kucak
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Ad
[düzenle]kucak (belirtme hâli kucağı, çoğulu kucaklar)

- (anatomi) açık kollarla göğüs arasındaki bölüm, aguş
- Kucağımdaki yavrumla yapayalnız kalmıştık. - Sermet Muhtar Alus
- herhangi bir durumun veya şeyin sınırlarının arası, iç
- Oralar her saldırganlıktan korunmuş Türk kucağı idi. - Ruşen Eşref Ünaydın
- (mecaz) ortam, ocak
- On yıl var ayrıyım Kına Dağı'ndan. Baba ocağından, yâr kucağından. - Faruk Nafiz Çamlıbel
Ön ad
[düzenle]kucak (karşılaştırma daha kucak, üstünlük en kucak)
- (ölçü birimleri) açık kollarla göğüs arasına sığabilen miktarda olan
Deyimler
[düzenle]ana kucağı, kucak çocuğu, kucak dolusu, kucak kucağa, kucak kucak, kucaktan kucağa,
Çeviriler
[düzenle]Çeviriler
[düzenle]çeviriler
Kaynakça
[düzenle]- Türk Dil Kurumuna göre "kucak" maddesi
Çağatayca
[düzenle]Ad
[düzenle]Gagavuzca
[düzenle]Köken
[düzenle]Eski Türkçe quc
Ad
[düzenle]kucak
- kucak