İçeriğe atla

sıkı

Vikisözlük sitesinden
Ayrıca bakınız: siki

Türkçe

[düzenle]

Hecemele

[düzenle]
  • Heceleme: sı‧kı

Köken

[düzenle]

Osmanlı Türkçesi صیقی sözcüğünden devralındı.

Ön ad

[düzenle]

sıkı (karşılaştırma daha sıkı, üstünlük en sıkı)

Kadının elbisesi çok sıkı (1)
(ön ad): Binanın, çok sıkı bir tabanı var. (2)

(belirteç): Binanın oturduğu duvar sıkı yapılmış. (1)

  1. dar
    • Sıkı bir kemer.
  2. iyice sıkıştırılmış, doldurulmuş, gevşek olmayan; tıkız.
    • 'Sıkı denk.
  3. zorlu, güçlü ve etkili
    • En sıkı ve katı bir merkeziyet sistemi, bugün diğer faaliyet merkezlerini bloke edebilir. - B. Felek
  4. dikkatli, titiz ve göz yummadan uygulanan
    • Ankaralılarla münasebetlerinde her zaman sıkı bir ahlak ve seviye kontrolüne tabi tutuldu. - Y. K. Karaosmanoğlu
  5. ilkelerine çok bağlı, hoşgörüsü olmayan, katı.
  6. yoğun
    • Samsun'a geldiğimi ve kendisiyle daha sıkı temasta bulunmak istediğimi bildirdim.** - Atatürk
  7. güçlü ve çabuk, hızlı
    • Karabalçıklı çiftliği, kasabadan sıkı yürüyüşle bir saat çeker. - R. N. Güntekin

Belirteç

[düzenle]

sıkı

  1. sıkıca, iyice
    Sıkı giyinmek.

sıkı (belirtme hâli sıkıyı, çoğulu sıkılar)

  1. Zorlayıcı durum:
    • Sıkıya gelmemek. Sıkıyı görünce kaçtı.
  2. (ateşli silahlar) ağızdan dolma ateşli silahlarda, barut ve kurşunun üstünden namluya sokulup bastırılan bez ve kâğıt parçaları vb. şeylerin tümü
    • 2022: Hüseyin Emin YENER , Urla Cennet İken, sayfa 17 , Moyes Yayıncılık
      "Sıkının bir gözüne barutu koydu, semerci keçesini harbiyle iyice üzerine sıkıştırdı, sekiz şevrotin üzerine de tapa, sırtlanların kaçtığı yere doğru gelişi güzel son bir kez ateş etti."

Çekimleme

[düzenle]

Deyimler

[düzenle]

Deyimler

[düzenle]

sıkı basmak, sıkıdan geçirmek, sıkı durmak, sıkı mı?, sıkı tutmak, sıkıya almak, sıkıya gelmek, sıkıysa

Türetilmiş Kavramlar

[düzenle]

sıkı ağızlı, sıkı denetim, sıkı doku, sıkı düzen, sıkı fıkı, sıkı sıkı, sıkıyönetim, ağzı sıkı, eli sıkı, kurusıkı


Çeviriler

[düzenle]