İçeriğe atla

sökmek

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Eylem

[düzenle]

sökmek (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi söker)

Heykeli, meydandan söküyorlar. (1)
Rayları söküyorlar. (2)
Sel, elektrik direğini sökmüş. (3)
  1. bir şeyi bulunduğu yerden kuvvet kullanarak veya gevşeterek çıkarmak, çekip ayırmak
    • Bu çoban öyle güçlü görünüyor ki şu yandaki ağacı kavrasa dibinden söker götürür. - Y. Kemal
  2. kurulmuş bir şeyi parçalarına ayırmak
    • Makineyi sökmek.
  3. rüzgâr, sel, akarsu, bir şeyi yerinden çıkarmak, götürmek
  4. geçip gitmeye engel olan zorlukları atlatmak.
    • Asıl hüner Sabahattin'in kılavuzla da sökemediği yolu kendi başımıza sökmek.
      — Fahri ERDİNÇ, 2006, Acı Lokma, s. 23, Yordam Kitap
    • Araba çamuru sökemedi. Gemi akıntıyı söktü.
  5. karışık bir yazıyı okumak
    • Çok okunaksız bir yazı. Ben söker gibi oldum. - H. Taner
  6. örülmüş, dikilmiş şeyin, örgüsünü veya dikişini ayırmak
  7. balgam vb.nin çıkması, akması kolaylaşmak
  8. ayırmak, uzaklaştırmak, vazgeçirmek
    • Saplandığı fikirlerden sökemezdiniz. - Y. Z. Ortaç
  9. (mecaz) okuyabilme becerisini kazanmak
    • Bunların Fransızcasını sökmek bir mesele, manalarını sökmek ikinci bir meseledir. - R. N. Güntekin
  10. geçmek, etki yapmak
    • Ne yaparsın, dedi, burada böyle söküyor! - F. R. Atay
  11. gelmeye başlamak veya çıkagelmek
    • Şermin'le Nermin tam bir saat sonra yani saat beş buçukta söktüler. - H. E. Adıvar

Deyimler

[düzenle]
dişini sökmek
yazıyı sökmek

Kaynakça

[düzenle]

TDK Türkçe Sözlük'te: "sökmek".
TDK Özel Sözlük'te: sökmek"

Çeviriler

[düzenle]
çeviriler