İçeriğe atla

kabuk

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]

kabuk (belirtme hâli kabuğu, çoğulu kabuklar)

Ağacın kabuğu (1)
Bu fotoğrafta ekmeğin kabuğu görünmekte. (2)
Yer kabuğu (3)
Yara kabuğu (4)
Adamın parmağı, hayvanın kabuğuna dokunuyor. (5)


  1. Bir şeyin üstünü kaplayan ve onu dış etkilere karşı koruyan, kendiliğinden oluşmuş sertçe bölüm.
    • eş anlamlısı: kışır
    • Ağaç kabuğu.
  2. Ekmeğin pişme sırasında içinden daha çok sertleşen dış bölümü.
    • Ekmeğin kabuğundan iki parça koparıp çanağın içine atıyorsun, kaşığın­la çevirip bastırıyorsun, sararıp şişiyorlar; ağır ağır çiğneyip yutuyorsun.
      — Erdal Öz, 1983, 10. baskı, Yaralısın, s. 103, Can Sanat Yayınları
  3. (coğrafya) Bir sıvı veya gazı dıştan saran, sert katman.
    • Yer kabuğu.
  4. (patoloji) Deri üzerinde bir yaranın veya sivilcenin kurumasıyla oluşan sertçe bölüm.
  5. (hayvan anatomisi) Bir hayvanı dıştan örten kitin, kalker, silis içeren, kemiksi veya boynuzsu örtü.
    • eş anlamlısı: kavkı
    • Herhâlde kabuklu bir deniz hayvanının kabuğu kesmiş olacak. - S. F. Abasıyanık

Çekimleme

[düzenle]

Deyimler

[düzenle]

kabuğu dışına çıkmak, kabuğuna çekilmek, kabuğunu çatlatmak, kabuğunu kırmak, kabuk bağlamak, kabuk tutmak, kabuk gibi

Türetilmiş kavramlar

[düzenle]

Çeviriler

[düzenle]
çeviriler

Kaynakça

[düzenle]
  • Kubbealtı Lugatı'nda "KABUK :"
  • Nişanyan Sözlük'te: kabuk.