takılmak
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]- Heceleme: ta‧kıl‧mak
Eylem
[düzenle]takılmak (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi takılır)
- takmak işi yapılmak.
- Bir yere iliştikten veya dokunduktan sonra oradan kurtulamamak.
- "Önünü çok iyi göremeyen hayvanın ayağı bir taşa takıldı." - Osman Cemal Kaygılı
- Engelle karşılaşıp geçici olarak işlemez duruma gelmek.
- "İğne bir müddetten beri plağın bozuk yerine takılmış, ha babam ha, bir melodiyi tekrar edip duruyordu." - Haldun Taner
- Bir yerde bir süre kalmakb
- Yolda bir arkadaşına takıldı.
- (mecaz) Olumsuz veya aksayan, eksik bir yanını görerek üstünde durmak.
- İki noktaya takıldım. "Meyve suyu" tamam, meyvenin suyu demek, iki ayrı sözcük olarak yazılır ama madensuyu... Madenin suyu değil, demek bileşik sözcük; öyleyse bitişik yazılmalı.— 2026, Feyza HEPÇİLİNGİRLER, “Türkçe Günlükleri”, Varlık, 1420. sayı, s. 90
- (mecaz) Kızdırmak, üzmek, şaşırtmak amacıyla şaka yollu konuşmakb
- "İstasyon memuru onun şehre seyrek indiğini bildiğinden her seferinde takılır." - Haldun Taner
- Biriyle, bir toplulukla sık sık birlikte olmak, onlara katılmak.
- Kahvehane, meyhane vb.ne sık sık gitmek, eğlenmek.
- Birinin sürekli peşinden gitmek.