bakıcı
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]Ad
[düzenle]bakıcı (belirtme hâli bakıcıyı, çoğulu bakıcılar)
- (meslekler) Bakma işiyle görevlendirilen kimse.
- Genellikle çocuk, yaşlı ve hastalara bakma işiyle görevli kimse.
- Meramımı zorlukla söylüyorum bakıcıya, "Su" diyorum en çok, söylemesi en kolayı o ama atıyor.— 2025, Üzeyir KARAHASANOĞLU, “Ölemeyen”, Kitap-lık, 238. sayı, s. 102
- Yeme içme, barınma ve eğitim karşılığında bakıcılık görevi yapan kimse.
- Bir şeyi satın almayı düşünmeden yalnızca bakarak ilgilenen kimse.
- "Anlaşılıyor, alıcı değil, bakıcısın. Alıcı suratı yok sende pek." - Haldun Taner
- falcı
- Gömünün yerini deyivermedi besbelli... Ne yapmalı şimdi? Bir bakıcıya gitsek bari... Onlara her şey malûm diyordu.— 1943, Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna, Remzi Kitabevi, s. 157
Çekimleme
[düzenle]Ön ad
[düzenle]bakıcı
- Bakma işini yapan.
- "Ustanın anası yatalak oldu, yanına başka bir bakıcı kocakarı tuttum." - Aka Gündüz