İçeriğe atla

tepe

Vikisözlük sitesinden
Ayrıca bakınız: Tepe

Türkçe

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]

tepe (belirtme hâli tepeyi, çoğulu tepeler)

(coğrafya): Yeşil tepeler (5)
  1. Bir şeyin en üstteki bölümü; kaban
    • Pencere önünde dimdik durmuş, kocaman ağaçların tepesine bakıyordunuz. - Sait Faik Abasıyanık
  2. Bir yerin, bir nesnenin vb.nin üstü, hizası:
    • "Ekşisu'da trenden indikleri sırada güneş tam tepelerindeydi." - Necati Cumalı
  3. (teklifsiz konuşma)Birinin yanı başı, baş ucu:
    • Tepemde durup canımı sıktı.
  4. (anatomi) Başın üst, kafatasının iki kulak arasında kalan bölümü
    • Kısa kesilmiş saçla­rının tepesi açılmıya başlamıştı.
      — Sabahattin Ali, 1943, Kürk Mantolu Madonna, s. 13, Remzi Kitabevi
  5. (coğrafya) Yüksekliği genellikle birkaç yüz metreyi geçmeyen, çok kez tek başına, yamaçları yatık yer biçimi
    • "Derenin sağ tarafında yükselen tepenin yamaçları daha hafif eğimli, daha genişti." - Necati Cumalı
  6. (matematik) Çokgende veya çok yüzlüde köşelerden her biri.
  7. (matematik) İkizkenar bir üçgende eşit kenarların kesişme noktası.
  8. (matematik) Bakışım ekseni bulunan bir eğrinin veya yüzeyin bu eksenle kesişme noktalarından her biri.

Çekimleme

[düzenle]


Atasözleri

[düzenle]

Deyimler

[düzenle]

ada tepe, hacet tepesi, tepe açısı, tepe sınıfı, tepe tepe kullanmak, tepesinin tası atmak

Alt kavramlar

[düzenle]

Çeviriler

[düzenle]
çeviriler

Kaynakça

[düzenle]

Fince

[düzenle]

tepe

  1. (coğrafya) ada tepe