kırık
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]Ön ad
[düzenle]kırık (karşılaştırma daha kırık, üstünlük en kırık)

- kırılmış olan; münkesir.
- Ahmet hemen heybesini açtı ve makasını, kırık tarağını çıkardı. - İ. H. Baltacıoğlu
- (eğitim) tam nota göre düşük olan
- Üç dersten kırığı var. Kırık not.
- saf renkten hafif uzaklaşmış
- Kırık beyaz.
- melez
- Kırık tazı.
- gücenmiş, üzgün
- 2012: Attilâ İlhan, 2012 Sokaktaki Adam, sayfa 204 , İş Bankası Kültür Yayınları
- "Yalnız kırık bir sesle: — Yarın akşam, dedi, beraber olalım!"
- 2012: Attilâ İlhan, 2012 Sokaktaki Adam, sayfa 204 , İş Bankası Kültür Yayınları
Ad
[düzenle]kırık (belirtme hâli kırığı, çoğulu kırıklar)
- kırılmış bir şeyden ayrılan parça
- Cam kırığı.
- (patoloji) kemiğin bir etki ile kırılması
- Kolunda kırık yok ama çıkık var.
- bir şeyin kırılan yeri
- Bunun kırığı neresinde?
- kırıntı.
- Kırık at.
- Ekmek kırığı.
- melez.
- (oyun) tavla oyununda oyun dışı bırakılan pul
- Dövülerek irice parçalar hâline getirilmiş şey
- 2022: Hüseyin Emin YENER Urla Cennet İken, sayfa 22 , Moyes Yayıncılık
- "Torbayı askıdan aldı, iki su kabağı arpa kırığını çuvaldan döktüğü samanla karıştırdı."
- 2022: Hüseyin Emin YENER Urla Cennet İken, sayfa 22 , Moyes Yayıncılık
- (halk ağzı) kadının veya erkeğin kanunlara ve âdetlere aykırı olarak ilişki kurduğu şahıs
- (jeoloji) fay
Deyimler
[düzenle]cam kırığı, ekmek kırığı, kırığı olmak, kırık tazı kırık çizgi, kırık dökük, kırık hava, ipi kırık, kalbi kırık, kıçı kırık, kırık dölü
Türetilmiş kavramlar
[düzenle]Çeviriler
[düzenle]Çeviriler
[düzenle]Kaynakça
[düzenle]- Türk Dil Kurumuna göre "kırık" maddesi