uzanmak
Görünüm
Türkçe
[düzenle]

Eylem
[düzenle]uzanmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi uzanır)
- boylu boyunca yatmak
- "Büyük bir karyola ve içinde ben uzanmışım, sen baş ucumda oturup sessiz bekliyorsun beni." - Nâzım Hikmet
- gitmek
- Öğleden sonra Şişli'den Beyoğlu'na kadar uzandım." - Yahya Kemal Beyatlı
- bir alana yayılmak
- "Sokağın dibinden gelen bir elektrik lambasının titreye titreye uzanan ışığında, bu iki gölgenin umumi şekilleri görülüyor." - Peyami Safa
- bir şey boyunca sıralanmak
- "İncecik ırmaklar vardı ki kenarları boyunca uzanan sazlıkları arasından pembe tüylü flamingolar gezinirdi." - Yakup Kadri Karaosmanoğlu
- Bir yere yetişmek, ulaşmak.
- Vücudunu yöneltmek veya vücuduyla birlikte kolunu uzatmak:
- "Cici Bey balkondan ablasının penceresine bir daha uzandı." - Hüseyin Rahmi Gürpınar
- İleriye doğru devam etmek.
- 2022:Ahmet Hamdi TANPINAR, 2022, 39. baskı, Huzur, sayfa 69 , Dergâh Yayınları
- "Yol, güneşin altında harap evleri, açık kapıları, dışarıya sarkmış cumbaları, çamaşır serili balkonlarıyla harap ve bitmeyecek korkusunu verecek kadar uzun, bembeyaz, aydınlıkla adeta derisi soyulmuş gibi uzanıyordu."
- 2022:Ahmet Hamdi TANPINAR, 2022, 39. baskı, Huzur, sayfa 69 , Dergâh Yayınları
- (argo) Sarkıntılık etmek.
Deyimler
[düzenle]bir seksen uzanmak, iki seksen uzanmak
Çeviriler
[düzenle]Kaynakça
[düzenle]- Türk Dil Kurumuna göre "uzanmak" maddesi