titremek
Görünüm
Türkçe
[düzenle]Söyleniş
[düzenle]- Heceleme: tit‧re‧mek
Eylem
[düzenle]titremek (üçüncü tekil şahıs geniş zaman çekimi titrer)
- Küçük ve hızlı salınım hareketleri yapmak; tirildemek.
- "Geçtiği yollarda, incecik ellerine, kahır görmüş köylülerin nasırlı elleri sarıldı, ninelerin dua ile titreyen dudakları dokundu." - Hamdullah Suphi Tanrıöver
- Kasların hızlı ve küçük kasılmalarla sarsılması.
- "Soğuktan mı titriyordum yoksa heyecandan, üzüntüden mi, bilmem." - Sait Faik Abasıyanık
- Sesin kısık ve kesik çıkması.
- "Gözleri fırlamış, dudakları morarmıştı, elleri titriyor, sedası titriyordu." - Ahmet Hikmet Müftüoğlu
- Çok üşümek.
- Dışarının asfalt eriten sıcak günlerinde bile burada battaniye altında titreriz.— Eylem ATA GÜLEÇ, 2024, Yanımda Kal, s. 11, Yapı Kredi Yayınları
- (optik) Işığın aralıklı olarak gücü azalıp çoğalması.
- (mecaz, duygular) Birinden veya bir şeyden korkmak, korkuya kapılmak.