

Köken

Türkçe:

Gagavuzca[düzenle]

Ön ad[düzenle]

Anlamlar

[1] sert

Köken

Eski Türkçe: särt

Kaynakça

  • Etymological Dictionaries - Andras Rajki