İçeriğe atla

göğüs

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Köken

[düzenle]
  • Eski Türkçe Eski Türkçe [alfabe isteniyor] (kögüz, “insan bedeninin üst ön yanı, akciğer kafesi”) sözcüğünden evrilmiştir. Bu sözcük Eski Türkçe [alfabe isteniyor] (kög, “avaz, ses, kükreme”) sözcüğünden Eski Türkçe +Us‎ (+Us) ekiyle türetilmiştir.
  • **Ek açıklama:** Karş. Moğolca [alfabe isteniyor] (kökün/köken), [alfabe isteniyor] (kökrek, “göğüs”) (aynı anlamda).

Söyleniş

[düzenle]

göğüs (belirtme hâli göğsü, çoğulu göğüsler)

Göğüs (2)
Elbisenin göğsünde daire var. (5)
  1. (anatomi) Vücudun boyunla karın arasında bulunan ve kalp, akciğer vb. organları içine alan bölümü.
    • eş anlamlıları: bağır, kökirek, sine
    • Akarsuyun yüksekliği bu mevsimde genellikle göğüs seviyesini geçmezdi.
      — 2025, Turhan KAYAOĞLU, “Suda”, Sözcükler, 118. sayı, s. 84
  2. (anatomi) Bu vücut bölümünün ön tarafı.
    • zıt anlamlısı: sırt
    • eş anlamlısı: döş
    • Hastanın göğsü, fena işleyen bir körük gibi inip çıkıyor, kurtarıcı, devam ettirici nefesi bir türlü yetecek miktard bulamıyor, ağız yutarcasına bir iştah ile aldığını, belirsiz bir hareketle, delik bir lastiğin havasını bırakması gibi, hiç fark ettirmeden boşanıyor, yutma ne kadar çabuk olursa ve ne kadar göze görünüyorsa, kusma da o kadar belirsiz oluyordu.
      — 2022, Ahmet Hamdi TANPINAR, Huzur, 39. baskı, Dergâh Yayınları, sayfalar 374-375
  3. Bu bölümün içindeki organlar.
  4. (organlar, mecaz) meme
    • Üzerimdekileri çıkarırken, dudaklarımı, boynumu ve göğüslerimi öperken gevezeliğinden hiçbir şey kaybetmiyor.
      — 2011, Esra PEKİN, Lilith, Sel Yayıncılık, s. 33
  1. (giyim) Elbisenin göğsü örten kısmı.
    • Soğuk günlerde annesinin göğsü işlemeli eski hırkasiyle mektebe geldiği için ben ona «Kız Ömer» diye takılırdım.
      — 1966, Reşat Nuri GÜNTEKİN, Damga, İnkılâp ve Aka Kitabevleri, s. 11
  2. (mecaz) Yuvarlak biçim verilmiş hamurun orta kısmı.
    • Sevim Teyze kol­larını sıvayıp hamurun başına geçti. Beyaz lokma top­larını avuçlarında sıkıp fışkıran fazlalıkların göğsünü açtı.
      — 2010, Ahmet BÜKE, Kumrunun Gördüğü, Can Sanat Yayınları, s. 45

Çekimleme

[düzenle]


Deyimler

[düzenle]

göğsü daralmak göğsü tıkanmak, göğsü kabarmak, göğsünü gere gere, göğsünü kabartmak, göğsünü yırtmak, göğüs germek, göğsünü germek, göğüs bağır açık, göğüs geçirmek, göğüs verme

Türetilmiş Kavramlar

[düzenle]

göğüs boşluğu, göğüs cerrahisi, göğüs çaprazı, göğüs çukuru, göğüs darlığı, göğüs eti, göğüs göğüse, göğüs hastalığı, göğüs ingini, göğüs kafesi, göğüs kemiği, göğüs kovuğu, göğüs sesi, göğüs tahtası, ön göğüs, tahta göğüs, güvercingöğsü, kumrugöğsü, tavukgöğsü

Çeviriler

[düzenle]
çeviriler

Kaynakça

[düzenle]

Ek okumalar

[düzenle]