saf
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Köken 1
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]Ad
[düzenle]saf (belirtme hâli safı, çoğulu saflar)

- sıra.
- "Bütün garsonlar saf teşkil edip selama dururlardı." - Ercüment Ekrem Talu
Deyimler
[düzenle]Türetilmiş kavramlar
[düzenle]Köken 2
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]Ad
[düzenle]saf (belirtme hâli safı, çoğulu saflar)
- İçine başka şeyler karışmamış olan.
- (mecaz, kişilik, zekâ) Etrafında olup bitenleri anlayamayan, kurnazlığa aklı ermeyen, zekâ ve kavrayıştan yoksun olduğu için kolay kandırılabilen kimse.
- (mecaz) İyi niyetli, art niyetsiz.
- "Senin bu kadar çocukça saf olduğunu bilmezdim." - Peyami Safa
Çekimleme
[düzenle]Türetilmiş kavramlar
[düzenle]Çeviriler
[düzenle]Kaynakça
[düzenle]
Azerice
[düzenle]Ad
[düzenle]saf