ötmek
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]Eylem
[düzenle]ötmek (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi öter)
- (ses) kuş veya böceklerin değişik tonda ses çıkarmaları, sır etmek
- Gelmiş o yaylanın baharı. Öter bülbüller hoştur avazı. - Âşık Veysel
- herhangi bir cismin sürekli ses çıkarması
- (müzik) üflemeli çalgıların sesinin çıkması
- Bu flüt ötmüyor.
- (argo, konuşma) anlamsız, boş konuşmak
- -Sen daha yeni geldin, delikanlı. Onun için böyle ötüyorsun.— 1936, Cevdet Kudret SOLOK, “Yaşasaydı Ölüler”, Ağaç, 8. sayı, s. 11
- Sarhoşun kusması
- (argo) gizli bir şeyi söylemek
Çekimleme
[düzenle]Deyimler
[düzenle]Çeviriler
[düzenle]Kaynakça
[düzenle]- Kubbealtı Lugatı'nda "ÖTMEK :"