dövmek
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Eylem
[düzenle]dövmek (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi döver)



- tokat, yumruk, tekme vurarak canını acıtmak
- Harp Divanına vermeden önce şurada kemiklerini kırıncaya kadar bir dövsem! - H. E. Adıvar
- çamaşır, halı vb.ni tokaç, sopa gibi şeylerle vurarak temizlemek
- bir şeyi toz durumuna getirmek için ezmek
- Döveçte karabiber dövmek.
- çırpmak
- ateşte ısıtılarak yumuşatılmış bir madeni, vurarak istenilen biçime getirmek
- Demiri tavında dövmeli.
- topa tutmak
- Gemi kaleyi dövdü.
- çarpmak, sertçe dokunmak
- Ahmet BÜKE, 2004 İzmir Postası'nın Adamları, sayfa 31 , Kanat Yayınları
- "Dalmadan önce son hatırladığım, camı döven sonbahar yağmuruydu."
- Ahmet BÜKE, 2004 İzmir Postası'nın Adamları, sayfa 31 , Kanat Yayınları
- davul vb. çalmak, vurmak
Deyimler
[düzenle]davul dövmek, havanda su dövmek, saçı topuklarını dövmek, tepesinde havan dövmek
Atasözleri
[düzenle]Atasözleri
[düzenle]maksadı üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek
Çeviriler
[düzenle]çeviriler
|
Kaynakça
[düzenle]- Türk Dil Kurumuna göre "dövmek" maddesi
Türkmence
[düzenle]Eylem
[düzenle]dövmek
Kaynakça
[düzenle]- Atacanov, Ata (1922). Türkmendolu Yir Sözlüğü.