İçeriğe atla

kırık

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]
  • IPA(anahtar): cɯˈɾɯc, cɯɾɯcˈlaɾ
  • Heceleme: kı‧rık

Ön ad

[düzenle]

kırık (karşılaştırma daha kırık, üstünlük en kırık)

(ön ad): Kırık bir vazo (1)
  1. kırılmış olan; münkesir.
    • Ahmet hemen heybesini açtı ve makasını, kırık tarağını çıkardı. - İ. H. Baltacıoğlu
  2. (eğitim) tam nota göre düşük olan
    • Üç dersten kırığı var. Kırık not.
  3. saf renkten hafif uzaklaşmış
    • Kırık beyaz.
  4. melez
    • Kırık tazı.
  5. gücenmiş, üzgün
    • 2012: Attilâ İlhan, 2012 Sokaktaki Adam, sayfa 204 , İş Bankası Kültür Yayınları
      "Yalnız kırık bir sesle: — Yarın akşam, dedi, beraber olalım!"

kırık (belirtme hâli kırığı, çoğulu kırıklar)

  1. kırılmış bir şeyden ayrılan parça
    • Cam kırığı.
  2. (patoloji) kemiğin bir etki ile kırılması
    • Kolunda kırık yok ama çıkık var.
  3. bir şeyin kırılan yeri
    • Bunun kırığı neresinde?
  4. kırıntı.
    • Kırık at.
    Ekmek kırığı.
  5. melez.
  6. (oyun) tavla oyununda oyun dışı bırakılan pul
  7. Dövülerek irice parçalar hâline getirilmiş şey
    • 2022: Hüseyin Emin YENER Urla Cennet İken, sayfa 22 , Moyes Yayıncılık
      "Torbayı askıdan aldı, iki su kabağı arpa kırığını çuvaldan döktüğü samanla karıştırdı."
  8. (halk ağzı) kadının veya erkeğin kanunlara ve âdetlere aykırı olarak ilişki kurduğu şahıs
  9. (jeoloji) fay

Deyimler

[düzenle]

cam kırığı, ekmek kırığı, kırığı olmak, kırık tazı kırık çizgi, kırık dökük, kırık hava, ipi kırık, kalbi kırık, kıçı kırık, kırık dölü

Türetilmiş kavramlar

[düzenle]

kırıkçı, kırıklık, kırık dölü.

Çeviriler

[düzenle]

Çeviriler

[düzenle]

Kaynakça

[düzenle]