basık
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Köken
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]Ön ad
[düzenle]basık


- Basılmış, yassılaşmış.
- Ökçesi basık pabucunun içinde kara ve çatlak topuklu ayakları ellerinden ziyade ortadadır. - Y. K. Karaosmanoğlu
- Çok yüksek olmayan, alçak.
- Arka sokağa bakan, dar, basık tavanlı, ışıksız bir yerdi. - P. Safa
- kısık
- Onun sesi de aynı şekilde basıktı. - T. Buğra
- (mecaz) Sıkıntı verici, kasvetli olan.
- (halk ağzı) cılız, zayıf, boysuz
- (halk ağzı) (Gümüşhane, Trabzon ağzı) türlü sebeplerle basıldığına inanılan ve bu yüzden hastalanan loğusa kadın, yürümesi geciken çocuk
- (halk ağzı) fevkalâde, pek iyi
- (halk ağzı, dil)tr) Altı tahta pabuç
- (halk ağzı) çok ıslanarak niteliği bozulmuş buğday
- Bu buğday basık, iyi un olmaz.