İçeriğe atla

basık

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Köken

[düzenle]

basmak + -ık

Söyleniş

[düzenle]

Ön ad

[düzenle]

basık

Basık bir demir parçası. (1)
Basık bir merdiven.(2)
  1. Basılmış, yassılaşmış.
    • Ökçesi basık pabucunun içinde kara ve çatlak topuklu ayakları ellerinden ziyade ortadadır. - Y. K. Karaosmanoğlu
  2. Çok yüksek olmayan, alçak.
    • Arka sokağa bakan, dar, basık tavanlı, ışıksız bir yerdi. - P. Safa
  3. kısık
    • Onun sesi de aynı şekilde basıktı. - T. Buğra
  4. (mecaz) Sıkıntı verici, kasvetli olan.
  5. (halk ağzı) cılız, zayıf, boysuz
  6. (halk ağzı) (Gümüşhane, Trabzon ağzı) türlü sebeplerle basıldığına inanılan ve bu yüzden hastalanan loğusa kadın, yürümesi geciken çocuk
  7. (halk ağzı) fevkalâde, pek iyi
  8. (halk ağzı, dil)tr) Altı tahta pabuç
  9. (halk ağzı) çok ıslanarak niteliği bozulmuş buğday
    Bu buğday basık, iyi un olmaz.

Çeviriler

[düzenle]
çeviriler

Kaynakça

[düzenle]