sıkı
Görünüm
| Ayrıca bakınız: siki |
Türkçe
[düzenle]Hecemele
[düzenle]- Heceleme: sı‧kı
Köken
[düzenle]Osmanlı Türkçesi صیقی sözcüğünden devralındı.
Ön ad
[düzenle]sıkı (karşılaştırma daha sıkı, üstünlük en sıkı)


(belirteç): Binanın oturduğu duvar sıkı yapılmış. (1)
- dar
- Sıkı bir kemer.
- iyice sıkıştırılmış, doldurulmuş, gevşek olmayan; tıkız.
- 'Sıkı denk.
- zorlu, güçlü ve etkili
- En sıkı ve katı bir merkeziyet sistemi, bugün diğer faaliyet merkezlerini bloke edebilir. - B. Felek
- dikkatli, titiz ve göz yummadan uygulanan
- Ankaralılarla münasebetlerinde her zaman sıkı bir ahlak ve seviye kontrolüne tabi tutuldu. - Y. K. Karaosmanoğlu
- ilkelerine çok bağlı, hoşgörüsü olmayan, katı.
- yoğun
- Samsun'a geldiğimi ve kendisiyle daha sıkı temasta bulunmak istediğimi bildirdim.** - Atatürk
- güçlü ve çabuk, hızlı
- Karabalçıklı çiftliği, kasabadan sıkı yürüyüşle bir saat çeker. - R. N. Güntekin
Belirteç
[düzenle]sıkı
- sıkıca, iyice
- Sıkı giyinmek.
Ad
[düzenle]sıkı (belirtme hâli sıkıyı, çoğulu sıkılar)
- Zorlayıcı durum:
- Sıkıya gelmemek. Sıkıyı görünce kaçtı.
- (ateşli silahlar) ağızdan dolma ateşli silahlarda, barut ve kurşunun üstünden namluya sokulup bastırılan bez ve kâğıt parçaları vb. şeylerin tümü
- 2022: Hüseyin Emin YENER , Urla Cennet İken, sayfa 17 , Moyes Yayıncılık
- "Sıkının bir gözüne barutu koydu, semerci keçesini harbiyle iyice üzerine sıkıştırdı, sekiz şevrotin üzerine de tapa, sırtlanların kaçtığı yere doğru gelişi güzel son bir kez ateş etti."
- 2022: Hüseyin Emin YENER , Urla Cennet İken, sayfa 17 , Moyes Yayıncılık
Çekimleme
[düzenle]sıkı adının çekimi
Deyimler
[düzenle]Deyimler
[düzenle]sıkı basmak, sıkıdan geçirmek, sıkı durmak, sıkı mı?, sıkı tutmak, sıkıya almak, sıkıya gelmek, sıkıysa
Türetilmiş Kavramlar
[düzenle]sıkı ağızlı, sıkı denetim, sıkı doku, sıkı düzen, sıkı fıkı, sıkı sıkı, sıkıyönetim, ağzı sıkı, eli sıkı, kurusıkı