köşe
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Köken
[düzenle]Ad
[düzenle]köşe (belirtme hâli köşeyi, çoğulu köşeler)



- Birbirini kesen iki çizginin, iki düzlemin oluşturduğu açı; zaviye.
- Kutunun sivri köşesi
- (mimarlık) İki duvarın birleştiği girintili veya çıkıntılı yer:
- "Seniha Hanım parmağını odanın köşesine uzattı." - Peyami Safa
- İki sokağın veya caddenin kesiştiği yer; büküç
- "Türk kadınları alacalı bir ipek kumaş gibi köşeye birikmişlerdi." - Ömer Seyfettin
- Bölüm, yer veya yan:
- "Burgaz'ın sokaklarında her köşeden Türkçe işitiliyor." - Yahya Kemal Beyatlı
- (yerler, mecaz) Kuytu, tenha veya ücra yer
- (mecaz) Kimsenin kolay kolay uğramadığı yer:
- "İlk adımda otel, han, kahve köşeleri bulmak ihtiyacı baş gösterecek." - Refik Halit Karay
- (spor) Futbol, hentbol ve su topunda kale çizgilerinin kesişme noktalarından her biri; korner.
Çekimleme
[düzenle]köşe adının çekimi
Deyimler
[düzenle]ağzı dört köşe olmak, köşesine çekilmek, köşe vuruşu, köşeyi dönmek
Atasözleri
[düzenle]Çeviriler
[düzenle]çeviriler
|
Kaynakça
[düzenle]- Türk Dil Kurumuna göre "köşe" maddesi