gerçek

Vikisözlük sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Disambig.svg Ayrıca bakınız: gerçeklik, doğruluk

Türkçe[düzenle]

[düzenle]

gerçek (belirtme hâli gerçeği, çoğulu gerçekler) -ği

  1. (felsefe) yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat
    Esasen bizim için millî varlık ile istiklal ve hürriyet aynı gerçeğin çeşitli cepheleridir. -M. Kaplan
  2. gerçeklik
    Her hâlde o gün imparatorluğun ölümü apaçık bir gerçekti. - H. E. Adıvar
  3. doğruluk
    Bu laflarda gerçek payı ne kadar çoksa duygu payı da ondan az değildir. - B. Felek

Deyimler[düzenle]

Çeviriler[düzenle]

Ön ad[düzenle]

gerçek

  1. yalan olmayan
    O yürekler acısı fukara kafile, yüzlerinden gerçek acı aka aka ölü arkadaşlarının namazını kıldılar. - Halikarnas Balıkçısı
  2. bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, özbeöz, hakiki, reel
    Kâğıt paranın saymaca değeri varsa da gerçek değeri yoktur.
  3. aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici
    Gerçek elmas. Gerçek hikâye.
  4. temel, başlıca, asıl
    Bir kişinin ahlaklı olması için, o benim dediğim gerçek ahlaka erişebilmesi için bir iç âlemi olmalıdır. - N. Ataç
  5. doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan
    Bu peyzajdaki çiçekler son derece gerçek.
  6. yapay olmayan
  7. (felsefe) düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan

Çeviriler[düzenle]

Kaynakça[düzenle]

Atasözleri[düzenle]

Gagavuzca[düzenle]

Köken[düzenle]

Eski Türkçe kärtü

Ön ad[düzenle]

gerçek

  1. gerçek


Türkmence[düzenle]

[düzenle]

gerçek

  1. yiğit, babayiğit, cesur