İçeriğe atla

tabiat

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]
  • Heceleme: ta‧bi‧at

Köken

[düzenle]

Arapça طَبِيعَة (ar) (ṭabīʿa)

tabiat (belirtme hâli tabiatı, çoğulu tabiatlar)

Tabiat parkı (1). Park, Samsun'un tabiatını anlatıyor. (2)
  1. (doğa bilimi) doğa
    • İnsan zekâsı tabiatın içinde değil, tabiatın yanında ayrı bir kuvvettir. - A. Haşim
  2. Doğal özellik
    • Arazinin tabiatı.
  3. Dış dünyanın dağlar, denizler, kırlar vb. daha çok güzelliğiyle insana hitap eden tarafı.
  4. İnsanın sahip olduğu güce karşılık, dış dünyada hüküm sürmekte olan düzenden doğan güç.
  5. Huy
    • Mağrur, bazen zalim olacak kadar hiddetli, bazen çok müşfik ve hassas bir tabiattadır. - A. H. Çelebi
  6. Güzeli ayırma melekesi; zevk
    • Abdi Bey, tabiat sahibi, altıncı kat terasında böyle bir bahçe tanzimi, doğrusu takdire şayan. - A. İlhan
  7. (hijyen) İnsanın büyük abdest bozma kolaylığı veya zorluğu.

Sözcük birliktelikleri

[düzenle]

tabiat bilgisi, tabiat harikası, tabiat kanunu

Çeviriler

[düzenle]

Kaynakça

[düzenle]

Gagavuzca

[düzenle]

tabiat

  1. (doğa bilimi) tabiat

Kırım Tatarcası

[düzenle]

tabiat

  1. (doğa bilimi) tabiat

Özbekçe

[düzenle]

tabiat (çoğulu tabiatlar)

  1. (doğa bilimi) tabiat