İçeriğe atla

yılan

Vikisözlük sitesinden

Türkçe

[düzenle]

Söyleniş

[düzenle]
IPA(anahtar): /jɯˈlan/
Heceleme: yı‧lan

Köken

[düzenle]

Eski Türkçe Eski Türkçe yılan sözcüğünden evrilmiştir.

yılan (belirtme hâli yılanı, çoğulu yılanlar)

Yılan
  1. (sürüngenler) Sürüngenlerden, ayaksız, ince ve uzun olanların genel adı; uzun hayvan, yerdegezen
    • Ok yılanı. Su yılanı. Çıngıraklı yılan. Gözlüklü yılan.
  2. Sinsi ve hain
  3. (gök bilimi) Bir takımyıldızın adı.


Sözcük birliktelikleri

[düzenle]

ağaç yılanı, barışçıl yılan, boa yılanı, boyunduruklu yılan, çıngıraklı yılan, deniz yılanı, kör yılan, gözlüklü yılan, ipliksi yılan, karabaş yılan, karayılan, katır yılanı, kızıl yılan, kör yılan, küpeli yılan, mahmuzlu yılan, mercan yılanı, nek yılan, sağır yılan, ok yılanı, su yılanı, zehirli yılan, zehirsiz yılan, uz yılan, yarı sucul yılan yılan balığı, yılan çıyan, yılan çiçeği, yılan derisi, yılan gömleği, yılan hastalığı, yılan ısırığı, yılan kavı, yılan taşı

Atasözleri

[düzenle]

Deyimler

[düzenle]

koynunda yılan beslemek, yılan gibi, yılan gibi sokmak, yılan hikâyesi, koynunda yılan beslemek, uyuyan yılanın kuyruğuna basmak yılanın kuyruğuna basmak

Türetilmiş kavramlar

[düzenle]

Çeviriler

[düzenle]

Ön ad

[düzenle]

yılan (karşılaştırma daha yılan, üstünlük en yılan)

  1. (mecaz) sinsi ve hain
    Gözlerinde ancak annemin bildiği bir yılan ışıltısıyla gülüyor. - Y. Z. Ortaç

Kaynakça

[düzenle]


Ek okumalar

[düzenle]

Gagavuzca

[düzenle]

Köken

[düzenle]

Eski Türkçe jyl

yılan

  1. (sürüngenler, yılanlar) yılan, yerdegezen

Kırım Tatarca

[düzenle]

yılan

  1. (sürüngenler, yılanlar) yılan, yerdegezen

Tatarca

[düzenle]

yılan

  1. (sürüngenler, yılanlar) yılan, yerdegezen

Kaynakça

[düzenle]
  • Eyuboğlu, İsmet Zeki (1998). Türk Dilinin Etimoloji Sözlüğü. İstanbul: Sosyal Yayınlar. ISBN 975-738-472-2.
  • Etymological Dictionaries - Andras Rajki