çerçeve
Görünüm
| Ayrıca bakınız: pervaz |
Türkçe
[düzenle]Köken
[düzenle]Ad
[düzenle]çerçeve (belirtme hâli çerçeveyi, çoğulu çerçeveler)

- resim, yazı, ayna vb.ni süslemek veya bir yere asılabilecek duruma getirmek için bunlara geçirilen kenarlık
- Duvarda bir çerçeve asılıdır ki çarpıktır, düzeltemezsiniz. - Refik Halit Karay
- (mimarlık) kapı, pencere ile bunların cam veya tablalarının yerleştirilmiş olduğu kenarlık
- Pencerenin geniş çerçevesi yıldız salkımlarıyla dolu. - Yusuf Ziya Ortaç
- (mecaz) bir konunun, bir düşünce alanının sınırları veya bu sınırlar içindeki alan
- Boğaziçi'nin böyle bir medeniyet çerçevesi içinde geçen hayatı ne güzel ve mükemmeldir. - Abdülhak Şinasi Hisar
- (aletler) beden eğitiminde asılma ve tırmanmalar için kullanılan araç
Çeviriler
[düzenle]çeviriler
Kaynakça
[düzenle]- Türk Dil Kurumuna göre "çerçeve" maddesi
Lazca
[düzenle]Ad
[düzenle]çerçeve
- çerçeve