sütun
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]Köken
[düzenle]Farsça ستون (sutūn veya ustūn, “direk, sütun”) sözcüğünden.
Ad
[düzenle]sütun (belirtme hâli sütunu, çoğulu sütunlar)


- (mimarlık) Herhangi bir maddeden yapılan, zaman zaman üstünde çıkıntılı bir bölüm olan, genellikle bir altlığa, bazen doğrudan doğruya yere dayalı silindir biçiminde düşey destek; direk, üstüvane, kolon.
- Terasın mermer sütunlarından birine dayanmış, sessiz sedasız bana baktığını görüyorum. - Reşat Nuri Güntekin
- (basın-yayın) Gazete, dergi, kitap vb. yazılı şeylerde, sayfanın yukarıdan aşağıya doğru ayrılmış olduğu dar bölümlerden her biri.
- Böyle misaller sayıp dökmek gerekse satırlar değil, sütunlar dolar. - Ruşen Eşref Ünaydın
- Alt alta sıralanmış şeyler dizisi.
- Rakam sütunu.
- (mecaz) Oldukça yükseğe çıkan ve silindire benzeyen şey
- Alev sütunu. Su sütunu.
- (matematik)Bir tablo veya grafikte düşey durumdaki yüzey.
Deyimler
[düzenle]Çeviriler
[düzenle]Kaynakça
[düzenle]Azerice
[düzenle]Ad
[düzenle]sütun
- sütun