ağa

Vikisözlük sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

Türkçe[düzenle]

[düzenle]

Durum Tekil Çoğul
Yalın ağa ağalar
Belirtme (-i) ağayı ağaları
Yönelme (-e) ağaya ağalara
Bulunma (-de) ağada ağalarda
Çıkma (-den) ağadan ağalardan
Tamlayan ağanın ağaların

ağa -sı

  1. geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse
    Sonra köy ağası hazretleri bizim de kıçımıza atacak tekmeyi. - N. Hikmet
  2. halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan
  3. ağabey
    Köye varınca ağamdan parasını muhakkak alır, sana veririm. - E. İ. Benice
  4. okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san
  5. (halk ağzı) koca
  6. (tarih) Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san
    Yeniçeri ağası. Çarşı ağası.
  7. yakın arkadaşlar arasında kullanılan hitap şekli

Deyimler[düzenle]

Kaynakça[düzenle]

  • Türk Dil Kurumu: "ağa"

Türk lehçeleri[düzenle]

Çeviriler[düzenle]

Atasözleri[düzenle]

Ağa borç eder, uşak harç
Ağanın alnı terlemezse ırgatın burnu kanamaz
Ağanın eli tutulmaz
Ağanın gözü ata tımardır
Ağanın gözü öküzü semiz eder
Ağanın gözü, yiğidin sözü
Ağanın malı çıkar, uşağın canı
Cafer ağanın abdest suyu
Eli boşa ağa uyur derler; eli doluya ağa buyur derler
Kardeşim ağa, avradı hatın, almaz beni kulluğa satın
Köleden ağa olan minareyi sesiyle yıkar
Sarı çizmeli Mehmet ağa
Sen ağa ben ağa, bu ineği kim sağa

Ön ad[düzenle]

  1. (mecaz) cömert, eli açık

Köken[düzenle]

Sözcük, Sümerce'den gelmektedir. Sümerce "á - áĝ"(âğ) emir vermek, hükümlük yapmakdır, ve "á-áĝ-ĝá"(âğa) haber vermek, talimat veya emir vermekdir.

Azerice[düzenle]

[düzenle]

  1. patron

Çağatayca[düzenle]

[düzenle]

  1. büyük, serkyar, büyük karındaş
  2. bir mahal-i mahsus, bir cemâ seramedi, elkab

Kırım Tatarca[düzenle]

[düzenle]

  1. yaşça daha büyük olan erkek kardeş

Kaynakça[düzenle]

  • KÚNOS, Dr. Ignaz (1902). Şeyh Süleyman Efendi, Çağatayca-Osmanlıca Sözlük. Budapeşte: Section Orientale de la Société Ethnographique Hongroise.