İçeriğe atla

köşe

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Köken

[düzenle]
Farsça fa (fa) (gôşe)

köşe (belirtme hâli köşeyi, çoğulu köşeler)

Şeklin dört köşesinde siyah noktalar var. (1)
Binanın köşesi (2)
Sarı bina, yolun köşesinde duruyor.(3)
  1. Birbirini kesen iki çizginin, iki düzlemin oluşturduğu açı; zaviye.
    • Kutunun sivri köşesi
  2. (mimarlık) İki duvarın birleştiği girintili veya çıkıntılı yer:
    • "Seniha Hanım parmağını odanın köşesine uzattı." - Peyami Safa
  3. İki sokağın veya caddenin kesiştiği yer; büküç
    • "Türk kadınları alacalı bir ipek kumaş gibi köşeye birikmişlerdi." - Ömer Seyfettin
  4. Bölüm, yer veya yan:
    • "Burgaz'ın sokaklarında her köşeden Türkçe işitiliyor." - Yahya Kemal Beyatlı
  5. (yerler, mecaz) Kuytu, tenha veya ücra yer
  6. (mecaz) Kimsenin kolay kolay uğramadığı yer:
    • "İlk adımda otel, han, kahve köşeleri bulmak ihtiyacı baş gösterecek." - Refik Halit Karay
  7. (spor) Futbol, hentbol ve su topunda kale çizgilerinin kesişme noktalarından her biri; korner.

Çekimleme

[düzenle]

Deyimler

[düzenle]

ağzı dört köşe olmak, köşesine çekilmek, köşe vuruşu, köşeyi dönmek

Atasözleri

[düzenle]

Çeviriler

[düzenle]

Kaynakça

[düzenle]