kıvırmak

Vikisözlük sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

Türkçe[düzenle]

Eylem[düzenle]

kıvırmak -ır

[1] herhangi bir şeyi bükmek
Fino, beni görünce kuyruğunu kıvırıp düşmanca havlaya havlaya beyaz dişlerini gösterdi. - H. R. Gürpınar
[2] kenarından katlamak
[3] giysinin veya kumaşın kenarını bükerek tersinden dikmek
[4] kalçalarını iki yana sallayarak oynamak veya yürümek
[5] uydurup söylemek
Gene yalanları kıvırdı.
[6] saptırmak, çevirmek
Arabayı birdenbire sağa kıvırdı.
[7] yapmak istememek, yan çizmek
[8] başarmak, başa çıkmak, becermek, hakkından gelmek
Hâlbuki Nahit onu odasına çekip de baş başa prova yaptığı zamanlarda pekâlâ kıvıracağa benziyordu. - T. Buğra
[9] dolandırmak
Peki bu kız, zarar ziyan hesabının federasyona üç misli gösterilip Zühtü'nün düğün parasını kıvırdığını bilmez mi? - E. Işınsu

Köken[düzenle]

[1] Türkçe:

Kaynakça[düzenle]

Türk lehçeleri[düzenle]

Çeviriler[düzenle]