kıvırmak

Vikisözlük sitesinden
Jump to navigation Jump to search

Türkçe[düzenle]

Eylem[düzenle]

kıvırmak -ır kıvırmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi kıvırır)

  1. herhangi bir şeyi bükmek
    Fino, beni görünce kuyruğunu kıvırıp düşmanca havlaya havlaya beyaz dişlerini gösterdi. - H. R. Gürpınar
  2. kenarından katlamak
  3. giysinin veya kumaşın kenarını bükerek tersinden dikmek
  4. kalçalarını iki yana sallayarak oynamak veya yürümek
  5. uydurup söylemek
    Gene yalanları kıvırdı.
  6. saptırmak, çevirmek
    Arabayı birdenbire sağa kıvırdı.
  7. yapmak istememek, yan çizmek
  8. başarmak, başa çıkmak, becermek, hakkından gelmek
    Hâlbuki Nahit onu odasına çekip de baş başa prova yaptığı zamanlarda pekâlâ kıvıracağa benziyordu. - T. Buğra
  9. dolandırmak
    Peki bu kız, zarar ziyan hesabının federasyona üç misli gösterilip Zühtü'nün düğün parasını kıvırdığını bilmez mi? - E. Işınsu

Kaynakça[düzenle]

Çeviriler[düzenle]