düşkün

Vikisözlük sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

Türkçe[düzenle]

Ön ad[düzenle]

[1] bir şeye kendini aşırı vermiş olan, çok bağlı
[2] meraklı
[3] geçim sıkıntısına düşmüş
[4] yoksulluk sebebiyle mutluluk ve refahını kaybetmiş
[5] yaşlılık, hastalık v.s. sebeplerle çalışma gücünü kaybetmiş
[6] kıymet ve şerefini kaybetmiş
[7] kötü yola düşmüş

Söyleniş[düzenle]

IPA: /dyʃˈkyn/

Heceleme[düzenle]

Heceleme: düş·kün

Eş anlamlılar[düzenle]

[1] âşıklı, tutkun
[7] ahlaksız

Çeviriler[düzenle]

Türk lehçeleri[düzenle]

Örnekler[düzenle]

[1] Onlar kadar birbirine düşkün, birbirine uymuş bir çift daha ömrümde görmedim desem yeri vardır. - H. E. Adıvar
[2] İnsan ise memnû olan şeye düşkündür. - B. Felek
[3] Eski arkadaşının düşkün bulunduğu hâlinden anlaşılıyordu. - R. H. Karay
[4] Zavallı, arabasını satmış, düşkün bir hâldeydi. - Y. K. Beyatlı
[5] Artık şimdi öyle düşkün bir babayım ki. Yüreğim hun, sayhalarım boğuk boğuktur. - E. B. Koryürek
[6]
[7] Emniyet memurları Beyoğlu'nun çalgılı bahçelerinden yüz yirmi düşkün kız derleyip toplamış. - Y. Z. Ortaç

Türetilmiş kavramlar[düzenle]

düşkünce, düşkünken, düşkünlük

Köken[düzenle]

Türkçe:

Kaynakça[düzenle]

Azerice[düzenle]

Ön ad[düzenle]

[1] düşkün
[2] manyak