İçeriğe atla

dövmek

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Eylem

[düzenle]

dövmek (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi döver)

Adamı dövüyor (1)
Adam, halıyı dövüyor (2)
Adam, taşla biberi dövüyor (3)
  1. tokat, yumruk, tekme vurarak canını acıtmak
    • Harp Divanına vermeden önce şurada kemiklerini kırıncaya kadar bir dövsem! - H. E. Adıvar
  2. çamaşır, halı vb.ni tokaç, sopa gibi şeylerle vurarak temizlemek
  3. bir şeyi toz durumuna getirmek için ezmek
    • Döveçte karabiber dövmek.
  4. çırpmak
  5. ateşte ısıtılarak yumuşatılmış bir madeni, vurarak istenilen biçime getirmek
    • Demiri tavında dövmeli.
  6. topa tutmak
    • Gemi kaleyi dövdü.
  7. çarpmak, sertçe dokunmak
    • Ahmet BÜKE, 2004 İzmir Postası'nın Adamları, sayfa 31 , Kanat Yayınları
      "Dalmadan önce son hatırladığım, camı döven sonbahar yağmuruydu."
  8. davul vb. çalmak, vurmak


Deyimler

[düzenle]

davul dövmek, havanda su dövmek, saçı topuklarını dövmek, tepesinde havan dövmek


Atasözleri

[düzenle]

Atasözleri

[düzenle]

maksadı üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek


Çeviriler

[düzenle]

Kaynakça

[düzenle]

Türkmence

[düzenle]

Eylem

[düzenle]

dövmek

  1. kırmak
  2. parçalamak, bozmak

Kaynakça

[düzenle]
  • Atacanov, Ata (1922). Türkmendolu Yir Sözlüğü.